hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı İdare vekili, davaya dâhil edilmesinin yanlış, gereksiz ve usul ekonomisine aykırı bir işlem olduğunu, müvekkili İdarenin ise davacının lehine sonuçlanan İş Mahkemesi kararının kesinleşmesinin hemen akabinde intibak düzenlemesine ait ek aylık ve hizmet belgelerini davalı ...'...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi 5510 sayılı Kanun'un 80 inci madde hükümleridir. 3....
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür....
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile çalışmalarının fiili ve gerçek olduğunun tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2, 6 ve 79 uncu maddeleri ilgili hükümlerdir. 3....
Nitekim Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru üzerine verdiği kararda: “Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere hizmet tespiti davalarıyla işçilik alacakları davaları birbirini etkileyebilecek bağlantılı davalardır. Nitekim Yargıtaya göre işçilik alacakları davasında -açılmış ise- kural olarak hizmet tespiti davasının sonucu beklenmelidir. Yine Yargıtay kararlarında her iki davanın birbirlerini etkilemesi mümkün ise de davaların niteliği gereği farklı sonuçlara varılabileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Zira hizmet tespiti davalarında -kamu düzenine ilişkin olduğundan- resen araştırma ilkesinin, işçilik alacaklarıyla ilgili davalarda ise taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle işçilik alacakları davasında verilen karar hizmet tespiti davasında kesin delil değil güçlü delil olarak kabul edilmektedir....
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki itibari hizmet süresi, fiili hizmet süresi zammı ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece bozmaya uyularak verilen davanın kısmen kabulüne dair karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalı işveren yanında 1996 yılından itibaren metal ve metal alaşımlarının eritilmesi, kalıplara dökülmesi ve katılaştırılarak imal edilecek parçaların üretilmesine dair her aşamada zararlı etkilere maruz kalarak çalıştığını belirterek 05.05.1997-09.09.2012 tarihleri arasında bildirilen hizmetlerine itibari hizmet süresi, fiili hizmet süresi zammı tespiti ile prime esas kazancının tespitini talep ve dava etmiştir. II....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1.2318.01.1015537.41 sicil sayılı İzmit Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu ünvanlı işyerinde 01.01.1997 tarihinde çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgesinin hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verildiği, davacının adının 3308 sayılı Kanun'a tabi çırak olarak çalışan kursiyerler listesinde bulunduğu, SPEK üzerinden % 5,5 oranında prim ödendiği ve bu prim oranının çıraklara uygulanan iş kazası ve meslek hastalığı (%1,5) ve hastalık sigortası (%4) priminin toplamı kadar olduğu, davacının İzmit Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğünde 14.10.1996 - 20.08.1997 tarihleri arasında 1152 saatlik halıcılık kursunu tamamladığı, 01.11.1963 doğumlu davacının 01.01.1997 tarihinde 34 yaşında olduğu, davacının çalışmasının 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 37 nci maddesi kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle 3308 sayılı Kanun kapsamındaki çıraklar gibi değerlendirilmesi gerektiğinden...
İhale konusu işlerde işin başlangıç ve bitiş tarihinin belirlenmesi asgari işçilik hesaplamasında dikkate alınacak sigorta primine esas kazanç (SPEK) miktarının belirlenmesinde önem arz eder. Zira asgari işçilik uygulamasında "Kuruma bildirilmesi gereken asgari işçilik tutarından" düşülen SPEK miktarı; ihale konusu işin başlangıç ve bitiş tarihleri arasında Kuruma bildirilen miktardan ibarettir. İhale mevzuatına göre yaptırılan her türlü işlerde işin başlangıç ve bitiş tarihlerinin resmi belgelere göre belirlenmesi mümkündür. Zira ihale konusu işin sözleşme tarihi, başlangıç ve bitiş tarihi, geçici ve kesin kabul tarihleri, istihkak tutarı ve diğer bilgilerin ihale makamından sağlıklı bir biçimde temini her zaman mümkündür. Bu nedenledir ki işin başlangıç ve bitiş tarihlerinin ihale makamından sorulması ve resmi belge ve tutanaklara itibar edilmesi uygun olur....
Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır. 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir....
Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun da isabetle vurguladığı gibi "Kamu düzeninden olma koşulu re’sen araştırma ilkesini ve sonuç olarak hâkimin delilleri serbestçe, kendiliğinden toplayarak sonuca gitmesini beraberinde getirir. Sigortalı kavramı, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sosyal güvence sistemine adına prim ödenmesi gereken yahut kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi ifade eder. Görüldüğü gibi sigortalı olmak çalışma ve prim ödeme ilkesine bağlı olduğundan, “hizmet tespiti” ve “prime esas kazancın tespiti” davaları sosyal güvenlik hakkının özünü oluşturmaktadır. Bu nedenle prime esas kazancın tespiti davaları kamu düzeninden olmaları nedeniyle özel bir titizlik ve duyarlılıkla yürütülmelidir"(Y....


