gören alacaklının, alacağını elde etmesi amacıyla dava açarak tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlaması şeklinde tanımlanabileceği, iptal davaları ile güdülen amacın; bir alacağın tamamının yada bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsil etmek olduğu, ayrıca 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında alacaklı tarafından yapılan ve kesinleşen bir icra takibinin bulunması, bu takip sırasında alacağını tahsil edememesi ve dava açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmemesi davanın ön koşulu olduğu,somut olayda; davacı tarafından davalı ... hakkında icra takibi yapılmış ve kendisine ait taşınmazı alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla diğer davalı ...'...
Dava, Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi (Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi) kapsamında muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil istemine ilişkindir. Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak ikiye ayrılmaktadır: Mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar....
ın İcra Müdürlüğüne giderek takibi kesinleştirmesi dikkate alındığında davalıların davacı alacağının tahsiline engel olmak için muvazaalı işlem yaptıkları yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davalı ... tarafından Antalya 11 İcra Müdürlüğünün 2011/1046 sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin muvazaalı olması nedeniyle iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava TBK'nun 19.maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı temlik işleminin iptal istemine ilişkindir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Eldeki dava, davacının alacağının tahsiline yönelik açıldığından İİK 283/1 madde kıyasen uygulanarak davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak ve sadece davacının alacaklı olduğu ... ve Unlu Mam. Loj. Gıda İnş....
Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı açılmış tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır....
(Türk Borçlar Kanununun 19.maddesi) maddesi uyarınca muvazaalı işlem yapıldığı iddiasına dayalı tapu kayıtlarının iptali ile borçlu adına tescili istemine ilişkindir. Bir davada taraflarca ileri sürülen maddi olguların hukuki değerlendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hâkimin doğrudan görevidir. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla BK 18. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzelsel bakıldığında tasarrufun iptali davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277.maddesinde sözü edilen tasarrufun iptali davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar....
e ait tek taşınmaz ve banka hesaplarının icra müdürlüğünü bildirilerek bunlara haciz konulmasını sağlamış olması karşısında ortada gerçek bir alacak bulunmadığı ve BK'nun 18.maddesi anlamında(TBK'nun 19) sırf davacının alacağına kavuşmasını engellemeye matuf olup muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ..İcra Müdürlüğünün 2010/5186 sayılı dosyasından davalı ... tarafından davalı borçlu ... aleyhine yapılan icra takibinin muvazaalı olması nedeniyle iptaline (davacı alacaklı şirketin alacağı yönünden sıra cetvelinde nazara alınmamasına) karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava TBK'nun 19 maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde ve davanın hukuki nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ......
Hukuk Dairesinin 18.11.2014 tarihli ve 2013/12520 Esas, 2014/16153 Karar sayılı ilamı ile; “Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre davanın niteliği itibariyle TBK 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de taraf teşkili sağlanmadan kurulan hükmün isabetli görülmediği, mahkemece yapılması gerekenin davacıların alacaklı olduğu dava dışı borçlu ...’a dava dilekçesinin ve duruşma günün tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması, bildireceği delillerin toplanması ve sonucuna göre dava konusu 01.12.2012 tanzim 11.03.2012 vadeli 25.000,00 TL meblağlı senet ile bu senede dayalı olarak yapılan 2012/2234 sayılı takip dosyasının muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi, muvazaalı olduğu belirlendiği takdirde İİK 283/1 madde kıyasen uygulanarak davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olarak dava konusu muvazaalı senet ve bu senede dayalı takibin iptali ile muvazaalı...
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, mirasbırakan...., 3 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 3 nolu bağımsız bölümlerini davalıya satış suretiyle temlik etmesi nedeniyle, davalıya karşı muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açtığını, ..... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/316 Esas, 2009/112 Karar sayılı kararı ile dava konusu bağımsız bölümlerin 3/12 payının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, kararın tapu siciline tescili için harç ödemek zorunda kaldığını, bu yüzden ödemek zorunda kaldığı tapu harçlarının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürüp, davalı tarafından icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalının asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesi istemiştir....
Hukuk Dairesi’nin 18.11.2019 tarih, 2017/2488 Esas ve 2019/10763 Karar sayılı bozma ilamında; "Davanın, terditli olarak açılan, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali, olmadığı takdirde BK'nun 19. maddesine dayalı muvazaalı işlemlerin iptali istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulmuş İİK'nin 105. maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliği taşıyan haciz tutanağı dosya içerisinde bulunmadığından tasarrufun iptali davası yönünden ön koşul yokluğundan davanın reddine karar verilmesi, BK'nun 19.maddesine göre muvazaa hukuksal nedenine dayalı davalarda ise işlemin iptali için sadece üçüncü kişinin değil aynı zamanda dördüncü kişi var ise ona yapılan işlemin de muvazaalı olduğunun ispatlanması gerektiği, davalı 4.kişi ...’nin kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davasından farklı olarak bu davaların bedele dönüşmesinin söz konusu olmadığı dikkate alınarak, mahkemece davanın reddine karar...
Dava dilekçesinin konusu, maddi olguların anlatılış biçimi ve netice-i talep kısmından da açıkça anlaşılacağı gibi dava BK’nın 18. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Bu durumda ortada İİK’nın 277 vd. maddelerine göre açılmış bir dava bulunmadığı için, o maddelerdeki koşulların varlığını aramaya gerek yoktur. Muvazaa iddiasına dayalı iptal davaları her zaman açılabilir. Çünkü muvazaa iddialarında "hak düşürücü süre" ya da "zamanaşımı süresi" söz konusu olmaz. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek tarafı bulunmadıkları tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü muvazaa onlara karşı işlenmiş haksız eylem niteliğindedir. Muvazaalı işlemin hiçbir hüküm doğurmayacağı, muvazaa sebebinin ortadan kalkması veya bir zaman geçmesiyle görünüşteki işlemin geçerli hâle gelmeyeceği kuşkusuz bulunduğundan muvazaa iddialarında zamanaşımı da söz konusu olmayacaktır....


