CEVAP Davalı-davacı erkek vekili davaya cevap ile karşı dava ve cevaba cevap dilekçesinde; kadının iddialarının soyut olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, kabul etmediklerini, müvekkilinin evlilik birliği içerisinde eşini aldatmadığını ve bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından açılan ve reddedilen davanın 06.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, tarafların o tarihten itibaren ayrı yaşadığını, ortak hayatın yeniden kurulamadığını ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, fiili ayrılık nedeni ile dava şartlarının oluştuğunu beyanla, kadının davasının reddine, fiili ayrılık nedeniyle karşı davanın kabulüne ve tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III....
Öyleyse kadının evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı açtığı karşı boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddi doğru olmamış ise de, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/son maddesinde düzenlenen fiili ayrılık hukuki sebebine dayalı olarak açtıkları boşanma hükmü taraflarca temyiz edilmeyip kesinleşmekle, kadının evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı açtığı karşı boşanma davası konusuz kalmıştır. Bu nedenlerle mahkemece konusuz kalan davalı-davacı kadının boşanma davası hakkında açıklanan çerçevede bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkek tamamen kusurlu olduğuna göre; davalı-davacı kadının maddi tazminat (TMK m.174/1) talebinin reddi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir....
Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve tedbir nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Davalı kadının, kusur belirlemesine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı erkek tarafından, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda; “Davacının ayrı yaşama döneminde kalp ameliyatı olduğu, ameliyat sırasında davalı eşin bulunmaması nedeniyle kusurlu olduğu anlaşılmış ise de tarafların ayrı yaşadığı dönemde davacı erkeğin ikinci bir evlilik yaptığı ve bu hali ile evlilik birliğinin bozulmasında davacının davalıdan daha fazla kusurlu olduğu, TMK 166/2 madde gereğince kusuru daha az olan tarafın açılan boşanma davasına itiraz edebileceği...” gerekçesi ile davanın ispatlanamaması nedeni ile...
a karşı Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı olarak 29.06.2011 tarihinde açtığı boşanma davası İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinin 03.04.2014 tarih 2011/668 esas, 2014/294 karar sayılı kararıyla tarafların iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve hüküm 26.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Reddedilen bu dava ile davacı kadının 29.06.2011 tarihinden önceki olayları yeniden boşanma nedeni yapması imkanı ortadan kalkmıştır. Reddedilen davanın açılmasından sonra, taraflarca dosyaya bildirilen ve toplanan delillerle her iki taraf bakımından yeni bir olayın varlığı da kanıtlanamamıştır. Fiili ayrılık başlı başına boşanma sebebi değildir. Bu itibarla boşanma davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Turk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise. sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Fiili ayrılık ise başlı başına boşanma sebebi değildir....
Davacı-karşı davalı erkek tarafından Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayalı fiili ayrılık hukuki sebebiyle açılan boşanma davasına karşı, davalı-karşı davacı kadın tarafından da, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde düzenlenmiş olan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle karşı boşanma davası açılmış ve harcı yatırılmıştır. Mahkemece, taraflarca açılan her iki boşanma davası ... Aile Mahkemesinin 2011/237 esas, 2012/89 karar ve 09/02/2012 tarihli ve 07/05/2012 tarihinde kesinleşen ... tarafından ... aleyhine açılan boşanma davasının reddinden sonra tarafların evlenmek amacı ile bir araya gelmedikleri ve 16/09/2015 tarihinde boşanma davası açılmış olması nedeni ile TMK'nun 166/4. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiştir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere davalı-karşı davacı kadının karşı boşanma davası, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde düzenlenmiş olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılmış boşanma davasıdır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen boşanma kararının isabetli olduğu, ancak taraflar arasında daha önce görülen ve ret ile sonuçlanan boşanma davasında feragatten önce erkeğin tam kusurlu kabul edildiği, kadının feragati nedeniyle kusurların af edildiği, kadın tarafından feragat edilen önceki boşanma davasından sonra ki bir zamana ilişkin erkeğe kusur olarak yüklenebilecek herhangi bir vakıaya dayanılmadığı, bir başka deyişle tarafların fiili ayrılık dönemine ilişkin erkeğe kusur olarak yüklenebilecek yeni bir olayın ileri sürülmediği, davacı erkeğin boşanma davasına dayanak teşkil eden ilk boşanma davasını açarak tarafların fiili ayrılığına neden olan ve boşanma sebebi yaratan davalı kadının boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu, ancak erkeğin istinaf talebinde bulunmadığı, istinaf eden kadın aleyhine kusur belirlenemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusurun, kadının lehine...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Fiili ayrılık başlı başına boşanma nedeni değildir, terk hukuki sebebine dayalı bir davada bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer....
Aile Mahkemesinin 10.05.2013 tarih 2011/970 Esas ve 2013/404 Karar sayılı ilamı ile boşanma davasının reddedildiğini, 30.01.2014 tarihinde kararın kesinleştiğini, davanın açıldığı tarihten bu ana kadar tarafların bir araya gelmediklerini ve ortak hayatın kurulmadığını belirterek fiili ayrılık nedeni ile tarafların boşanmalarına ve şimdilik 1.000,00 TL katkı payı ve değer artış payının tasfiyenin sona ermesinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı-davacıdan alınarak davacı-davalıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilmesinin yasal koşullarının oluştuğu, kısa karar ve hüküm sonucunda 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilmesinin mahallinde düzeltilebilir maddî hata niteliğinde olduğu, kadının önceden açmış olduğu boşanma davasından feragat ederek varsa da erkeğin kusurlarını affetmiş olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda reddedilen ilk davayı açarak fiili ayrılığa sebep olan kadının tam kusurlu olduğu ve kadın lehine boşanmanın fer'îlerine hükmedilebilmesinin yasal koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile; erkeğin kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili hükümlerinin kaldırılmasına, kadının tam kusurlu olduğunun tespitine, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin dördüncü...


