Asıl ve birleşen davaya ilişkin talepler 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve dava tarihleri itibariyle anılan zamanaşımı süresi geçmediği halde dava ve karşı davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan ve toplanacak olan taraf delilleri birlikte değerlendirilmek suretiyle dava ve karşı dava hakkında esas hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenelere ayrı ayrı iadesine 07.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın ihale ile davalıya beş yıllık dönem için kiralandığını, kira şartnamesinin özel şartlar bölümünün 27.maddesinde; ihale konusu yerin yapılacak sporla ilgili olarak alınması gereken tüm izinlerin ihaleyi alan kiracıya ait olacağı, izin alınmaması halinde müvekkili idarenin sorumlu olmayacağının kararlaştırıldığını, davacının bildirdiği hususların mücbir ya da kamudan kaynaklanan sebepler olmadığını, ihale tutanağında taşınmazların sit alanı ve ... ... Parkı düzenleme projesi içerisinde kaldığının belirtildiğini, ayrıca ilgili tüm idareler ile yazışma yapılarak onların olumlu görüşleri alınmak suretiyle taşınmazların kiralandığını ve davanın reddini savunmuştur. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 301.maddesi (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun 249/1 maddesi) hükmü gereği kiraya veren kiralananı kararlaştırılan tarihte sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür....
Davalı, sözleşmenin 01/07/2012 başlangıç tarihli altı ay süreli olduğunu, ancak davacının kararlaştırılan bu sürede dahi kiralananın kullanılmasına izin vermeyip elektriğin kesildiğini, yapıyı büyüteceğinden bahisle inşaata başlayıp bina girişine inşaat malzemelerini koyduğunu, bu nedenlerle Kasım ayında kiralananı tahliye etmek zorunda kaldığını, ana yapıya ve eklentiye zarar verildiği iddiasının doğru olmadığını, 07/06/2012 tarihli devir protokolü ve sözleşmedeki demirbaşlar dışında kiralananda başka bir şey bulunmadığını, inşaat çalışması nedeniyle yıkımın davacı tarafından yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir....
Borçluların taşınmaza tadilat, onarım ve inşaat izni verilmemesi nedeniyle kiralananı kullanılamadıklarından dolayı kira sözleşmesini haklı sebeple feshettikleri iddiaları ise yargılamayı gerektirdiğinden kira bedelinin sair bir sebeple istenemeyeceği iddiası İİK'nın 269/c maddesi kapsamında ispatlanamamıştır. Yerel mahkemece itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. Diğer taraftan, mülga 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 347. maddesinin 1. fıkrası kapsamında konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmak suretiyle kira sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirilebilir....
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerktirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2019 gününde oybirliği ile karar verildi....
Davacı tarafın tedbiren defter çıkarılması ve adres değişikliğine izin verilmesi istemleri açılacak zayi belgesi verilmesi istemli ayrı bir davanın konusu olması ve adres değişikliği için izne gerek olmayıp genel kurul kararıyla değiştirmenin mümkün olması nedeniyle talepler mahkememizce kabul edilmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, bölünme suretiyle oluşan şirketin ticari defter ve kayıtlarının davalı tarafından davacıya teslim edilmediğinden bahisle defterlerin iadesine ilişkindir. Davacı şirketin ünvanı ... A.Ş. iken ünvan değişikliği ile ... A.Ş. olarak değiştirildiği ve akabinde kısmi bölünme ile ... A.Ş'nin kurulduğu anlaşılmıştır. Ünvan değişikliği ve bölünme işlemlerinin davacının sahibi ve yetkilisi ... Taşçeken tarafından yapıldığı sicil kayıtlarından görülmüştür....
Hal böyle iken tanıma kararının kesinleştiği 15.03.2003 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 14.03.2013 tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmediğine göre, mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde toplanan ve toplanacak olan taraf delillerine göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. ..//.. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 513,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
(doğrusu 316/3.) maddesindeki şartların oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlara uyulmadan yazılı biçimde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İzmir 1....
Buradan hareketle, davacının 25/07/2007 tarihli kira sözleşmesinin 08/11/2003 tarihinden sonra olması ve 2886 sayılı Kanun uyarınca yapılan kiralama ile kesin izin prosedürünün birbirinden ayrı olması nedeniyle, dava konusu tesis kesin izin kapsamında bulunmamaktadır. 08/11/2003 tarihinden sonrası için de kesin izin verilmesi hukuken mümkün olmamaktadır. Ayrıca, davacıdan kesin izin kapsamında özel olarak tahsil edilmesi gereken bedellerin istenildiği ve ödendiği yönünde dosyada herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Esasen, davacı tarafından kesin izin alındığının veya davalı idarece kesin izin verildiğinin belirtilmediği gibi, … tarih ve … sayılı işlemin de dava konusu tesiste yapılan tadil, revizyon ve eklentilerle tesisin konaklatma amaçlı turistik tesise dönüştürülmesinin sözleşmeye uygun olduğunun onayından ibaret olduğu anlaşılmaktadır....
Bu nedenle TBK'nun 313. maddesi gereğince davacı kiracı kiralananı tahliye ettiği tarihe kadar kira bedellerinden sorumlu olup, ödediği kira bedellerinin iadesini isteyemeyeceği hususu gözetilerek Mahkemece davacının ödediği kira bedellerinin iadesine yönelik alacak talebinin reddine ve tahliye tarihine kadar olan kira bedelleri yönünden davalının takas mahsup talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile kira bedellerinin iadesine karar verilmesi doğru değildir. 3-Yargılama gideri ve aidat alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı, davalı aleyhine giriştiği icra takibinde 620,85 TL Değişik İş dosya masrafı, 280 TL ihtarname masrafına ilişkin taleplerini de asıl alacağa dahil etmiştir. Mahkemece bu bedeller dahil edilerek toplam 4.566,97 TL asıl alacakla ilgili itirazın iptaline karar verilmiştir....


