WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru/ kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin konuyla ilgili yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceği yönündedir. Bu nedenle öncelikle idarenin / idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru / kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....

İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır....

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, manevi tazminat miktarının zenginleşmeye yol açmadığı, aksine Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının çok düşük olduğu, bunun hukuken ve vicdanen kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin hizmet kusuru yerine sosyal riske dayanarak karar vermesinin hatalı olduğu, maddi tazminat miktarı hesabında açıkça yanlışlık yapıldığı, belirtilen hususlarla birlikte yeniden rapor alınması gerektiği ileri sürülmektedir....

Yerel mahkemece, “…davacının kardeşinin hastalığı nedeniyle yapmış olduğu tedavi giderleri ve ilgili diğer masraflardan davalı Hazine ve Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı Başkanlığı’nı temsilen Kaymakamlığın sorumluluğunu gerektirecek illiyet bağı bulunmadığı…” gerekçesi ile istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davalılar, kamu tüzel kişisi olup eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir. Davacı, dava dilekçesinde, davalı idarelerin hizmet kusuru niteliğindeki eylemlerine dayanarak dava açmıştır. Bir olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının saptanması idari yargının görev alanında olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince, idarenin hizmet kusuruna dayanan tazminat isteklerinin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde ileri sürülmesi gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir....

olması gerektiği ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği sonucuna varılarak, istinaf isteminin kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacıya takdiren olay nedeniyle yaşadığı elem ve üzüntü nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir....

Sosyal risk ilkesinin idarenin herhangi bir kusuru bulunmayan, davacınında toplumun bir ferdi olarak zararlarının karşılandığı dosyalarda uygulanmasına rağmen tazminatın hizmet kusuru hesaplama yöntemiyle karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır. Bu dosyalarda maddi tazminat hesaplamasında; sosyal risk ilkesine uygun olarak tazminat ve sorumluluk dengesi sağlanması açısından hesabın % 50'sinin kabul edilmesinin hem davacı ve davalı yönünden adil, hem de hukuki gerekçeye uygun bir çözüm olduğu düşünülmektedir. Bu nedenlerle Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın hukuki gerekçesi ve hesaplaması açısından; hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu bozulması gerektiği, manevi tazminat yönünden onanması gerektiği düşünülmektedir....

Sosyal risk ilkesinin idarenin herhangi bir kusuru bulunmayan, davacınında toplumun bir ferdi olarak zararlarının karşılandığı dosyalarda uygulanmasına rağmen tazminatın hizmet kusuru hesaplama yöntemiyle karşılanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır. Bu dosyalarda maddi tazminat hesaplamasında; sosyal risk ilkesine uygun olarak tazminat ve sorumluluk dengesi sağlanması açısından hesabın % 50'sinin kabul edilmesinin hem davacı ve davalı yönünden adil, hem de hukuki gerekçeye uygun bir çözüm olduğu düşünülmektedir. Bu nedenlerle Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminatın hukuki gerekçesi ve hesaplaması açısından; manevi tazminatın ise düşük olması nedeniyle miktar yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir....

'ın hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru olduğu, maddi ve manevi zarara uğradıkları ileri sürülerek, davacılardan her biri için 100.000,00 TL maddi tazminat, 300.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 1.200.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ......

İlk Derece Mahkemesince; davacılar tarafından, davalı belediyenin hizmet kusuru nedeniyle zarardan sorumlu olduğunun iddia edildiği, davalının kamu kurumu olması nedeniyle hizmet kusurundan kaynaklı davanın idari yargıda görülmesi gerektiğine ilişkin gerekçe ile yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....

Bu durumda, oluşan zarardan, davalı belediyenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olması karşısında, davalı idarenin hizmet kusuru ile davacının iskan ve yapı ruhsatı ile işyeri açma ve çalışma ruhsatının mevcut olup olmamasına göre belirlenecek kusur durumlarının birlikte değerlendirilerek bulunacak kusur oranları çerçevesinde ve gerçek zararın tespitinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, tazminat isteminin tamamı yönünden davanın kabulüne karar veren İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşıldığından kararda hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4....

UYAP Entegrasyonu