Bilirkişi tarafından düzenlenen 14/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazlar hakkında Nilüfer Belediyesinin 03.11.2021 tarih ve 427 Karar sayılı Meclis Kararı ile 5 yıl süre ile davacı şirket lehine intifa hakkı tesis edilmesine karar verildiği, Nilüfer Belediyesi Meclis kararı ile davacı şirket lehine intifa hakkı tesis edilmesi kararı verilmesi intifa hakkı tesisi için yeterli olmayıp anılan karar kapsamında tapu siciline tescil yapılması TMK.m.795 uyarınca zorunlu olduğu, intifa hakkının tapu siciline tescil edilmemesi durumunda hukuken tesis edilmiş bir haktan bahsedilemeyeceği, bu kuralın istisnası kanuni intifa hakkı için geçerli olup dava konusu talep kanuni intifa hakkına dayanmadığı, dava konusu tapu kayıtlarında, Nilüfer Belediyesinin 03.11.2021 tarih ve 427 Karar sayılı Meclis Kararı ile 5 yıl süre ile davacı şirket lehine intifa hakkı tesis edilmesine dair karar uyarınca tapuya tescil işleminin yapılmadığı, bu doğrultuda TMK.m.795/1 uyarınca hukuken...
Davalı, atölye derslerinin kaldırılmış olmasının intifa hakkının terkini nedeni olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 794.maddesi gereğince intifa hakkı hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan, tapu kütüğüne tescil ile kurulan tescil işlemi tamamlanınca da herkese karşı ileri sürülebilen, kişi ile sıkı sıkıya ilişkili haklardandır. İntifa hakkının sona ermesinin nedenleri Türk Medeni Kanununun 796.maddesinde sıralanmıştır. İntifa hakkı bir süre ile sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vaz geçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü yada tüzel kişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünü ile harap olması sebebiyle artık ondan yararlanmanın mümkün bulunmaması durumlarında sona erer. Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkı tesisi daima bir sözleşmeye dayanır....
- K A R A R - Davacı vekili, davalı şirketler ile davacı arasında davalı müflis şirkete ait taşınmaz üzerine intifa hakkı tesisi ile bayilik ilişkisi kurulmasına dair protokol imzalandığını, protokol gereği intifa süresinin 15 yıl olduğunu ve bedelin bu süre üzerinden ödendiğini ancak davalı ... Nakliyattan kaynaklanan sebeplerle intifa ilişkisinin süresinden önce sona erdiğini ayrıca davalı şirketler arasında organik ve ticari bağ bulunduğunu ileri sürerek, toplam 259.921,70 TL intifa bedelinin 21/12/2012 tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar geçecek sürede değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir....
in hissesine düşen miktarda vasi dosyasına tam bildirilmediğinden intifa hakkı tesisi koşulu ile izin verildiğini, çıplak mülkiyeti davalıda, intifa hakkı kısıtlıda olmak üzere tapuya tescil ettirildiğini, davalının 60.000,00 TL karşılığında satın aldığı dairede davacıya pay vermediğini, bu bedelin iadesi için dava açtıklarını, ayrıca davalı ile Tekstil Bankası ... Şubesinde müşterek kasalarının bulunduğunu, kasadaki ziynet eşyalarının davacının izni olmadan kasadan alındığını ve geri verilmediğini, 2015 yılına kadar müşterek hesaptaki davacıya ait paranın tasarrufunun engellendiğini, bu nedenlerle öncelikle dairenin tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 100.000,00 TL'nin masraf ve faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ......
Taşınmaz mallar üzerindeki intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı, hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle tesis edilir (TMK.m.795). 4. İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü yada tüzelkişi ise tüzelkişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer (TMK.m.796). 5. Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceğini kararlaştırılabilir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu tarafından alınan 12.03.2009 tarihli karar ile 18.09.2005 tarihine kadar yapılan ve bu tarihten sonra süresi 5 yılı aşan bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların rekabet yasağı süresini fiilen uzatacak sözleşmelerin 18.09.2010 tarihinde sona ereceğinin kabul edildiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve buna bağlı olarak yapılan intifa hakkına ilişkin protokol 03.08.2007 tarihli olup Rekabet Kurulu kararı gereğince 18.09.2010 tarihinde sona erdiğinin kabulü ile davacının 15 yıl süre için davalıya ödediği 425.000,00 USD intifa hakkı bedelinin yaklaşık 12 yılı karşılıksız kaldığından dava tarihi itibariyle davacının karşılıksız kalan intifa hakkı bedelini talep edebileceği gerekçesiyle kıstelyevm usulü ile hesap edilen intifa hakkı...
