Mahkemece, dava konusu taşınmazın murisin kişisel malı olduğu, davacının katılma alacağının bulunmadığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; TMK'nun 240. maddesine göre, katılma alacağına mahsuben aile konutuna oturma hakkının özgülenmesi isteğine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 240/1. maddesinde; sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Aile konutu, eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak aile yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantılarını buna göre düzenlemeyi amaçladıkları konuttur (TMK m. 186, HGK 28.09.2011 tarih, 2011/2-447 E., 2011/556 K.)....
Dava; 7694 ada 1 parsel 3 nolu bağımsız bölüm üzerindeki satın alma yoluyla tescil edilen 11/12 pay ile otomobil yönünden edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan TMK'nun 202, 218, 219, 227, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğine değer artış payı alacağı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir....
Ancak davalının, davacı tarafın temyiz dilekçesine karşı iki haftalık yasal süre içinde cevap vermek suretiyle katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu halde, Kanunun 366 ve 348 inci maddeleri gereğince davalı tarafın katılma yoluyla temyiz hakkı mevcuttur. Davalının katılma yolu ile temyiz talebi yerinde görülerek temyiz incelemesi yapılmış; Mahkemece, davalının katılma yoluyla istinaf başvurusu hakkında hatalı karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesince davalının katılma yolu ile istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, her iki tarafın istinaf başvurularının esastan incelenmesi gerekirken, hatalı hukuki değerlendirme yapılmak suretiyle davalının istinaf başvurusunun kesinlik sebebiyle reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir....
Mahkemece, davacının 1901 ada 194 parselde 2 numaralı mesken ile ilgili 1/2' sinin değerinin katılma alacağı olarak tahsile ilişkin davasının kabulüne, 75.000 TL. katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 5.4.2002 tarihinde evlenmiş, 26.5.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 25.11.2010 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK.nun 225/2.m.). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında evlenme tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.). Dava konusu 1901 ada 194 parselde 2 numaralı mesken, evlilik içinde taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken, 25.5.2005 tarihinde davalı adına alınarak tapuya tescil edilmiştir....
İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur....
Mahkemece, asıl davada davacının taşınmaz için 20,075,00 TL katılma alacağı 59,850,00 TL değer artış payı olmak üzere toplam 79,925,00 TL alacağının davalıdan tahsiline, taşınmazın davacıya özgülenmesi talebinin reddine; birleşen davada davacının taşınmaz için 10.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, araç için açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-birleşen dava davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı ile TMK'nin 226. maddesine göre kaydın iptali ve tescil, birleşen dava ise artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Somut olayda; eşler, 27.04.2006 tarihinde evlenmiş, 08.09.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 25.12.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır....
Yasa maddesinin kanunda düzenlendiği yer ve kenar başlığından açıkça anlaşılacağı gibi, zina ve hayata kast nedeniyle boşanma kararının eşin alacak talebine etkisi, edinilmiş mallara katılma rejimine (TMK m. 218-241) özgü ve sadece 'artık değere katılma alacağı (TMK m. 236)' için söz konusudur. Bir başka anlatımla, mal ayrılığı rejimindeki 'katkı payı alacağı' ve edinilmiş mallara katılma rejimindeki 'değer artış payı alacağı TMK m. 227 için, TMK 236/2. maddesi uygulama alanı bulmaz. Diğer yandan, TMK m. 236/2 maddesindeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılması veya kaldırılmasına yönelik karar verilebilmesi için öncelikle, davacının artık değere katılma alacağının yapılan imcelemeyle sabit olması gerekir. Katılma alacağı olması halinde, hakimin mevcut delillere göre alacağı azaltma veya kaldırmaya yönelik takdirini kullanması sözkonusu olabilecektir....
Tarafların evlendikleri tarihten 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejimi (743 sayılı TKM.mad. 170) bu tarihten sonra ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (4722 sayılı Kanunun 10.md. TMK.202 md.) Dosyadaki bilgi ve belgeler ile kabule göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık TMK.202,219, 230,231, 235 ve 236. maddeleri gereğince katılma alacağı isteğine ilişkin olup, davacının kişisel geliriyle edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınan taşınmaza yapılan katkıdan kaynaklanan değer artış payı alacağı niteliğinde değildir.(TMK.227 m.) Mahkemece her ne kadar gerekçe kısmında değer artış payı alacağı olarak yazılmış ise de hüküm fıkrası katılma alacağı belirlenmiş olup gerekçe kısmındaki değerlendirme maddi hataya dayanmaktadır. Mahkemece taşınmazlar başında 07.10.2008 tarihinde keşif yapılmış ve taşınmazın bu tarihteki değeri üzerinden davacının katılma alacağı belirlenmiştir....
Dava, 4721 sayılı TMK.nun 219, 231, 235 ve 236 maddeleri gereğince yasal mal rejiminden kaynaklanan edinilmiş mallara katılma rejimi nedeni ile istenen katılma alacağı isteğine ilişkindir. Taraflar 28.3.1990 tarihinde evlenmişler, 26.5.2010 tarihinde açılan ve kabul ile sonuçlanması üzerine 2.7.2010 tarihinde kesinleşen karar ile boşanmışlardır. Taraflar arasında evlenme tarihi olan 28.3.1990 tarihinden, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM.nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı, 1.1.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 26.5.2010 tarihine kadar başka bir mal rejimini de seçtiklerini (4722 s.K. m.10/1) ileri sürmediklerine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m.202). Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2 fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir....
Mahkemece, asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 4.752.562,21 TL. katkı payı alacağının 10.000 TL'lik bölümünün dava tarihi, kalan bölümün ıslah tarihinden geçerli faiziyle davalıdan alınmasına fazlaya ilişkin talebin reddine, katılma alacağı yönünden, talep dikkate alınarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.500.000 TL. katılma alacağı bulunduğunun tespitine, birleşen dava yönünden, davaya konu .. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 20.000 TL. katılma alacağı bulunduğunun tespitine, tarafların katılma alacakları yönünden takas mahsup yapılmak suretiyle neticeten 1.480,000 TL. katılma alacağının karar tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalı karşı davacıdan alınmasına, diğer şirkete ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı karşı davalı C.. İ.. vekili ile, davalı karşı davacı M.. A.. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir....


