Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde ziynet ve araç nedeni ile alacak talebinde bulunulmuş mahkemece ziynet alacağı ve katılma alacağının kabulüne karar verilmişse de, katılma alacağı yönünden yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; davacı tanıklarının düğünde takılan takıların bozdurulup, elde edilen bedelin bir kısmının dava konusu araç alınırken kullanıldığını belirttikleri anlaşılmakla, aracın edinme tarihindeki değeri, kullanılan kredi ve peşinat dikkate alındığında ziynetlerin aracın alınmasında kullanıldığı sabitttir. O halde, mahkemece mükerrer ödemeye neden olmamak için, hükmedilen ziynet alacağı da dikkate alınarak, aracın alınmasında kullanılan peşinatın ne kadarının ziynetlerden karşılandığının, yani ziynetlerin araç alımındaki oranı bulunarak, artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekir....
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen maddi ve manevi tazminata ilişkin toplam miktarlar davacılardan ... için 5.000,00 TL, ... için 7.000,00 TL, ... için 7.000,00 TL, ... için 23.000,00 TL, ... için 23.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2.Davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz istemi yönünden; katılma yolu ile temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır ve ona tabidir. HMK'nun 366 ıncı maddesi yollamasıyla 348 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince asıl tarafın temyiz ettiği kararın temyizi kabil değilse temyiz süresini geçirmiş olan taraf cevap dilekçesi (katılma yolu) ile hükmü temyiz edemez. Temyiz yoluna başvuranın temyiz talebi Yargıtay tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın temyiz talebi de reddedilir....
Somut olayda, her ne kadar, bölge adliye mahkemesince, davalı-karşı davacı erkeğin kadının boşanma davasının kabulü yönünden katılma yoluyla istinaf hakkının bulunmadığı belirtilerek bu yönden istinaf talebinin usûlden reddine karar verilmiş ise de; hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından istinaf edildiğine göre, davanın karşılıklı boşanma davası olması göz önüne alındığında erkeğin, kadının istinaf sebepleri ile bağlı olmaksızın katılma yoluyla her iki davayı bütün yönleriyle istinaf etme hakkı bulunduğu da gözetilerek, kadının boşanma davası yönünden de katılma yoluyla istinaf taleplerinin esastan incelenmesi gerekirken , 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 348. maddesinin yorumunda hataya düşülerek, yazılı şekilde davalı-davacı erkeğin katılma yoluyla istinaf dilekçesinin kadının davası yönünden inceleme dışı bırakılmak suretiyle usûlden reddi doğru olmayıp, istinaf incelemesinin bu açıklamalar gözetilerek yapılması amacıyla hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir...
Taraflar arasında 1.1.2002 tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK.m.218-241) geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu araç 28.6.2004 tarihinde edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı adına alınmıştır. Davacının aynı araçla ilgili daha önce açtığı dava sonunda Denizli 2.Aile Mahkemesinin 6.12.2006 tarih 2005/658 Esas 2006/876 Karar sayılı ilamı ile dava konusu araç edinilmiş mal kabul edilmiş, davacı Ahmet lehine 3.000 TL katılma alacağının davalı Süheyla’dan faizi ile tahsiline karar verildiği, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğu ve kararın temyiz incelemesi sonunda tebliğ tarihlerine göre 5.6.2008 tarihi itibarıyla kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı açtığı ek davada, kesinleşen dosyada katılma alacağının 8.000 TL olarak belirlendiğini, 3.000 TL ile ilgili hüküm kurulduğunu, katılma alacağının kalan 5.000 TL'si yönünden talepte bulunduğunu açıklamıştır....
