Mahkemece, davacı vekilinin yargılama sırasında dava konusunun çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiği iddiasına dayalı takibin iptali istemine ilişkin olarak ıslah ettiği, menfi tespit davasının, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için açılan dava olduğu, menfi tespit talebi içermeyen çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiği iddiasına dayalı takibin iptali isteminin, İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde icra hukukunda öngörülen usûl gereğince yerine getirilebileceği, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı ve hukuki yarara ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davalı, icra takibinin Muş İcra Müdürlüğünde başlatıldığından davada Muş Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak ise, davacının 7 adet çeki kaybolmasına rağmen sadece kendisinde bulunan çek nedeniyle dava açtığını, çeki dava dışı Hüseyin Yıldırım isimli şahıstan yapmış olduğu ticaret nedeniyle aldığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında yetkili mahkemenin icra takibinin yapıldığı yer ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinin olduğu, davacının yetkisiz yerde dava açması durumunda seçim hakkının davalıya geçtiği, davanın görülmesinde yetkili mahkemenin Muş Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece, bononun vadesinin 15.11.2005 olmasına rağmen icra takibinin üç yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 02.11.2009 tarihinde yapıldığı, yapılan itiraz üzerine icra takibinin durması nedeniyle itirazın iptali davasının 20.10.2010 tarihinde açıldığı, bu nedenle takip tarihi itibariyle bononun zamanaşımına uğradığı, bonodan dolayı 3 yıl içinde takip yapılması gerektiği, borçlu (davalının) ödeme emrine itirazında zamanaşımına def’ini ileri sürmese dahi itirazın iptali davasında bu def’iyi ileri sürebileceği, geçerli bir genel haciz yoluyla takip yapılmasının itirazın iptali davasının koşullarından olduğu, itirazın iptali davası sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilse dahi bononun vadesini takip eden 3 yıldan sonraki bir yılda açılmadığı, davalının süresinde davaya karşı zamanaşımı def’inde bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir....
Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/724 E. sayılı dosyasında davalı hakkında davaya konu olayla ilgili senet yağması ve tefecilik suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, ceza mahkemesince sabit görülen yağma ve tefecilik vakıasının menfi tespit davasına konu senedin iptali/geçersizliği sonucunu doğuracağı, icra takibinin tedbiren durdurulmaması halinde müvekkilin gayrimenkulünün davalı tarafından haksız yere icraen satılacağı nazara alınarak ileride telafisi güç veya imkansız zararların oluşmasını engellemek için icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını talep etmiştir....
E. sayılı dosyasından kaynaklı olarak, icra takibinin tarafı olmayan davalı müvekkili şirket aleyhine işbu icra takibinden kaynaklı olarak menfi tespit ve istirdat davası açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, yine itirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı hukuki sebebe dayanarak menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığının kabul edildiğini, İzmir 20.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına ilişkin itirazın iptali davasının açılmasından sonra ... tarafından açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğundan da reddinin gerektiğini, anılan nedenlerle, diğer tüm başvuru ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: İcra Dosyası : İzmir ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ......
Kabul tarihi 28.03.2023 olan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 31.maddesi ile de 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş olup ayni yasanın geçici 1. Maddesi ile "... 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır. " hükmü getirilmiştir....
Yargıtay bazı kararlarında ödeme emrine itiraz eden borçlunun icra takibi mevcut olduğu sürece borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiştir; “ Borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durması alacaklının takibe devam etmeyeceği anlamına gelmez.İtiraz icra takibini ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, icra takibinde önce de menfi tespit davası açılması mümkün olduğuna ve davalı alacağın varlığını bu davadan önce iddia etmiş bulunmasına göre, bu davanın iddia ve savunma çerçevesinde incelenerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı nedenle mahkemece ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.(11. H.D. 30.11.1982, 6501/7252)....
Davacı vekili ihtiyati tedbir kararına ilişkin 13.12.2012 ve 18.12.2012 tarihli ek kararları temyiz etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davacının borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin hile nedeniyle iptali isteğine ilişkin açmış olduğu davadan sonra, davalı alacaklı ... İcra Müdürlüğünün 2012/965 Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır. İİK'nun ve 72/2. maddesi gereğince "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir."...
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçelerinde itirazın iptali, borçlu olunmadığının tespiti ve icra takibinin iptali istenilmiştir. Mahkemece menfi tespit davasının reddine, diğer davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 17.7.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları menfi tespit davasında her iki senetten dolayı 1.500.000.000 TL borçlu olmadıklarına karar verilerek kesinleştiğini, davalının haksız tahsil ettiği paranın faiz ve fer'ileriyle birlikte tahsili için başlattıkları icra takibinin itiraz sonucu durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, alacağın icra marifetiyle 24.08.1999 tarihinde tahsil edilmesine rağmen menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülmediğini, istirdat davası için yasada öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir....


