WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

ın 27.08.2013 tarihinde vefat ettiği, borçlunun vefatından sonra alacaklının icra dosyasına sunduğu 23.10.2014 tarihli dilekçesi ile kıymet takdiri raporlarının mirasçılara tebliğ edilmesini talep ettiği, bu talep üzerine mirasçılara kıymet takdir raporlarının tebliğ edildiği görülmüştür. Alacaklı tarafından takibin borçlu mirasçılarına yöneltilmesi istemini bildirir içerikte mirasçılara bir muhtıra tebliğ edilmemiştir. Borçlunun ölümünden sonra alacaklının, takibin mirasçılara karşı devam ettirilmesi istemine dair mirasçılara herhangi bir tebligat yapılmadan doğrudan kıymet takdiri raporu tebliğ edilmesi isabetsizdir. Dolayısıyla henüz borçlu sıfatı olmayan mirasçılar adına tebliğe çıkarılan kıymet takdiri tebliğleri esasa etkili olmayıp yok hükmündedir. Şikayetçi mirasçılar, takipten muttali oldukları tarihe göre yasal süresi içinde başvurmuş olmaları halinde, murislerine yapılan ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu iddiasında bulunabilirler....

Kendisine kıymet takdiri tebliğ edilmeyen ilgililerin, satış ilanının tebliğinden itibaren yedi günlük sürede kıymet takdirine itiraz etmemeleri halinde de, yine bu hususu ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürmeleri mümkün değildir. Somut olayda, kıymet takdiri raporunun borçlu ...'ya 30.01.2014 tarihinde ve ipotek alacaklısı 3. kişi ...'e 17.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, bilahare, satış ilanı tebligatının borçlu ...'ya 03.07.2014 tarihinde ve ipotek alacaklısı 3. kişi ...'e de 07.07.2014 tarihinde yapıldığı ,gerek kıymet takdiri raporlarının ve gereke satış ilanlarının bizzat şikayetçi borçlu ve şikayetçi ipotek alacaklısı 3. kişinin bizzat kendilerine tebliğ edildiği,ancak,hem borçlu hem de ipotek alacaklısı 3. kişi tarafından kıymet takdirine itirazda bulunulmadığı anlaşılmaktadır....

Satışa konu taşınmazla ilgili kıymet takdiri 15.05.2013 tarihinde yapılmış, bilirkişi raporu icra dairesine 20.05.2013 tarihinde sunulmuş, satış ise 18.05.2015 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Olayda uygulanması gereken İİK'nun 128/a-2. maddesi gereğince kesinleşen kıymet takdiri için 2 yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez. HGK'nun 26.02.1992 gün ve 1992/70-130 sayılı kararında “satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten 2 sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı” benimsenmiştir. Ayrıca, İİK.nun 128. maddesinde öngörülen 2 yıllık sürenin başlangıcının bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınmalıdır....

Şti. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İİK'nun 128/a-2. maddesine göre; “Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez. Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.” HGK.nun 26.02.1992 gün ve 1992/70-130 sayılı kararında; “satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten 2 sene sonra yapılmasının, başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı” benimsenmiş, ayrıca, İİK.nun 128.maddesinde öngörülen 2 yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re'sen nazara alınmalıdır....

İİK. nun 128/a maddesinin 2.fıkrası gereğince kesinleşen kıymet takdiri için iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez. Hukuk Genel Kurulu’nun 26.2.1992 günlü ve 1992/70-130 sayılı kararı ile benimsenen, 4. Hukuk Dairesinin 01.07.1991 günlü ve 6836/6553 sayılı kararı ile “satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı” kabul edilmiştir. Yine Hukuk Genel Kurulu’nun aynı kararında İİK. nun 128/a maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcının bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu açıkça vurgulanmıştır. Somut olayda, icra dosyası kapsamından anlaşıldığı üzere satışa esas teşkil eden kıymet takdiri, icra müdürlüğünce 22.11.2019 tarihinde yapılan keşif sonucunda belirlenmiştir....

