in cezaevinden gönderdiği 03.09.2010 günlü temyiz dilekçesinin yasal süresi içinde verildiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine dair hukuki değerden yoksun 22.09.2010 günlü Ek Kararın kaldırılarak işin esasına ilişkin inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında sanığın savunmasının tespiti için sanığın 04.05.2007 tarihinde Zile Asliye Ceza Mahkemesinde talimatla alınan savunmasında bildirdiği adres olan “...” adresi yazılarak Turhal Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılması gerekirken, sanığa ait olmayan “...” adresine talimat yazılması nedeniyle savunmasının alınamadığı ve bu haliyle karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanmış olması, 5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden...
hükmedilmesi gerekirken eksik ceza tayini, 2- TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK' nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine 25/05/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
un tanık sıfatıyla dinlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, 3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun, sanığın kendi alt soyu haricindeki kişiler yönünden, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
karşısında, mahkemenin gerekçe kısmında ona ait olduğunun kabulü ile karar vermesi, b) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanıkların sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2016 gününde oybirliği ile karar verildi....
Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının hiçbir şekilde mirastan feragat etmediğini, davalılar tarafından buna ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir delil de bulunmadığını, tarafların yaşamış olduğu ilçenin coğrafi ve kültürel durumu da dikkate alındığında gelenek–görenek olarak kız çocuklarına mirastan pay verilmediği de göz önüne alındığında davalıların davacıya mirastan pay vermek istemediği hususunun anlaşılacağını, davacının taşınmazların kadastro işlemi sırasında davalılar lehine tescil edilmesine rızasının bulunmadığını, dinlenmiş olan davalı tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanıkların da aynı coğrafyada ve kültürel ortamda yaşayan, kız kardeşlere pay verilmemesini düşünen insanlar olduğunu, davalılar tarafından dosyaya sunulmuş yasal şartları taşıyan geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinin bulunmadığını, murisin taşınmazları erkek çocuklar arasında paylaştırdığına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, davacının Anayasa...
Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının hiçbir şekilde mirastan feragat etmediğini, davalılar tarafından buna ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir delil de bulunmadığını, tarafların yaşamış olduğu ilçenin coğrafi ve kültürel durumu da dikkate alındığında gelenek–görenek olarak kız çocuklarına mirastan pay verilmediği de göz önüne alındığında davalıların davacıya mirastan pay vermek istemediği hususunun anlaşılacağını, davacının taşınmazların kadastro işlemi sırasında davalılar lehine tescil edilmesine rızasının bulunmadığını, dinlenmiş olan davalı tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanıkların da aynı coğrafyada ve kültürel ortamda yaşayan, kız kardeşlere pay verilmemesini düşünen insanlar olduğunu, davalılar tarafından dosyaya sunulmuş yasal şartları taşıyan geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinin bulunmadığını, murisin taşınmazları erkek çocuklar arasında paylaştırdığına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, davacının Anayasa...
Sebebin varlığı ispat edilmemiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir" hükmü ile uygulama yapılmasını ve bu kapsamda davacının saklı payını almasını talep ettiklerini, dava konusu vasiyetname içeriğinden murisin davalı ... dışındaki diğer mirasçılarının da ancak saklı payları oranında mirastan pay alabileceklerini ifade ettiğini belirterek, davanın reddini dilemişlerdir....
Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının hiçbir şekilde mirastan feragat etmediğini, davalılar tarafından buna ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir delil de bulunmadığını, tarafların yaşamış olduğu ilçenin coğrafi ve kültürel durumu da dikkate alındığında gelenek–görenek olarak kız çocuklarına mirastan pay verilmediği de göz önüne alındığında davalıların davacıya mirastan pay vermek istemediği hususunun anlaşılacağını, davacının taşınmazların kadastro işlemi sırasında davalılar lehine tescil edilmesine rızasının bulunmadığını, dinlenmiş olan davalı tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanıkların da aynı coğrafyada ve kültürel ortamda yaşayan, kız kardeşlere pay verilmemesini düşünen insanlar olduğunu, davalılar tarafından dosyaya sunulmuş yasal şartları taşıyan geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinin bulunmadığını, murisin taşınmazları erkek çocuklar arasında paylaştırdığına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, davacının Anayasa...
halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, suça konu faturaları kullanan mükellefler ile sanığa ait defter ve belgeler üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılarak, faturaların gerçek alım satım karşılığı olup olmadığının, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile toplanan tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Kabule göre de; Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri...
çıkartılarak yerine "TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkilerinin koşullu salıverilme tarihine, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2-Kamu malına zarar verme suçu yönünden yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın sorgusunda zarar gidereceğini beyan etmesi, şikayetçi ...' in sanığın zararı gidereceğini söylediğini beyan etmesi nedeniyle sanığa bu hususta süre verilmiş olması; sanığın temyiz dilekçesinde zararı karşıladığını belirtmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti...


