. - [16158-51565-37993] UETS DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 10/08/2022 KARAR TARİHİ : 27/04/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; ilamsız takip türü ile müvekkili aleyhine başlatılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun Bursa 8. İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. Sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptali ve % 20 den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar teminat karşılığı tedbir yoluyla durdurulması, hacizlerin kaldırılması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep ve dava etmiştir....
Esas sayılı icra takibinin başlatıldığı, davacıların ise eldeki menfi tespit davasını açılmasından önce 20.09.2024 tarihinde sözkonusu icra takibine konu alacağa ilişkin olarak menfi tespit davası öncesi arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakta olup, aynı icra takibinde esas yönünden sonradan ödeme emri düzenlenmiş olması menfi tespit davasının takipten önce açıldığı şeklinde değerlendirilemez. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin menfi tespit davasının esas takipten önce başladığının ihtiyati tedbir yoluyla icra tabinin durdurulması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak, davacılar vekilinin dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebinin öncelikle icra takibin durdurulmasına, mahkemede aksi kanaat hasıl olması halinde icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.06.2006 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit, ipoteğin fekki ve %40 icra inkar tazminat ve icra takibinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Yerel mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 26.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl dava (menfi tespit) ve birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı kooperatif vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Asıl davada, davacı ... vekili, müvekkilinin davalı ... Ltd. Şti. ile yapmış olduğu sözleşme gereği davalı kooperatifin 68 dairesinin PVC işini yaptığını ve karşılığında 103 no'lu üye olarak kaydolduğunu, tüm ödemelerini yaparak dairenin tapusunu aldığı halde davalı kooperatifin 86.800,00 TL aidat, 8.560,00 TL şerefiye giderinin tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlattığını ileri sürerek, müvekkilinin kooperatife borcu olmadığının tesbiti ile icra takibinin iptalini talep ve dava etmiştir....
Kanunun 72. maddesinde teminat mukabilinde takibin durdurulması, icra takibinden sonra menfi tespit davası açılmış olması halinde yine teminat mukabilinde icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi için tedbir kararı verilebileceğine ilişkin düzenleme mevcuttur. İpoteğin iptali hakkında dava açılmış olması, hiçbir şekilde başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesini gerektirmez. Bu husus nazara alınmadan icra takibinin iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.03.2015 (Salı)...
Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.10.2011 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit, icra takibinin iptali ve ipoteğin fekki, birleştirilen davada 30.07.2012 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; önceki kararda direnilmesine, asıl dava ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 11.12.2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleştirilen dava davacısı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dava menfi tespit, icra takibinin iptali ve ipoteğin fekki, birleştirilen davadaki dava ise itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, davacı adına kayıtlı Mersin 1....
-TL sebepsiz zenginleştiği, icra takibinin bu kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde yapıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, protokol nedeniyle ödenen paranın iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. 31.03.2010 tarihli protokol uyarınca ... 15.000,00.-TL'yi kayıtsız şartsız ...ı'na ödemeyi kabul etmiş ve bu parayı bankaya ödemiştir. Protokolde adı geçen çek ile ilgili, dava dışı keşideci ... Basım ve Tasarım ...Ltd. Şti. tarafından banka aleyhine açılan menfi tespit davası keşideci lehine sonuçlanmıştır. Keşidecinin bu çek nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmiş ve karar da kesinleşmiştir....
Asliye Hukuk Mahkemesince, İcra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında genel yetki kuralının uygulanacağı, İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ise borçlunun , icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde ya da alacaklının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde menfi tespit davası açabileceği nazara alındığında davacı borçlunun İcra takibinden sonra açmış olduğu menfi tespit davasında ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olacağıdır. Kaldı ki İİK'nın 72/son maddesinde " Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. " şeklinde yetki düzenlemesi yapılmış olup, bu düzenlemede yer alan yetki kurallarına göre anılan yetki kuralı kesin yetki niteliğinde değildir. Davalı Şirket vekili cevap süresi içinde yetki itirazında bulunmuş olduğu ve yetki itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. ... 1....
Yargıtay bazı kararlarında ödeme emrine itiraz eden borçlunun icra takibi mevcut olduğu sürece borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiştir; “ Borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durması alacaklının takibe devam etmeyeceği anlamına gelmez.İtiraz icra takibini ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, icra takibinde önce de menfi tespit davası açılması mümkün olduğuna ve davalı alacağın varlığını bu davadan önce iddia etmiş bulunmasına göre, bu davanın iddia ve savunma çerçevesinde incelenerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı nedenle mahkemece ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.(11. H.D. 30.11.1982, 6501/7252)....
(HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K., 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 ve 2015/7-917 E-2017/265 K. sayılı İlâmları) Somut olaya gelince, davacı vekilinin 08.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile; tapu iptal ve tescil talebinin yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen menfi tespit ve takibin iptali isteklerinin de hükme bağlanmasını istediği, mahkemece davacının menfi tespit ve takibin iptali istemleri de kabul edilmek suretiyle tapu iptal ve tescil hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, davacı, takibe konulan 60.000-TL bedelli senedin davalı tarafından sonradan doldurulduğunu, davalıya olan borcunu ödemesine rağmen senedin takibe koyularak maliki olduğu taşınmazların cebri satış suretiyle usulsüz olarak edinildiği iddiasını ileri sürmüş, davalı taraf ise davacının borcunu ödemediği savunmasına bulunmuştur....


