Mahkemece, değerler arası farkın tek başına muvazaa olgusunu kanıtlamadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin karar Dairece; ‘’ Somut olaya gelince, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı, murisin ölümüyle doğan bir hak olup, davacının imzasının bulunduğu ''Karşılıklı İbranamedir'' başlıklı belgenin içeriği itibariyle düzenlendiği tarihte (davalı taraf bu belgenin çekişme konusu temlikten 16 ay sonra düzenlendiğini beyan etmiştir.) mirasbırakanın henüz sağ olduğu ve davacının mirasçı sıfatını kazanmadığı, doğmamış haktan vazgeçilemeyeceği, kaldı ki yine belge içeriğine göre; davalının, bir dönem murisin ve davacının avukatlık görevini ifa etmesi sebebi ile bu ilişkilerinden dolayı davalının kendi adına ve vekili olduğu mirasbırakan adına davalıyı ibra etmesine yönelik düzenlenmiş olduğu belgeye, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı açılan eldeki dava bakımından değer verilemeyeceği açıktır....
Birleşen 2009/32 sayılı dosya BK 19’a (muvazaa hukuksal nedenine ) dayalı olarak açılmış olup, mahkemece BK 19 a göre değerlendirme yapılması gerekirken davanın nitelendirmesi İİK 277 ve davamına göre yapılıp davacı tarafından açılmış icra takibinin bulunmaması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Ayrıca davalı ... mirasçılarının da mirası reddetmesi sebebi ile davacının en yakın mirasçılarının mirası reddettiğinin anlaşılmış olmasına göre; konunun iflas hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, mahkemece tereke dosyasının akıbeti beklenerek, tasfiye memuru atanıp atanmadığının belirlenmesi, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerekirken, açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hükümde isabetli görülmemiştir. 4- Kaldı ki; Yargıtay 13....
Davacı vekilinin Kozan İcra Dairesinin 2014/2519 Esas ve 2015/3819 Esas sayılı dosyalarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi kapsamında muvazaa hukuksal nedenine dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir. Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır....
Muvazaa davası ayni bir dava olup üçüncü kişi konumunda olan alacaklılar da bu davayı açarak görünürdeki işlemin muvazaa nedeniyle hükümsüz olduğunun tespitini isteyebilir. Taşınmaza ilişkin muvazaa davalarında hâkim tapu kaydının borçlu adına düzeltilmesine karar verir. Alacaklı bu hâlde ilamı icra dairesine sunarak dava konusu taşınmazın borçlunun borcundan dolayı haczedilmesini isteyebilir. Bu hâlde ayrıca bir iptal davası açmasına gerek kalmaz. Tasarrufun iptali davasının kabulü hâlinde davacı davaya konu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder ve dava konusu taşınmaz ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine mahal olmadan o tasarrufun haciz ve satışını isteyebilir. (İİK m.283/1) BK 19. maddesine dayalı muvazaa davası ile muvazaa nedeni ile hüküm ve sonuç doğurmayan işlemlerin iptali istenir....
İcra Müdürlüğü'nün 2006/3396 sayılı dosyasında icra takibine giriştiğini, fakat alacağını tahsil edemediğini, haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunu davalıların alınan ihtiyati haciz kararını etkisiz kılmak için 17.4.2006 tarihli istihkakların temliki işlemini yaptıklarını belirterek İİK'nun 277. maddesi uyarıca yapılan temlik işleminin iptalini istediği, mahkemece anılan dava sonunda verilen kararla İİK'nun 277.maddesi uyarınca tasarrufun iptali davası açılabilmesi için kesinleşmiş bir alacak ve icra takibi bulunması gerektiği; oysa dava dayanağı icra takibinin İcra Hukuk Mahkemesince teminat çekinin tahsile konulmayacağı gerekçesiyle iptaline karar verilip kesinleştiğinden İİK'nun 277.maddesinin aradığı dava şartı olmadığından istemin reddedildiği ve kararın 17.Hukuk Dairesi'nce onanarak kesinleştiği, bu durumda eldeki davayla önce açılan ve sonuçlanın ....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ; Dava, TBK'nun 19. (818 sayılı BK'nun 18.) maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Muvazaa hukuksal sebebine dayalı iptal davalarında kural olarak 3. kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü, danışıklı bir hukuki işlem ile 3. kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak 3. kişinin danışıklı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan alacaklı olması ve danışıklı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekir. Muvazaa davası, borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır....
Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerektiği, somut olayda, mahkemece dava Türk Borçlar Kanununun 19 maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali davası olarak değerlendirilmiş ise de varılan sonuç dava dilekçesine, davacı vekilinin yargılama sırasındaki yazılı ve sözlü anlatımlarına uygun düşmediği, mahkemece yapılması gereken işin davanın İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilerek yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince dava ön koşulları ve iptal şartları yönünden taraf delillerinin değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu; kabule göre de, davalı .... dava konusu tasarrufların tarafı olmadığı halde...
İcra Müdürlüğünün 2011/3266 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını ve bu taşınmaz ile ilgili olarak tasarrufun iptali davası açtığını, yargılama neticesinde mahkemenin 2012/123 karar sayılı kararı ile tasarrufun iptali kararı verdiğini ve bu kararın Yargıtayca onandığını, Sakarya 5. İcra Müdürlüğünün 2011/3266 sayılı dosyası kapsamında davalılar arasında yapılan icra takibinin muvazaalı olduğunu, davalı ...'in icra takibine konu ettiği alacağın gerçekte var olmadığını, takibe dayanak yapılan sözleşme ve senetlerin sonradan geçmişe dönük olarak düzenlendiğini belirterek davalıların muvazaalı olarak yaptıkları Sakarya 5. İcra Dairesinin 2011/3266 sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2....
İcra Müdürlüğü’nün 2016/... E. Sayılı icra takip dosyası, Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/1020 Esas sayılı dosyası, ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, TBK'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 33. maddesine göre Hakim, Türk Hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki davacı vekilinin sözlü ve yazılı açıklamalarına göre dava niteliği itibari ile TBK'nun 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır....


