Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi üzerine mahkemece, 02.03.2012 tarihli ara karar ile, iş bu alacak davası sonuna kadar, davalı adına tapuda kayıtlı taşınmazlara 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş ancak davalı tarafın 23.05.2012 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmesi üzerine mahkemece, davalıya ait taşınmazlardan 1 parsel sayılı taşınmaz kaydına konulan tedbir baki kalmak kaydıyla diğer taşınmazlar kaydına konulan tedbirlerin kaldırılması cihetine gidilmiş, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 382/d maddesinde göre; ihtiyati tedbir, çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmış, 387. maddede ise "iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabileceği " belirtilmiştir.Ancak, istinaf mahkemeleri henüz faaliyete geçmemiş, aynı konunun geçici 3.maddesi gereğince "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235...
(Muhalif) İştirak nafakasının arttırılması ile ilgili yerel mahkeme kararının onanması konusunda değerli çoğunlukla aramızda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Mahkeme, daha önce evli olan tarafların boşanmaları sonucu, velayeti anneye bırakılan ortak çocukla baba arasında kurulan kişisel ilişkinin, çocuğun psikolojik durumunu olumsuz etkilediği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu sonuç, bir ebeveyn için; ağır bir karardır. Velayetin kullanılması ile ilgili olarak Türk Medeni Kanununda "koruma önlemleri" getirilmiştir (TMK md. 346-347). Açıklanan Yasa maddelerindeki koruma önlemleri sınırlı sayıda açıklanmamıştır. Hakimin, başvuru halinde çocuğun menfaatine en uygun düşecek önlemi araştırması ve uygulaması gerekir. Velayet hakkının veya kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması en son uygulanacak önlemlerdendir. Bunlardan önce, ara önlemler alınmasına yasal bir engel yoktur....
DAVA TÜRÜ : Takibin İptali Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Temyiz talebi, Uşak İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.08.2015 tarih, 2015/... Esas sayılı, tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine dair ara kararına yöneliktir. İcra Mahkemesi'nce verilen tedbir kararları HMK'nun 389 ve bu maddeyi izleyen maddeler kapsamında ihtiyati tedbir kararı olmayıp, İcra ve İflas Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiş takip hukukuna özgü bir karar niteliğinde bulunduğundan, HMK'nun ihtiyati tedbirle ilgili verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurulacağına ilişkin hükümleri uygulanamaz....
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
(X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum....
Çünkü, dosyanın işlemden kaldırılması ve buna ilişkin olarak kurulan ara karar, doğrudan mazeretin reddine ilişkin ara kararına ve davalı yanın davayı takip etmeyeceklerine ilişkin beyanına bağlıdır. Bu açıdan, mazeretin reddi ile karşı tarafça doğrudan bir usuli kazanım elde edilmiş olduğundan söz edilemez. Bir başka açıdan bakıldığında, mahkemece mazeretin yerinde görülmesi halinde, dosyanın işlemden kaldırılması gibi bir ara kararının kurulması söz konusu olamayacağı için mazeretin reddine ilişkin ara kararın, tek başına, davalı yararına usuli kazanılmış hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Şu halde, o tarih itibariyle henüz nihai hüküm de verilmemiş bulunmasına göre, mazeretin reddine ilişkin ara karardan dönülebilmesi mümkün olup savunma hakkının tesisi bakımından, mahkemece, öncelikle bu ara karardan rücu edilerek yargılamaya devam olunmasında usule aykırı bir durum bulunmadığı kanısındayım....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin 21/11/2024 tarihli ara kararı ile; "İhtiyati hacze itiraz eden Davalı ....... Et ... Ltd. Şti'ye Mahkememiz ihtiyati haciz arar kararının 14/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, yasal itiraz süresi 7 günlük sürenin son gününün 21/05/2024 tarihi olduğu ve davalı ....... Et ... Ltd. Şti. vekilinin 28/10/2024 tarihinde ihtiyati hacze itiraz dilekçesini Mahkememize sunduğu, süresi içinde itirazda bulunmadığından, davalı ....... Et. ... Ltd. Şti. Vekilinin Mahkememiz ihtiyati haciz kararının itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. İhtiyat-i haciz kararının kaldırılması yönündeki itirazın REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır....
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle gerekçeli mahkeme kararının yazılması ve taraf vekillerine tebliği ile usuli işlemler ikmal edilip ondan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 25.3.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Enerji A.Ş'nin ortakları olarak bu yönde aksi bir karar almadıklarını, davalı müvekkilinin %57 ortak olduğu şirketteki araçlarının kullanılması ne gerekçe ile engellendiğinin anlaşılamadığını, davacı tarafından davalıya ait şirket 2015 yılından beri bilindiği sabit hale gelmiş olup davacının derdest davalar yaratarak dava hakkını kötüye kullandığını, hukuki dayanağı bulunmayan ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, derdestlik itirazlırının dikkate alınmasını, mahkemece verilen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, mahkeme aksi kaanatte ise; teminat miktarının attırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 30.04.2025 tarihli ara karar ile "...Mahkememizce verilen ihtiyati tedbirin sadece davacının ortağı olduğu ......
Karara karşı davalı vekilince istinaf dilekçesinde, davalı tarafından kesilen faturalarda sözleşmede belirtilen birim fiyatlara uyulmadığı, dökülen beton miktarına göre fazladan mesai yazıldığı, zam uygulaması yapılırken bilgi paylaşımında bulunulmadığı, çalışma ve hizmetin tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği beyanı ile ihtiyati haciz kararının kaldırılması olmadığı takdirde, kesin ve süresiz teminat mektubu uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması talep edilmiştir. Talep, itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haczi itirazın reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır....