Bulvarı No:66 İç Kapı No:10 .../..." olarak değiştirildiğinin ilan edildiği, kıymet takdiri raporunun Ticaret Sicilinde kayıtlı olmayan adrese sözü edilen madde uygulanarak yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğu, taşınır ihalelerinde satış ilanı tebliği zorunlu değil ve satış kararında tebliğ edilememesinin sonuca etkisi olmayacağı belirtilmekle tebliğe çıkarılması yeterli ise de satış ilanı tebliğ işlemi de usulsüz yapıldığından borçlunun kıymet takdirini öğrendiğinden bahsedilemeyeceği, borçlu şirketin vekili esas İcra Müdürlüğü dosyasına 21.03.2021 tarihinde vekaletname sunduğu bu tarihte kıymet takdirinden haberdar olduğu, söz konusu tarihten önce öğrendiği yazılı bir delille ispat edilmediği, kıymet takdirini ve satış ilanını öğrendiği tarihten itibaren yasal yedi günlük sürede icra mahkemesine başvurulduğundan şikayetin süresinde kabul edildiği, kıymet takdiri kesinleşmeden satışa gidildiğinden mahkemece ihalenin feshine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği belirtilerek alacaklının...

Alacaklı ... tarafından .... ve diğer borçlular hakkında ihtiyati haciz kararına dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, borçlu ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine 24.12.2013 tarihinde ihtiyati haciz konulduğu, 22.03.2014 tarihinde kıymet takdirinin yapıldığı, 09.02.2015 tarihinde alacaklının haciz yenileme talebi üzerine ilgili taşınmaz üzerine 12.02.2015 tarihinde tekrar haciz konulduğu, 12.01.2015 tarihi itibariyle taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu, 26.02.2015 tarihli alacaklının satış talebi üzerine 06.05.2015 tarihli açık artırmada ...'e ihale edildiği görülmüktedir. Satış yeni konulan hacze dayanılarak yapıldığından, bu hacze göre yeniden kıymet takdiri yapılması ve satışın da bu yeni kıymet takdiri üzerinden gerçekleştirilmesi gerekirken, düşen hacze dayalı olarak belirlenen kıymet takdiri herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı cihetle satışa esas alınması mümkün olmayıp bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir....

Temyizen incelenen karar, Bölge Adliye Mahkemesi kararında şikayetçilerin kıymet takdiri raporu tebliğinin usulsüzlüğü ile kıymet takdiri işleminin usulsüz olduğu iddiasında bulunmadıkları gerekçesine yer verilmiş ise de, şikayet dilekçesinde bu hususların ileri sürüldüğünün, ancak borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılan kıymet takdiri raporunun bila tebliğ iade geldiğinin, sonrasında aynı adrese çıkarılan raporun 21.04.2021 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin, ipotekli taşınmaz maliki tarafından satış ilanı tebliğ usulsüzlüğünün ileri sürülmediğinin anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu ve ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler...

Davacı vekili ... günlü dilekçesi ile ... parselde bulunan taşınmazın kıymet takdiri yapılması talebinden feragat ettiğinden, bu parsel için kıymet takdiri yapılmamıştır. Talep edilen taşınmazların değerlerine ilişkin bilirkişi raporu alınmıştır. Eldeki dava şirket devrine esas olacak esas sermaye tespitine ilişkin davadır. Davacının talep dilekçesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davada hukuki yararın olduğu anlaşılmış ve alınan rapora göre tespit kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-... parsel sayılı taşınmazın kıymet takdiri talebinden feragat edildiğinden, bu parsel yönünden kıymet takdiri yapılmasına yer olmadığına, 2- Davacı ...'in Dava dilekçesinde bahse konu diğer parseller yönünden davasının kabulü ile; a- ... parsel ... m2 yüz ölçümünde Tarla vasıflı taşınmazın üzerindeki inşai muhdesatla birlikte toplam değerinin ... TL....

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, taşıt rehninden dolayı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte, takip talebi üzerine icra dairesince İİK'nun 150/d maddesi uyarınca takibin kesinleşmesini beklemeden satış hazırlıkları işlemine başlanacağından, aracın yakalanmasıyla muhafazasına ve kıymet takdiri yaptırılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. O halde icra müdürlüğünün aracın yakalanması ve kıymet takdiri yapılmasına ilişkin işlemi yasaya uygun olmakla, mahkemece bu işleme yönelik şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu