WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Bu durumda, mirasbırakan tarafından temlikin mal kaçırma amaçlı yapılmadığı, kadastro tespiti öncesinde taşınmazın 11.03.1982 tarihli harici satış senedi ile mirasbırakanın dava dışı oğlu ...’e satıldığı ancak kadastro tespiti sırasında taşınmazın mirasbırakan adına tespit edildiği, mirasbırakanın taşınmazı kadastro tespitinden sonra oğlu ...’e devretmek istediği ancak ...’in isteği üzerine taşınmazın kızı olan davalıya devredildiği, harici senedin satışın belgesi olduğu ve temlikin harici satışın resmiyete dökülmesi amacıyla yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca temlikin mal kaçırma amaçlı yapılmadığı anlaşıldığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.'' gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda feragat eden davacılar ... ve ... ile diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir....

, sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoy dışındakiler bakımından ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi, b- Sanıklar hakkında TCK'nın 188/3. maddesine göre hüküm kurulurken, hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar ...ve ... ile müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

in veya beraat eden diğer sanığın valiz içerisinde bulunan eşyaların müştekilere ait evden çalındığını söyleyip söylemediklerinin tutanak içeriğinden anlaşılamaması sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti için 18/10/2011 tarihli tutanağı tanzim eden polis memurları ... ve ...'ün mahkemece tanık sıfatıyla dinlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasında (a,b,d,e) ve c bendindeki kendi altsoyu dışındaki kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun ise, koşullu salıverilmesine kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'...

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı; sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412...

; dosya kapsamından suça konu çeklerin sanık tarafından borcuna karşılık aynı anda katılan şirkete verildiği, bu itibarla zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı, ancak belge sayısı ve çeşitliliğinin TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği gözetilmeden TCK'nun 43. maddesinin tatbiki ile cezada artırıma gidilmesi, b)TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321....

ın savunmasının alındığı 12.12.2012 tarihli celsede CMK'nın 191/3-b maddesi uyarınca iddianame ve ekleri okunmadan ve CMK’nın 147. maddesindeki hakları hatırlatılmadan sorgusu yapılarak savunma hakkının kısıtlanması, b-Terör örgütüne üye olmak suçunun temadi eden suçlardan olması, 14.02.2011-14.10.2011 tarihleri arasında uygulanan iletişimin tespiti sonucunda elde edilen tapelerin hükme esas alınması, 09.03.2012 tarihinde savcılıkta ifadesi alınmakla hakkındaki suçlamayı öğrenen sanık hakkında 24.07.2012 tarihli iddianame ile dava açılması ve UYAP sorgulamasına göre sanığın Ankara Batı 2....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.04.2012 gününde verilen dilekçe ile tereke tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, terekenin tespiti isteğine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin eşi miras bırakan ... adına ......

Dava konusu taşınmazların son tapu kayıtları getirtilerek mirasbırakan Feramez’den muvazaalı temlik nedeniyle davalılara intikal eden payların tespiti, gerekirse bilirkişi kurulundan bu hususta rapor alınması, mülkiyet hakkının ihlal edilmemesi için dava konusu taşınmazlarda davacı ...’nin miras payının davalılara hangi oranda yansıdığının aydınlatılması sonucunda bir karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davalıların payının bulunmadığı 353 parsel sayılı taşınmazın iptal ve tescile konu edilmesi yerinde olmadığı gibi hükmün 13. bendinde 346 sayılı parsele ilişkin kurulan hükümde ... ’a intikal eden pay yönünden iptal ve tescile karar verilmiş ise de; eldeki davada Mustafa Koç isimli bir davalının bulunmadığının gözetilmemesi de hatalıdır....

a satış suretiyle devrettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazdaki 1/2 paya ilişkin tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, mirasbırakanın ölümünden sonra 27.07.1996 tarihinde kalan malları paylaştıklarını, tüm mirasçıların aynı tarihli bir belge ile çekişmeli taşınmazın bedeli karşılığı satıldığını bu taşınmaz hakkında ileride herhangi bir hak iddia etmeyeceklerini bildirdiklerini, temlikin gerçek satış işlemi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...'...

in maliki olduğu 8 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün 1/2 payını mirastan mal kaçırmak amacıyla eski eşi davalıya satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini, ayrıca Datça ve Dikili'de bulunan 3 parça taşınmazın da bedellerini ödediği halde davalı üzerine tescil ettirdiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal-tescil veya tenkis isteğinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, taşınmazları kendi kazanımları ile satın aldığını, boşanma protokolünde de taşınmazların kendisine ait olduğunun kabul edildiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliki işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davada tapu iptal tescil isteminin kabulüne, birleşen davada tenkis isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir....

UYAP Entegrasyonu