in kardeş olup, 1/4 oranında hisse sahibi olduğu, taşınmaz üzerinde davalı şirket adına akaryakıt istasyonu kurulması ve bayilik ilişkisi tesisi için tüm maliklerin muvafakatı gerektiğinden müvekkilinin davalı kardeşine vekaletname verdiğini, davalının bu vekaletnameyi kullanarak dava dışı Petrol Ofisi lehine 16 yıllık intifa hakkı tesisi için 23.01.2007 tarihinde protokol düzenlendiğini, protokol gereği dava dışı Petrol Ofisi A.Ş. tarafından davalı şirkete 260.000 USD ödediğini, bu bedelin hissedarlara yapılan bir ödeme olup, müvekkilinin hissesine 118.693 TL düştüğünü, talebe rağmen bu bedelin müvekkiline ödenmediğini, ayrıca davalının verilen vekaleti kötüye kullanarak müvekkilinin taşınmaz hissesini devrettiğini, açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu müvekkilinin hissesinin adına tescilinin yapıldığını, müvekkilinin 1/4 oranında hissesi bulunan taşınmaz üzerinde davalı şirketin faaliyetlerinin devam ettiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla...
Her ne kadar davalılar karı-koca olup 1999 yılında boşanmış ve 2005 yılında tekrar evlenmeleri üzerine davalı kocanın (özür mahiyetinde) işbu taşınmaz üzerinde eşi lehine intifa hakkı tesis ettiği savunulmuş ve bu husus bir kısım davalı tanıklarınca beyan edilmiş ise de davalıların boşanma (1999) ve yeniden evlenme (2005) tarihlerinden ve araya inşaat sözleşme görüşmeleri girdikten çok sonra 24.10.2011 tarihinde intifa hakkının tanınması makul karşılanabilecek bir "özür mahiyetinde" kabul edilemez. Gerçekten özür dilemek ve bunun göstergesi olarak intifa tesis etmek isteyen koca, boşanma tarihinden itibaren 6 yıl beklemez. Kaldı ki bizzat davalının kardeşi olan tanık ...'in "... öbür taraf (müteaahit) ile anlaşamadığı için bu durum ortaya çıktı, (Ümmühan) ablamın intifa hakkı olduğu için şu anda inşaat yapılamamaktadır" şeklindeki beyanı da intifa hakkı tesisinin yasal amacına yönelik olmadığını ortaya koymaktadır....
Eski hale getirme istemine ilişkin dava devam ederken ortaklığın giderilmesi davasında proje tadilatının 8 yıl boyunca gerçekleştirilmediği gerekçesi ile taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak satışına karar verilmiştir. İntifa hakkının terkini davası da bu kararın kesinleşmesinden sonra açılmıştır. Daha önceki süreçte proje tadilatının zamanında yapılarak aynen taksimin sağlanması halinde intifa hakkı davalı ...'in payı üzerinde kalacağından davacıların daha önce terkin isteminde bulunmalarında hukuki yararları olmayacağı açıktır. Aynen taksim olanağının ortadan kalkmasından sonra terkin istenmesi bu nedenlerle davanın reddine dayanak oluşturmayacaktır. Diğer yandan, yukarıda da belirtildiği gibi paydaşın ortaklığın giderilmesi davası açmadan hemen önce veya yargılama sırasında payı üzerine intifa hakkı tesisi yoluna gitmesi sık rastlanan bir durumdur....
Nitekim somut uyuşmazlıkta; intifa sözleşmesi 08.11.2001 tarihli resmi senet düzenlenerek kurulmuştur. Davalı şirketin savunmasında belirttiği 01.10.2002 günlü protokol ise adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. 01.10.2002 günlü protokolün taraflar arasındaki intifa sözleşmesini tadil ettiğinde kuşku yoktur. İntifa sözleşmesinin resmi biçim koşuluna uyularak yapılması geçerlilik (sıhhat) şartıdır. Borçlar Kanununun 12. maddesine göre kanunen yazılı şekle bağlı akitlerde asıl sözleşmenin esaslı unsurlarında değişiklik yapan tadil sözleşmesinin değiştirilmesinin de ancak yazılı şekilde mümkün olduğu hükme bağlandığından, resmi şekle bağlı intifa sözleşmesini tadil eden sözleşmenin de adi yazılı şekilde değil, resmi biçimde yapılması zorunludur. Bütün bu nedenlerle davalı şirketin 01.10.2002 günlü protokol hükümlerine dayanma olanağı bulunmamaktadır. Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkı tesisi daima bir sözleşmeye dayanır....


