Ne var ki, kira sözleşmesinin ifa süresi içinde 09.12.2004 ve 21.06.2005 tarihlerinde çıkarılan yönetmeliklerle sözleşme konusu kaplıcaya tesis izni ve işletme izni verilmesi bazı koşulların varlığına bağlanmış, kiralanan kaplıcanın onaylı tesis projesi ve iskan (yapı kullanma izin belgesi) bulunmadığından işletme izni alınamamış, önceden verilen işletme izni de iptal edilmiştir. Görülüyor ki, tarafların önceden öngöremediği değişikliklerden ötürü işletme izni alınamayan kaplıcanın davacının iddia ettiğinin aksine mevcut hali ile kısmen veya tamamen yasal olarak işletilme olanağı bulunmamaktadır. Akdin devamına tahammül edilmesi her iki taraf bakımından da olanaklı değildir. Mucibi akit tahammül edilmez hale geldiğinden Borçlar Kanunu’nun 274.maddesi hükmünce akdin tarafları ancak akdi feshetmek yetkisine sahiptir. Sözleşme konusu bir bütün olduğundan sözleşmenin bölünerek kira parasında indirim talebinde bulunulamayacağından davanın reddinde usul ve yasaya aykırılık yoktur....
(B.K.nun 256) maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. (B.K.nun 266) maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun olağan kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Davacı kiracının kiralananı kullandığı süre ve kullanma amacı gözetildiğinde olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin olacağı kuşkusuzdur....
KARAR Davacı şirket, 10.3.2005 tarihli kira sözleşmesi ile işyeri olarak kiralamış oldukları davalıya ait taşınmazın, yapı kullanma izin belgesinde “konut” olarak kayıtlı olması nedeniyle işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı alamadıklarını, bu nedenle kira sözleşmesini feshederek kiralananı tahliye ettiklerini, ancak davalı tarafından taşınmazın anahtarlarının teslim alınmasına rağmen, ... oldukları depozitonun iade edilmediğini, tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacıdan herhangi bir depozito bedeli almadığını, kira sözleşmesinde de bu konuda bir hüküm bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir....
. / ... adresinde bulunan dubleks binayı kreş ve gündüz bakım evi olarak kullanılmak amacıyla tarafına kiraladığını; Akabinde davalı ile yaptığı sözleşmeye dayanarak kiralanan binanın tamir ve tadilatına başladığını, yasal izinleri almak için yetkili makamlara başvurduğunu, fakat binanın yeterli teknik şartları taşımadığı ve geçerli teknik belgelerinin olmadığı gerekçesiyle izin başvurularının reddedildiğini ,kiralananı kullanıma elverişli hale getirerek gerekli izinleri alma konusundaki taleplerinin davalı tarafından 3 ay boyunca cevapsız bırakılıp kiralanandaki teknik eksiklikler giderilmediğinden ... 30.Noterliği’nin 21.08.2014 tarih ve 21260 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 01.05.2014 tarihli kira sözleşmesini feshettiğini, davalı anahtarı teslim almaktan imtina ettiği için de ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/17 D.İş sayılı dosyasından tevdi mahalli yoluna gidildiği ve anahtarın ... 1....
SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; kararı temyiz eden davalı tarafın bu isteminin reddine dair verilen ek kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile aralarında süregelen kira ilişkisi nedeniyle son olarak 1/2/2009 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesinin imzalandığını, süre sonunda kiralananı boşaltan davalının 04/02/2015 tarihinde anahtarları teslim ettiğini, ancak davalının projesine uygun olarak eski haline getirmediği kiralananı hasarlı olarak teslim ettiğini...
Bu durumda gerekirse mahallinde keşif yapılarak, davacı kiracının kiralananı kullanıp kullanmadığı, sözleşme ilişkisinin sürdürülüp sürdürülmediği araştırılarak bundan sonra depozito bedelinin iade edilip, edilmeyeceği üzerinde durulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ayrıca mahkemece, uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK.nun 316/3 maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi trafonun can ve mal güvenliği bakımından tehlike arz edip etmediği üzerinde durulması tehlike arz etmesi halinde açıktan fena kullanım halini oluşturacağı ve kiralananın açıktan fena kullanımı durumunda herhangi bir ihtar gönderme zorunluluğu olmadığı da gözetilerek, bu kapsamda deliller toplanmak suretiyle, sonucuna göre trafonun can ve mal güvenliği bakımından tehlike oluşturduğu ve bu nedenle kiralananın açıktan fena kullanıldığının yada akte aykırı olarak kullanıldığı ileri sürülen hususların oluştuğunun anlaşılması halinde tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
Mahkemece davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştığı süre bakımından hafta tatili ücreti isteğinin reddi yerine yazılı şekilde talebin kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu nedenle mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek ,statik yapının bozulduğu ve bu hali ile açıktan fena kullanma şartlarının gerçekleştiğinin kabulü ile tahliyeye karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, konusunda uzman bilirkişilerden rapor aldırılarak kiralananda meydana geldiği ileri sürülen hasarların ayrıntılı olarak tespit edilmesi,bu hasarın olağan ya da hor kullanımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. 4-Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde açıkça,davacı tarafından açılan menfi tespit davasında tedbir kararı verilmesi nedeniyle alacaklının uğradığı zararın tazmini için %40 icra tazminatı verilmesi talep edilmiş, ancak mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verildiği halde davalılar vekilinin icra tazminatı talebi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, asıl ve karşı davaların kabul ya da reddi halinde her bir dava için dava değeri üzerinden ayrı ayrı nispi vekalet ücretleri verilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....