Mahkemece 28.03.2014 tarihinde yapılan keşif sonucu teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen katılma alacağına konu tasfiyeye tabi taşınmazlar ile takasa konu taşınmazın keşif tarihi olan 28.03.2014 tarihi itibariyle değerleri belirlenmiş olup mahkemece hükme esas alınan hesap raporu ile ek hesap raporunda bu değerler üzerinden davacının katılma alacağı hesaplanmıştır. Karar tarihi ise 01.10.2015'tir. Davacı tarafça değer tespitinden sonra tespit edilen değerlere itiraz edildiğine ve tasfiye tarihindeki değer edinilmiş mallarda eldeki davanın karar tarihine en yakın tarihteki değer olacağına göre, karar tarihinden yaklaşık 1 yıl 7 ay önceki değerler dikkate alınarak, bu değerler üzerinden hesaplanan katılma alacağına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma - Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından boşanma hükmü, davacı tarafından ise katılma yolu ile ziynet alacağı ve yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacının katılma yolu ile temyiz talebinin incelenmesinde; a-Davacı tarafından açılan boşanma davasının kabulüne, ziynet alacağı talebinin ise reddine karar verilmiş; davacı bu hükmü temyiz etmemiş, hükmün davalı tarafından, boşanma hükmü yönünden temyiz edilmesi üzerine, davacı, temyiz dilekçesine cevabında, ziynet alacağı talebinin reddine ilişkin itirazlarını bildirerek katılma yoluyla temyiz isteğinde bulunmuştur. Ziynet alacağı davası, bağımsız bir dava niteliğindedir....
Asliye Ceza Mahkemesince verilen katılma kararının hükümsüz kaldığı cihetle, şikayetçinin 08/04/2015 tarihli oturumda katılma talebinde bulunmasına rağmen bu hususta bir karar verilmeksizin dosya karara bağlanmış ise de katılma talebinin CMK'nun 237 ve devamı maddelerine uygun olması nedeniyle, aynı Yasa ve maddesinin 2. fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak suçtan zarar gören şikayetçinin katılma talebinin kabulüyle vekilinin temyiz dilekçesi gereğince yapılan incelemede; Adli emanetin 2010/1180 sırasına kayıtlı suça konu belge hakkında mahallinde her zaman bir karar verilmesi olanaklı görülmüştür. Yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 08/04/2015 gününde oybirliği ile karar verildi....
Davacı erkeğin katılma yoluyla temyizi sebebiyle, harç yatırılmış ise buna ilişkin harç tahsil makbuzunun dosyaya alınması, yatırılmamış ise davacı erkeğe katılma yoluyla temyize ilişkin temyiz harçlarını yatırması için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434/3. maddesine uygun bildirimde bulunularak harcın tamamlanması yoluna gidilmesi ve sonucuna göre işlem yapılmak üzere dosyanın mahalli mahkemesine İADESİNE, oybirliğiyle karar verildi. 20.11.2018 (Salı)...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜM : Beraat Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 243. maddesinde ''Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.'' şeklinde kanuni düzenlemenin bulunduğu, müşteki ...'ın soruşturma aşamasında şikayetçi olduğu, Uyap'tan alınan nüfus kayıt örneğine göre 31.08.2015 tarihinde soruşturma aşamasında vefat ettiği, şikayet ve şikayetten vazgeçme hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu, müşteki ...'in katılan sıfatını almadan ölmesi nedeniyle mirasçılarının kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı, mahkeme tarafından ... hakkında verilen katılma kararının hükümsüz olduğu, temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, davaya katılma hakkı olmayan ...'...
İdaresini temsile yetkili hazine vekilinin 21/07/2009 tarihli tebellüğ ile duruşmalardan haberdar olduğu ve bir kısım duruşmalara da katıldığı halde 21/10/2009 tarihli dilekçesi ile suçtan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan ... hazinesi adına kamu davasına müdahale talebinde bulunduğu, 28/12/2009 tarihli duruşmada katılma talebinin kabulüne karar verildiği, suçtan zarar gören ... adına katılma isteğinde bulunmadığı anlaşılmakla, Kamu davasına usulünce katılma isteğinde bulunmamış ve böylece katılan sıfatını almamış olan hazine vekilinin ... ve ... Bakanlığı adına yaptığı temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile yürürlükte bulunan CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 03.07.2017 günü oybirliğiyle karar verildi....


