A.Ş.’de bulunan 8000 adet hissesinin tamamını oğlu davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, gerçekte bağış niteliğinde olan devrin Türk Borçlar Kanununun 19. maddesinde düzenlenen muvazaa nedeniyle sakat olduğunu ileri sürerek, mirasbırakan tarafından davalı ...'a devredilen 8000 adet şirket hissesinin miras payı oranında iptali ile anonim şirket kayıtları ve ticaret sicil kayıtları nezdinde ortaklığının tesciline, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş; birleştirilen davada ise, mirasbırakan babasının 38017 ada 8 parsel sayılı taşınmazını vekil kıldığı oğlu Hakan (asıl davada davalı) aracılığıyla oğlu davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranın tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir. II....
İş nolu dosya ile delil tespiti davası açıldığını, aracın gizli ayıp olduğu kanaatine varıldığını bu nedenle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde taraflar arasındaki satış sözleşmesinin iptali ile ödenen 180.000,00 TL bedelin harcanan servis bedelleri ve masraflarının ve aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle uğranılan zararın temerrüd tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ........
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi gereğince uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi....
Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemlerin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK'nın 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu açık olup mahkemenin bu açıklığa rağmen İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelemesi isabetli değildir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar....
19. Hukuk Dairesi 2015/12186 E. , 2016/3128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin noter satış sözleşmesi ile ... plakalı çekiciyi ve ... plakalı römorku davalıya sattığını ve bu satışa ilişkin iki adet fatura düzenlediğini, davalının satış bedelini ödememesi nedeniyle davalı aleyhine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
a 20.04.2011 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, Sonay'ın da çekişme konusu payı diğer davalı ...'e 06.12.2012 tarihinde satış yoluyla devrettiği görülmektedir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237....
Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Hükme esas alınan 17.02.2014 günlü bilirkişi kurulu raporunda dava konusu payların toplam 134.962 TL olarak tespit edilen değeri önalım bedeli olarak kabul edilerek davacıya masraflarla birlikte 138,144,5 TL depo ettirilmiştir. Keşifle belirlenen bedel, bedelde muvazaa iddiasını tek başına kanıtlamaya yeterli olmayıp davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem taşımaktadır. Dolayısıyla, davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle, mahkemece TMK’nın 734. maddesi uyarınca dava konusu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafın toplamından oluşan önalım bedelinin hükümden önce belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiştir. Ayrıca dava konusu hissenin üzerinde ......
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre; aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava Türk Borçlar Kanununun 19.maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı temlik işleminin iptali istemine ilişkindir. Bir dava da öne sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir. (HMK'nun madde 33)Somut olayda dava dilekçesindeki ileri sürüş biçimine ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı beyanlara göre dava hukuksal nitelikçe Türk Borçlar Kanununun 19 maddesinin özüne ve sözüne uygun muvazaaya nedeniyle iptal istemine ilişkindir. Kural olarak 3.kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir....
Noterliğinin 24.08.2010 tarih 17130 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile kayden maliki olduğu dava dışı 988 ada 11, 12, 13, 14 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazların satışı konusunda davalının oğlu olan dava dışı ...’yu vekil tayin ettiği, anılan dayanak vekaletname uyarınca dava dışı 988 ada 11, 12, 13, 14 parsel sayılı taşınmazların 20.02.20213 tarihinde, yani ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlenme tarihinden sonra dava dışı ... ve ... Vakfına satış yoluyla devredildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir....


