Dairenin 19.04.2022 tarihli kararı ile; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı- karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminatların az olduğundan bahisle hükmün bozulmasına, diğer yönlerden hükmün onanmasına karar verilmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek 25.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminatın davalı-davacı erkekten tahsili ile davacı-davalı kadına ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B....
K A R Ş I O Y 1- Dava, davalı gerçek kişinin yöneticisi olduğu davalı şirketlere ortak olacağı inancıyla ödenmiş olan meblağın haksız fiil hükümlerine göre iadesi istemine ilişkindir. 2- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ortak olacağı inancıyla davalı şirketin yurtdışındaki şirketine belge karşılığında döviz yatırdığını, oysa müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını, paranın haksız fiil (hile/dolandırıcılık) sonucu müvekkilinden alındığını ileri sürerek bu meblağın haksız fiil hükümlerine göre iadesi talebinde bulunmuştur. 3- Davalı taraf, davacının şirkete ortak olduğunu, ortakların sermayenin geri verilmesini isteyemeyeceği savunmuş ve zamanaşımı def’inde bulunarak davanın reddini talep etmiştir. 4- Yerel mahkemece, davalıların zamanaşımı def’inin reddine, işin esası yönünden davanın kısmen kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tarafların istinaf talebinin karar verilmiştir....
paranın iadesinin istenmesine rağmen müvekkili tarafından davalı tarafa yatırılan paranın iade edilmediğini, yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'...
KARŞI OY 1- Dava, davalı gerçek kişinin yöneticisi olduğu davalı şirkete ortak olacağı inancıyla ödenmiş olan meblağın haksız fiil hükümlerine göre iadesi istemine ilişkindir. 2- Davacı vekili 19.04.2016 tarihli dava dilekçesiyle, 05.08.1997 ve 30.07.1999 tarihlerinde müvekkilinin ortak olacağı inancıyla 30.050 DM meblağı davalı şirketin grup şirketine belge karşılığında yatırdığını, oysa müvekkilinin gerçekte ortak olmadığını, paranın haksız fiil (hile/dolandırıcılık) sonucu müvekkilinden alındığını ileri sürerek bu meblağın haksız fiil hükümlerine göre iadesi talebinde bulunmuştur. 3- Davalı taraf, davacının müvekkili şirketlere 38 ve 43 adet hisselerle ortak olduğunu, ortakların sermayenin geri verilmesini isteyemeyeceği, hak düşürücü süresinin geçtiğini ileri sürerek davanın reddine karar vermiştir. 4- Yerel mahkemece, davalıların yatırılan meblağdan haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise istinaf...
Karar, davacı vekili ile davalı şirket ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı şirket vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davalı şirkette ortak olmadığının tespitine, alacak talebinin kısmen kabulü ile 41.635,13 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir....
gereken eksik ödenen ayrılma akçesinin ticari faizle birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin şirkete ortak olduğu 2009 senesinden 26/10/2021 tarihine kadar geçen süre zarfında %20 şirket hissesi oranına karşılık gelen yasal olarak hesaplanması gereken kar payının hak ettiği tarihten itibaren ticari faizle müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
gereken eksik ödenen ayrılma akçesinin ticari faizle birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin şirkete ortak olduğu 2009 senesinden 26/10/2021 tarihine kadar geçen süre zarfında %20 şirket hissesi oranına karşılık gelen yasal olarak hesaplanması gereken kar payının hak ettiği tarihten itibaren ticari faizle müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen olaylarda borçlanan ve borçlarını eşine ödeten erkeğin tam kusurlu olduğu, kadına yüklenebilecek kusurlu bir davranışın bulunmadığı, kadının çalışması nedeniyle yoksulluğa düşmediği ve erkeğin kabul edilen kusurlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesiyle; erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, çocuk için aylık 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile kadın için aylık 300,00 TL tedbir nafakasının erkekten alınarak kadına ödenmesine, kadının yoksulluk nafakası ile manevî tazminat talebinin reddine, 10.000,00 TL maddî tazminatın erkekten tahsili ile kadına ödenmesine hükmedilmiştir. IV. İSTİNAF A....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların 2016 yılından beri ayrı yaşadıkları, taraflar arasında süregelen bir tartışma ortamı olduğu ve bu tartışmalarda tarafların birbirlerine karşı hakaret ettikleri, ağır sözler söyledikleri, kadının erkeğe ve ortak çocuklara bencil davrandığı ve fedakar davranmadığı, erkeğin fiili ayrılık döneminde Fatma isimli bir kadınla yaşamaya başladığı, erkeğin davalı kadınla anlaşamadıklarını sebep göstererek ortak konutu terk edeceğine dair beyanda bulunduğu, sonrasında da ortak konuttan ayrıldığı, dosya içerisine sunulan erkek tarafından yazıldığı iddia olunan mektup içeriğinin tanık anlatımlarıyla da desteklendiği anlaşılmış olduğu, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu, evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek şekilde temelinden sarsılmasına sebebiyet verenin kendi kusurlu hareketleri sonucu kendi menfaatine sonuçlar elde edemeyeceği, ağır kusurlu eşin boşanma davası açamayacağı...
HAKKINDA AÇILAN DAVA YÖNÜNDEN; Dava geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili talepli dava olup'' davalı şirketle arasında kanuna uygun bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı iddiaları karşısında Yargıtay ...Hukuk Dairesi ... E. ......


