Noterliğinin ... tarihli ve ... yev.no.lu ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin sona ereceğini, davacının akdetmiş olduğu sözleşme ile üstlendiği edimler hilafına müvekkilinden talepte bulunduğunu, davacının fahiş talepler ileri sürdüğünü ve kabulü halinde müvekkilinin ekonomik açıdan mahvına sebep olacağını, BK.’nun 159/2 mad. uyarınca cezai şartı aşan bir zarar söz konusu olduğu takdirde alacaklının borçlunun kusuru olduğunun ispatlanması halinde cezai şartı aşan zararın isteyebileceğini hükmünü içerdiğini ancak müvekkilinin kusuru bulunmadığından cezai şart ve kar mahrumiyetinden sorumlu tutulamayacağını belirterek; Her türlü dayanaktan yoksun bulunan ve fahiş talepleri içeren davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zararının tahsilini, bu dosya ile birleştirilen mahkememizin .../... esas sayılı dosyada sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart ve manevi tazminat talebi yanında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, bu dava dosyasında da aynı ismi taşıyan ve aralarında organik bağ bulunduğu iddia edilen davalı şirket hakkında aynı sözleşmeden kaynaklanan sözleşmenin ihlaline dayalı olarak cezai şart ve manevi tazminat, sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak müspet zarar tazminatı, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talep edildiği buna göre İzmir ......
ın bu miktardan davacılara karşı sorumlu oldukları, ancak davacı taraflarca kısmı olarak açılan davada 100.000,00 USD talep edildiği anlaşılmakla taleple bağlı kalındığı, asıl davada cezai şart yönünden yapılan değerlendirme de ise; taraflar arasındaki sözleşme ile başlangıçta ifaya ek olarak gecikmeden kaynaklı bir cezai şart ön görüldüğü, 31/12/2008 tarihli ek sözleşmede ise cezai şartın niteliğinin değiştirilerek ifaya ek cezai şart niteliğinde olmaktan çıkartılarak borcun ifa edilmemesi ( dönme halinde de) ödenecek cezai şart olarak düzenlendiği, bu durumda davalı şirketçe sözleşmenin ifa edilmemiş olması ve davacı taraflarca sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması nedeniyle iş bu cezai şartın da davacı taraflara ödenmesinin gerektiği , davacılarca dava dilekçesinde 1000 USD cezai şart talep edildiği ve davalı şirket ile birlikte davalı ...'...
davacı tarafından feshedildiğine göre hükümsüz olan sözleşmeye tekrar dönerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın ve cezai şartın talep edilemeyeceği, talep edilebilecek zararı menfi zarar olmakla birlikte davacının menfi zararına dair dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmadığı, asıl davada davacı tarafından yapılan feshin haklı olduğu değerlendirildiğinde 5.000 USD cezai şart ve 11.834,25 TL kar kaybı hesaplandığı, yapılan feshin haksız olduğu değerlendirildiğinde eksik ifa sebebiyle oluşan zararın 8.250,27 TL olarak hesaplandığı bildirilmiş, ayrık görüşteki bilirkişi ise davacı tarafından yapılan feshin haksız olduğu, cezai şart ve kar kaybı talep hakkının bulunmadığı, karşı dava yönünden idari para cezasını talep etme hakkı olduğu, davacı tarafından feshin haklı olduğu değerlendirildiğinde cezai şart ve kar kaybı talep edebileceği bildirilmiştir....
Mahkemece, taraflar arasında 03/11/2008 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi düzenlendiği ve burada davalının her yıl için 750 metreküp akaryakıt ile 1 ton madeni yağ almayı taahhüt ettiği, ancak, 04/11/2008 tarihli davacı şirketin Genel Müdür yardımcısı ile ... Bölge Müdürü tarafından imzalanan belge de, 750 metreküp olan satış taahhüdünün 150.000 litre aşağısında kalması halinde herhangi bir cezai şart uygulanmayacağının beyan ve taahhüt edildiği, bu belgenin şirketin Genel Müdür Yardımcısı ve ......
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/140 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/03/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket ile müvekkili şirketin Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi yaptığını, sözleşmede sözleşme ihlalinin sonuçları da kararlaştırıldığını, davalının imzaladığı sözleşmenin süresinden önce herhangi bir bildirimde bulunmadan tek taraflı fesih yaparak başka bir tedarikçinin portföyüne geçtiğini, davalının bu haksız feshi nedeniyle davacı müvekkil şirket fesih ceza bedeline hak kazandığını, müvekkili şirket tarafından Ek Protokol'ün 4.maddesine uygun olacak şekilde haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla fesih ceza bedelini tahakkuk ettirilerek fesih ceza faturası oluşturulduğunu...
, kurumca gerçekleştirilen işlemler nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin müvekkili açısından ifasının imkansız hale geldiğini, borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hale gelen edimden dolayı cezanın ifasının istenemeyeceğini, cezai şartı kabul etmemekle birlikte mahva sebep olabilecek ve fahiş olan cezai şartın indirilebileceği Yargıtayca öngörüldüğünü, sözleşmedeki cezai şartın amacının taraflar arasındaki sözleşme yürürlükteyken davacının uğrayacağı zararların önüne geçilmesi olduğunu, aksi halde davacının hiç bir çaba göstermeden zengin olmasının hedeflenmediğini, cezai şartın yerine getirilebilmesi için davacıya kesilen fatura bedeli altında satış yapılması ve bu satışlar nedeniyle davacının zarara uğraması gerektiğini, müvekkilinin alacağı nedeniyle davacı aleyhine Konya ....
cezai şart talep etme hakları olduğunu, davalıya 02.05.2008 tarihli ihtarnamenin tebliğ edildiğini ileri sürerek, 3.000 USD tazminat, 3.000 USD cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir....
Davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, haksız fesih nedeniyle cezai şart tazminatını, zararın oluşmuş olması nedeniyle kar kaybına ilişkin müspet zararı, inşaat ve dekorasyon gideri, personel gideri ve ürün stoku yapılmasına ilişkin menfi zararları ve manevi zararın giderilmesini talep etmektedir. Menfi zarar içerisinde talep edilen kalemler ve miktarları davacı vekilince 02.02.2017 tarihli dilekçesi ile açıklanmıştır. Yargıtay içtihatları ve doktrinde yer bulan tanımları ile müspet zarar kavramı, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Müspet zarar daima ileriye dönük olup bir beklenti kaybıdır. Kısaca akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Menfi zarar ise sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır....
. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten aldığı ürünleri sattığını, satın alınan malların bedelinin teminatı olarak açık bono verildiğini, davalıya hiçbir borçları olmamasına rağmen senedin icra takibine konulduğunu iddia ederek, borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı savunmasında, taraflar arasında 11.12.2006 tarihli satış noktası sözleşmesi bulunduğunu ve davacının akde aykırı davranışları nedeniyle uğranılan zararın tazmini için teminatın paraya çevrilmesi yönünde girişimde bulunduklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalının teminat senedinden doğan alacağını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 11.12.2006 tarihli satış noktası sözleşmesi mevcuttur. Yine 26.12.2006 tarihli belge ile de bedelsiz ürün teslimatı yapılmıştır....


