USD = 14.250,03 USD olmak üzere toplamda bu istasyondan 129.600,03 usd kar kaybının olduğunu, Üç istasyonda toplamda 296.872,65 USD müvekkilinin kar kaybının olduğunu, taahhütnameler gereği 200.000,00 USD cezai şart oluştuğunu, beyan ederek, ariyet sözleşmesinden doğan alacak ve sair talep hakları ile dava tarihinden sonraki ileriye dönük cezai şart başta olmak üzere fazlaya ilişkin her türlü yasal haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL kar mahrumiyeti ve 5.000,00 TL cezai şart borcunun 07.08.2017 tarih ve 22814 yevmiye nolu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte toplamda 10.000,00 TL nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir....
ın kuyumcu dükkanının üst katında, yakınanlara zor ve baskı altında 20.000 TL’lik senedi imzalattıkları şeklinde iddia edilen olayda; sanık M.’ın mahkeme huzurundaki savunmasında; “…parayı hazırlarken sattığı arabadan dolayı 7.000 TL ve paranın kalan bölümü için erittiği altından dolayı da toplam 20.000 TL'lik zararının olduğunu ve buna karşılık yakınanlardan senet aldığını” ifade etmesi karşısında; harici satış sözleşmesine konu edinilen gayrimenkul ve mülkiyet durumu duraksamasız belirlenip, taraflar arasında 16.01.2010 tarihinde yapılan adi harici satış sözleşmesi ile rücu tarihleri arasında sanık Maşallah’ın kendisine ait herhangi bir oto ve/veya menkul satım ve temliki yapıp-yapmadığı, yapmış ise, bedellerinin re’sen araştırılıp, saptanmasından sonra iddia, savunma ve tüm bu deliller değerlendirilerek, sanıkların eylemlerinin hukuki vasıflandırılması gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile yetinilip, yerinde yeterli ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması...
Dava taraflar arasında düzenlenen Bayilik Sözleşmesi gereğince sözleşmenin haksız feshi nedeniyle istenen müspet zarar ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı şirketin sözleşme uyarınca eksik ürün aldığı, sözleşme hükümlerini yerine getirmediği kabul edilerek sözleşmenin davalı yanca haksız feshedildiği kabul edilmiş, söz konusu karar davalı yanca temyiz edilmediğinden sözleşmenin haksız feshi sabit hale gelmiştir. Mahkemece sözleşmenin haksız feshedildiği kabul edildiğine göre mahkemece hüküm altına alınan müspet zararın (her ne kadar menfi zarar denilmiş ise de) yanında sözleşmenin 9.maddesi uyarınca, sözleşmenin davalı alıcı tarafından haksız feshedilmesi sebebiyle ayrıca cezai şart da talep edebileceği gözetilmeksizin cezai şart isteminin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
müvekkilinin maddi zarara uğradığını, taraflarınca davalının bu kusurlu eylemi nedeniyle uğramış oldukları zararın tazmini için ... 13....
Mahkemece, “Gerek davada 3402 sayılı yasa kapsamında hak düşürücü sürenin geçmesi ve gerekse de taşınmaz satışı yönünde başvurulan yemin teklifinin yerine getirilmesi dikkate alındığında davacının iddiasını yöntemince kanıtlayamadığı..” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava harici satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil, bu olmadığı takdirde cezai şart tazminatı istemine ilişkindir. Dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tutanağı ve tapu kaydı incelenmesinde; taşınmaz, 24.04.1995 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında senetsizden, zilyetlik ve satış nedeniyle davalı adına tespit edilmiş ve 02.10. 1998 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Davacı ... ada ... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı taşınmazın 25.05.1995 tarihinde (tespit sonrası, tescil öncesi) haricen satın alındığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur....
Davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 4.000,00 TL satıcının ödemesi gereken hizmet bedeli, 1.000,00 TL alıcının ödemesi gereken hizmet bedeli, 1.000,00 TL cezai şart alacağının tahsilini talep etmiş ise de sözleşmede müşteri haklı ve mücbir sebep olmaksızın tek taraflı olarak fesih ettiği takdirde davacıya 3. maddede belirtilen taşınmazın en yüksek satış bedeli üzerinden % 6 + KDV tutarında nakdi tazminatın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, taşınmazın en yüksek bedeli olarak 4.700.000 TL olarak kararlaştırıldığı, sözleşmede kullanılan ifadelerden cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olmadığı dolayısıyla davacının sadece cezai şart talebinde bulunabileceği, satıcının ve alıcının ödemesi gereken hizmet bedelini talep edemeyeceği, davalı şirketin davadan önce temerrüde düşürülmediği dolayısıyla dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Şti'nde satış danışmanı olarak işe başladığını ve rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, belirsiz süreli iş sözleşmesinin hükümler başlıklı 20 maddesinin ihlal edilmesi nedeni ile sözleşmede belirtilen cezai şartın ödenmesi gerektiğini beyan ederek, davanın kabulüne, davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı fiilleri nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı tarafa tebligat çıkartılmamıştır. Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağı tazmini istemine ilişkindir. ......
Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." içtihadında bulunulmuştur. Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağının tazmini istemi ile açılmış olup, talebin içeriği, uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olması ve yukarıda anılan Yargıtay ilgili Dairesi'nin kararı gözetildiğinde görevli mahkeme iş mahkemeleridir. Bu nedenle davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." içtihadında bulunulmuştur. Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağının tazmini istemi ile açılmış olup, talebin içeriği, uyuşmazlığın kaynağının iş sözleşmesi olması ve yukarıda anılan Yargıtay ilgili Dairesi'nin kararı gözetildiğinde görevli mahkeme iş mahkemeleridir. Bu nedenle davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.’nun 1007. maddesi gereğince uğranılan zararın tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı, davalı Hazine, Fer'i müdahiller ve ihbar edilen vekiller yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.’nun 1007. maddesi gereğince uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı Hazine, fer’i müdahiller ve ihbar edilen vekillerince temyiz edilmiştir....


