Vesayet altında bulunan kişi adına hareket eden vasinin, bir kısım eylem ve işlemleri yerine getirebilmesi, vesayet makamından diğer bir deyişle Sulh Hukuk Hakiminden alınacak husumete izin kararı ile mümkündür. (TMK.nun 462.mad. 8.bend) Somut olayda, vesayet altında bulunan davacının eldeki davada vasi marifetiyle temsil edilebilmesi bakımından Sulh Hukuk Mahkemesi'nden husumete izin kararı alınmadan yargılamaya devam edilip karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar vesayet makamı tarafından sulh protokolünün onaylanması aşamasında, asıl dava dosyasının numarası belirtilmek suretiyle davacı ... vasisine dava açma hususunda izin verilmiş ise de; iznin dosya bilgileri belirtilmek suretiyle verilmiş olması, asıl ve birleşen davaların esasen ayrı davalar olması karşısında, verilen iznin birleşen davaya kapsamayacağı ve birleşen dava yönünden husumete izin şartının sağlanmadığı anlaşılmıştır....
ün dava tarihi itibariyle hükümlü olduğu, bu davayı açma yönünden vasisine izin verilmemesi yönünde beyanda bulunduğu ve mahkemenin de husumete izin kararı talebinin reddine karar verildiği değerlendirilerek dava şartı yokluğu nedeni ile vasi tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Bölge adliye mahkemesince; Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 02/12/2016 tarihli raporu ile kişinin takip ve tedavisinde görev alan hekimlere atfı kabil kusur bulunmadığı, muris tarafından 18/12/2016 günlü genel onam formu imzalandığı gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davanın temeli vekalet sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(TBK 502-506 md.) Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür....
yönünden aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.2- Davacı Hukuk Mahkemesinin 24.6.2010 tarihli 2010/405 esas 2010/641 karar sayılı ilamıyla vesayet altına alınmış olup 4721 sayılı Medeni Kanununun 462. maddesinin 8. bendi gereğince husumete izin için vesayet makamına dava açmak için önel verilmeli, vesayet makamının kararından sonra Mahkemesi'nin 20.12.2011 tarihli 2011/910 E. ve 2011/1221 Sayılı kararı ve dava tarihi itibari ile dava açmakta hukuki yararı olup olmadığı gözetilerek hasıl olacak sonuca uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.3-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir“denilmek suretiyle mahkeme kararı bozulmuştur....
Suna’nın vasi tayin edildiği, vesayet makamından husumete izin kararı alındığı, ... Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun 27.04.2012 tarihli raporuna göre, davacının akit tarihi olan 25.01.2010 tarihinde fiil ......ine haiz olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır....
Hâl böyle olunca, öncelikle vasi için husumete izin kararının dosya arasına alınması, bu eksiklik giderildikten sonra hukuki........liğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, varsa davacıya ait doktor raporları, reçeteler, hasta müşahade kağıtları vs. temin edilerek 11.06.2013 tarihinde davacının ........ olup olmadığı yönünde ... Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınması,........ olduğu saptanırsa davanın kabul edilmesi, ........ olduğu saptanırsa hile hukuksal nedeni üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir....
Bozma Kararı Dairenin 14/01/2016 tarihli, 2015/11339 Esas, 2016/298 Karar sayılı kararıyla; “öncelikle dava konusu 825 parsel sayılı taşınmazın tapuya tesciline dayanak Kadastro Mahkemesinin 1963/553 Esas, 1965/400 Karar sayılı dava dosyasının temini ile, bu dosya içindeki bilgi ve belgelerden yararlanılmak suretiyle tespit maliklerinin kimliklerinin açıklığa kavuşturulması, her bir paydaş yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak davacılar ve murisleri ile kimlik bilgilerinin uyumlu olup olmadığının saptanması, öte yandan kaydının düzeltilmesi istenen “...”nın nüfus kaydında ölüm araştırması yapıldığı kaydı gözetilerek davacıların aktif dava ehliyetinin değerlendirilmesi, adı geçenin nüfus kayıtlarında soyadının “Baz” olduğu gözetilerek “Yabacı” şeklinde düzeltme nedeninin açıklığa kavuşturulması, kısıtlı olduğu anlaşılan davacılardan ...’in husumete izin kararı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda soruşturma eksiksiz tamamlanarak 6100 sayılı...
Bozma Kararı Dairece 23.03.2017 tarihli ve 2014/20345 Esas, 2017/1401 Karar sayılı karar ile “…Dava davacı vasi tarafından açıldığına göre; TMK 462/8.maddesi gereğince kısıtlı adına dava açmak için vesayet makamının izni gereklidir. Bu nedenle yargılama aşamasında husumete izin verilmişse, bu izin kararının dosya arasına alınması,izin verilmemiş ise bu hususun ikmali cihetine gidilmesi gerekmektedir. … Somut olayda, kısıtlı ... tarafından ....’a vekaletname verilen 29.12.2010 tarihi ile akit tarihi olan 18.01.2011 tarihinde kısıtlının hukuki ehliyetinin olup olmadığının saptanması, hukuki ehliyetin var olmadığının belirlenmesi halinde ise 3.kişi durumunda olan davalı ...’in iyiniyetli olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur. 3....
sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (4628 sayılı Kanun) ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (6446 sayılı Kanun) 9....
Dağıtım A.Ş. ile sözleşme yapılması ve bu yönlü talebin reddi nedeniyle oluşan maddi zararların tazmini için dava açma zorunluluklarının doğduğunu, Elektrik enerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak “üretim”, “iletim”, “dağıtım” ve “ticaret” başlıkları altında toplamak mümkün olduğunu, hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çok yüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerin bir koordinasyon içinde yürütülmesinin şart olduğunu, bu amaçla, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001 yılında kamu tüzel kişiliğini haiz, İdari ve mali özerkliğe sahip ve bu kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek ve denetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulduğunu, elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında detaylı olarak düzenlendiğini, 4628 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini: “piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende...
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 518 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/8 payı davacı ... adına kayıtlı iken, ...’nin bizzat intifa hakkını üzerinde bırakarak payını davalı oğlu Yıldıray’a 1.04.1998 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1594 Esas, 2015/84 Karar sayılı 28.01.2015 tarihli ilamıyla davacı ...’nun 4721 sayılı TMK.'nın 405/1. maddesi gereğince kısıtlanıp, ...’ın vasi tayin edildiği, vesayet makamından husumete izin kararı alındığı anlaşılmaktadır. 2. Somut olayda, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinin içeriğinden, dayanılan hukuki sebep ya da sebepler tereddüt yaratmayacak bir biçimde anlaşılamadığı gibi, Mahkemece 16/02/2016 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında da tarafların anlaşamadıkları hususların duruşma zaptına açıkça yazılmadığı anlaşılmıştır....


