WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.04.2006 tarih 2005/1287 Esas 2006/664 Karar sayılı karar ile davacının TMK 405. maddesine göre kısıtlanmasına ve eşi Fehime’nin vasi olarak atanmasına karar verilip, vasinin yargılamaya katıldığı, Bursa 5....

Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; davacı kadının Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.10.2013 tarihinde kesinleşen kararı ile TMK’nin 405 maddesi gereğince kısıtlandığı, babasının vasi olarak atandığı, aynı mahkemenin 11.10.2013 tarihli kararı ile de vasiye husumete izin kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davacı akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış olup eylemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme gücüne sahip olmadığından davacıya kusur izafe edilemez. Toplanan deliller ve dinlenen tanık ifadelerinden, davalının eşine hakaret ettiği, kendi ailesi ile beraber davacıyı baba evine bıraktıkları ve ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı kusurlu eylemleri ile boşanmaya sebebiyet vermiş olup tamamen kusurludur. Davacıya kusur yüklenemez....

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/150 esas 2013/188 karar sayılı 12.07.2013 tarihli kararı ile de husumete izin verildiği, dava konusu ... parsel sayılı taşınmazda davacının intikalen 2/80 oranında paydaş iken 18.01.2010 tarihli intikal ve tevhit işlemiyle payının 1/30 olduğu ve 14.11.2011 tarihinde 199/9840 payın ipkaen üzerinde bırakılıp 43/3280 payın satış yolu ile dava dışı ...’a temlik edildiği, 18.11.2011 tarihli resmi senet içeriğine göre, ......

CEVAP Davalı, vasinin annesini yönlendirdiğini, aleyhine icra takiplerine neden olduğunu, annesi ile arasında protokoller düzenlendiğini, taşınmazların bedeli karşılığında alındığını, annesi hakkında gerçekler saptırılarak vesayet kararı alındığını, hakkında açılan dava ile ilgili vesayet makamından izin alınmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2010/450 E., 2017/353 K. sayılı kararıyla; davanın vasi tarafından açıldığı, dava açılırken husumete izin kararı alınmadığı, davacının yargılama sırasında ölümü ile tereye temsilcisi atanarak yargılama yapılamayacağı, dava açıldığı tarihteki koşullara göre davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı tereke temsilcisi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....

'in düzenlediği vekaletname uyarınca kısıtlı adına vekilinin arabulucuya başvurduğu, oysa mevcut kısıtlılık kararı uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi'nden husumete izin yetkisi alınmak suretiyle (TMK 462) vasi tarafından arabuluculuk işlemlerinin başlatılması gerektiği, bu nedenle arabulucuk işlemlerinin hukuken geçersiz olduğu ve bunun sonradan tamamlanabilecek bir dava şartı olmadığı zira Mahkememiz yargılaması sırasında alınacak husumete izin yetkisinin de (HMK 54) arabulucuk sürecini hukuken geçerli hale getirmeyeceği, dolayısı ile somut olayda 6102 sayılı TTK.nun 5/A maddesinde belirlenen "arabuluculuk" dava şartının yerine getirlmediği anlaşılmakla,..." gerekçesi ile davanın usulden reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle Mahkememizin ... sayılı kararı Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... tarih ve ... Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Mahkememizce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmiştir....

nın kandırmaları sonucu 3517 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki payını davalıya satış göstererek bedelsiz devrettiğini, 72 yaşında olmasına rağmen hiçbir sağlık ve heyet raporu alınmaksızın satış işlemi yapıldığını, kandırılmaya son derece müsait bir kimse olduğunu, içinde kendisinin ve eşinin eşyaları bulunan ve Türkiye'ye geldiğinde kaldıkları taşınmazı satmak için nedeni bulunmadığını ileri sürüp tapunun iptali ile adına tescilini olmazsa 100.000,00 TL'nın davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında davacıya vasi tayin edilip husumete izin verilmiş ve davayı vasi takip etmiştir....

ün kendisine veli olarak atandığı, velinin 06.06.2011 tarihinde husumete izin aldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 27.01.2014 tarihli raporu ile davacı E.. Ş..'ün dava konusu taşınmazların satışına esas alınan 23.11.2010 tarihli vekaletnamenin tanzimi tarihinde hukuki ehliyete haiz olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Dosya kapsamı ile, satış sırasında kullanılan vekâletnamenin tanzim edildiği tarihte davacının hukuki ehliyete haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile saptanarak ehliyetsizlik iddiası bakımından davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; “ hemen belirtmek gerekir ki, davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur....

Hal böyle olunca, öncelikle davacının dava tarihinde ve vekaletnamenin düzenlendiği tarihte vesayet altında olup olmadığının tespit edilmesi, halen vesayet altında ise vesayet makamından husumete izin kararı alınmak suretiyle vasi huzurunda davanın görülmesi, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası bakımından yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma yapılarak tarafların iddia ve savunmalarının bu doğrultuda değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Sayılı dosyasında temsil etmek üzere vasi...' a husumete izin verilmesine karar verildiği belirlenmiştir. İzmir 6. ACM' nin .../... E. sayılı dosyasının incelemesinde; mağdurun ..., müştekinin..., sanığın ..., suçun dolandırıcılık, suç tarihinin 30/12/2011 olduğu, dosyanın halen derdest olup, duruşmasının 16/01/2018 saat 09.00' a bırakılmasına karar verildiği, dosya içerisinde bu dosya ile birleştirilmiş İzmir 6. ACM'nin .../... E. Sayılı dosyasının mevcut olduğu, söz konusu dosyada da; kısıtlı katılanın ..., vasinin ..., sanıkların ... ve ..., suçun kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık, suç tarihinin 30/12/2011 olduğu, İzmir 6. ACM'nin .../... E. sayılı dosyası içerisinde Adli Tıp Genel Kurumu tarafından düzenlenmiş 14/09/2017 tarihli dosyamız davacısı ... ile ilgili raporun bulunduğu, mahkemece 17.04.2018 tarihinde sanıklar ..., ... ve ...'...

Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınması, hukuki ehliyeti haiz olmadığının anlaşılması halinde, davacıya vasi tayin ettirilip, vasi için husumete izin kararı alındıktan sonra davanın kabul edilmesi, hukuki ehliyeti haiz olduğunun tespiti halinde ise vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeni üzerinde durularak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,15/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu