WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

sırasında duvarlara verilen zararın giderilmesi gerektiği nazara alındığında, davalının, dosya kapsamı itibariyle tespit edilen 1.750,00TL zararın tazmini ve belirlenen hor kullanmanın giderilebileceği onarım süresine ilişkin kira bedelinden sorumlu olduğu değerlendirilerek, sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....

Bu itibarla; Taşınır kültür ve tabiat varlıkları koleksiyonculuğu yapan ve daha önce izin belgesi iptal edilen davacının Koleksiyon İzin Belgesi verilmesi için yeniden yaptığı başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, 2863 sayılı Yasa'nın 26. maddesindeki "koleksiyoncular faaliyetlerini Kültür Bakanlığı'na bildirmek ve yönetmelik gereğince, taşınır kültür varlıklarını envanter defterine kaydetmek zorundadırlar" kuralı karşısında anılan düzenlemede hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir....

Somut olayda davacı vekili süre belirtmeksizin davacının yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının toplam hizmet süresince 19 yıllık dönemde hiç izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının 19 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmaması hayatın olağan akışına terstir. Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının beyanı alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir....

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin (c) bendinde; "Gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili olarak kanunlarda belirtilen izin veya ruhsatı vermek." belediyelerin yetkileri arasında sayılmıştır. 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 4. maddesinde, " 3'üncü Maddede belirtilen merciler, iznin verilmesi için yapılacak beyan ve incelemelerde aşağıda öngörülen genel kriterlere göre düzenlenecek yönetmeliği esas alırlar. a) İnsan sağlığına zarar vermemek, b) Çevre kirliliğine yol açmamak, c) Yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak." hükmünü taşımaktadır....

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Davalı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 10 yıl süreli olduğunu ancak hazarlanan soruşturma raporunda, idarenin 3 yıldan fazla süreli kira sözleşmeleri için ilgili bakanlıktan izin alınması gerektiği halde izin almadığını, bu nedenle sözleşmenin 3 yılı aşan kısmının iptal edilmesini ve yeniden ihale yapılması gerektiginin tespit edildigini, bu rapor uyarınca dava konusu sözleşmenin feshedildiği, bu nedenle taşınmazın tahliye edilmesinin davacıya bildirildiğini, davacının taşınmazı tahliye etmemesi nedeniyle tahliye davası açıldığını, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığını, harcamaların tamamen davacının kendi insiyatifi ile yapılmış olup sosyal tesislerde yapılacak işlerin kira sözleşmesinde belirtildiğini, davacının sözleşmede belirlenen işler dışındaki bakım ve onarım işlerinin yapılması konusunda kurumdan izin almadığını, davacının belirttiği masrafların fahiş, sözleşme aykırı ve bir kısmının da kendisi tarafından yapılmayan masraflar olduğunu beyanla davanın reddini...

Bu durumda, kira sözleşmesinin süresi sona ermeden kiralananı tahliye eden davacı, tahliye tarihinden sözleşme sonuna kadar olan süre oranında kiralanan taşınmaza yapılan faydalı ve zaruri masrafların imalat tarihi itibarı ile saptanan bedellerinden yıpranma payı düşüldükten sonra kalan bedeli isteyebileceği hususu gözardı edilerek davacı kiracının faydalı ve zorunlu imalat bedellerinin tahsiline yönelik talebinin tümden reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir....

edildiği, bu durumda davacının, sadece 5 yıllık kira süresini göz önüne alarak kiralananda yaptığı masrafları kiralananı kullandığı süre ile orantılı olarak kiraya veren davalıdan talep edebileceği, o halde, Mahkemece, mahallinde uzman bir heyet ile keşif yapılarak sözleşmenin 11 inci maddesine göre yapılan faydalı masrafların belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin de reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur....

peşin olarak verdiği 25.000 TL'nin iade edilmediğini, tesise yapılan 25.370 TL bedelli yatırımın sökülmesine davalı tarafından izin verilmediği gibi bedelinin de ödenmediğini, ayrıca işinden ayrılması nedeniyle aylık 2.968 TL gelirden mahrum kaldığını belirterek tüm bu zarar kalemlerine karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 51.500 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....

Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince; davacının amortismon alacağı talebi değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca davacı BOZULMASINA, 3.815 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK'nın 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 14/06/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi....

UYAP Entegrasyonu