İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davalının talebe konu bağımsız bölümlerin devrinden eksik işleri bahane ederek kaçındığını, bilirkişi raporundaki kanaatlerin hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, dava sonrasında dahi devrin makul sürede yapılmadığını, cezai şartın kararlaştırıldığı hallerde zarar şartının dahi aranmadığını, davacının tapuları alamaması nedeniyle üçüncü kişilerle yaptığı satış sözleşmeleri bakımından zarara uğradığını, kimi satış bedellerini iade ettiğini, cezai şart ve tazminat ödemek zorunda kaldığını, bu zararların kaynağının davalı kusuru olduğunu, binayı finansal açıdan zora düşerek tamamlayabildiklerini, tedarik ve hammadde fiyatlarındaki artış nedeniyle zarara uğradıklarını, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti tayini gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C....
ın müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmede müvekkilini temsilen imza attığını, çok kısa süre içinde imzalanan 2 sözleşme arasında %38 fiyat farkı olmasının müvekkilinde iradesinin temsilcisi tarafından fesada uğratıldığı kanaatinin doğmasına yol açtığını, 2011 yılının Eylül ayında demir fiyatlarının dünya genelinde %30 düşüşüyle birlikte edim dengesinin tamamen bozulması ve işlem temelinin çökmesi nedeniyle davalı şirkete revizyon talebinde bulunulduğunu, davalının talebi reddettiğini, müvekkili şirketin irade fesadı nedeniyle sözleşmeyi feshederek karşı tarafa bildirdiğini iddia ederek, feshin haklılığına karar verilmesi ve davacının uğradığı zararın avans faiziyle birlikte giderilmesini, mahkemece feshin ağır sonuçlar doğuracağı kanaatine varılacak olursa sözleşmenin hak ve nesafet kurallarınca uyarlanmasını,uyarlama ve zararın tazmini yönündeki talepler haklı görülmezse davacı hakkında uygulanan cezai şartın indirilmesini, nakde çevrilmemesi konusunda tedbir kararı...
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; harici satış sözleşmesinin muhtar tarafından onaylandığını, iddiasını tanıkla ispat edebileceğini, asıl davada davalıların murisi olan Meryem’in payını ...’den satın aldığını, birleşen dava yönünden terditli talebinin reddedilmesi nedeniyle dava reddedilecekse bile tazminat bedeli üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını temyiz etmiştir. 6. YARGITAY KARARI 6.1. Asıl dava; harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava; harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde Borçlar Kanunu 49. ve devamı maddeleri gereğince zararın tahsili, bu talebin de kabul edilmemesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde sözleşme ile ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre davalıdan tahsili, olmadığı takdirde menfi zararın tazmini talebine ilişkindir. 6.2....
- K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalının müvekkili şirketin Bayrampaşa bayiliğini üstlendiğini, sözleşme uyarınca davalının LPG alımlarını sadece müvekkili şirketten yapması gerektiğini ancak mahkeme kanalı ile yapılan tesbitte davalının başka firmalardan LPG alımı yaptığı ve işyerinde bu firmalara ait ürünlerin bulunduğunun tesbit edilmesi üzerine noter ihtarı ile akdin fesh edildiğini, davalının feshe rağmen elinde bulanan müvekkiline ait LPG tüplerini iade etmediğini, müvekkilinin ayrıca davalıdan cezai şart alacağının doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000.000.TL tüp bedeli ile 1.000.000.000.TL cezai şart alacağının reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir....
Davacı yan, davalının belirlenen satış fiyatına ve ürünlerin afiş tarihine müdahalede bulunarak ürünlerin satış fiyatlarının ve afiş tarihlerinin değiştirilmesini talep ettiğini, sözleşmeye aykırı davranışlarının kabul edilemediğini, ürünlerin belirlenen tarihte tesliminin gerçekleşmediğini beyanla, şimdilik 700.000,00-TL sözleşmeden doğan cezai şart alacağının ve 10.000-TL yoksun kalınan kar bedelinin tahsilini dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 1.548.208,00-TL cezai şart ve 268.419,81-TL mahrum kalınan kar alacağı olmak üzere toplam talebini 1.816.627,81-TL'sine yükseltmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasıyla cezai şart ve cezai şartı aşan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; taraflar arasında 13.10.2010 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi yapıldığını, süresi içinde, davalı, sözleşmenin 3.ncü maddesinde yer alan edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmenin feshedildiğini; sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle, ödenen 2000 TL kaparo parasının ve sözleşmenin 6.maddesinde öngörülen ceza-i şart bedelinin (100.000 TL'nin) faziyle tahsili gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere, cezai şart tazminatı olarak 20.000 TL'nin ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 2.000 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; resmi şekilde yapılmayan sözleşme geçersiz olduğundan, cezai şartın da geçersiz olduğunu; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, "...Davacının dayandığı 13.10.2010 tarihli harici satış...
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve cezai şart istemine ilişkindir. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir....
Davalının gerçekleştirdiği kabul edilen haksız rekabet esasen cezai şarta hükmedilmesinin de koşuludur. Yargıtay 11.H.D.nin 04/07/2014 tarih ve 2014/8593 E-12887 K. Sayılı kararı; "...(818 sayılı) Borçlar Kanunu'nun 158 nci maddesinde düzenlenmiş olan cezai şart hükümlerine göre, cezai şart, geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi durumunda borçlunun ödemesi gereken ve alacaklıya ispat yükü olmadan zararını alabilme imkanını sağlayan fer’i nitelikte bir edimdir. Anılan maddede üç farklı cezai şart düzenlenmiş olup bunlar; seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve son olarak ifayı engelleyen cezai şart bir başka deyişle dönme cezasıdır....
. - K A R A R - Dava, davacının davalı ile imzaladığı 21.09.1998 tarihli üretici bayilik sözleşmesi gereği davalıya teminat olarak verilen dava konusu ipoteklerin, sözleşmenin haklı feshine rağmen, davalı tarafından süresinde fek edilmemesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacının sözlemeyi feshinin haksız olduğunu, davacının müvekkiline 30.000 USD cezai şart ödediğini, taraflar arasındaki alacak- borç ilişkisi bitirilmeden teminat ipoteğinin kaldırılmasının mümkün olmadığını, ipoteklerin kaldırılması için vekalet verecekleri şahsın isminin bildirilmesinin istendiğini, ancak uzun süre isim bildirilmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....


