WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

Bu kez, davacı koca, eldeki bu davayı, Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayalı olarak "fiili ayrılık" nedeni ile açmıştır. Mahkeme, ilk davanın reddinden sonra tarafların üç yıl süreyle biraraya gelmedikleri gerekçesi ile boşanma kararı vermiş ve tarafları da boşanmaya sebep olan fiili ayrılıkta eşit kusurlu olarak kabul etmiş ise de; retle sonuçlanan ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kocanın ilk boşanma davasında, kadının boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığına göre, bu tarihten önceki olaylar artık kadına kusur olarak yüklenemeyecektir. Söz konusu davanın reddi ve bu ret kararının kesinleşmesiyle kadın kusursuz hale gelmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacı kocanın eşine şiddet uyguladığı sabittir. Bu durumda, kadının kusursuz, kocanın ise tam kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir....

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin karşı davasına dayanak teşkil eden davanın, “davacı erkeğin davalıyı istemeyerek ailesinin yanına bıraktığı ve fiili ayrılığın tek başına boşanma nedeni olamayacağı” gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğinin, bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmediklerinin, fiili ayrılık döneminde davacı-davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının ve erkeğin ilk boşanma davasında, kadının boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışı kanıtlanamadığının, böylece bu tarihten önceki olaylar artık kadına kusur olarak yüklenemeyeceğinin de anlaşılmasına göre, Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve birlikte yaşamaktan kaçınan davalı-davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir....

Aile Mahkemesi'nin 10.11.2015 tarih ve 2014/993 Esas 2015/789 Karar sayılı dosyası ile davalı kadın aleyhine 10.12.2014 tarihinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen kararın 15.12.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 22.01.2019 tarihinde açıldığı, fiili ayrılık süresinin gerçekleştiği, fiili ayrılık döneminde de kadına atfıkabil bir kusurun varlığının ispat edilemediğinden reddedilen davayı açarak boşanma sebebi yaratan erkeğin tam kusurlu olduğu, koşulları oluşmakla kadın yararına maddî tazminata hükmedilmesi ve miktarının usul ve yasaya uygun olduğu, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir eylemin varlığının ispat edilemediğinden kadının manevî tazminat isteğinin reddine karar verilmesi, davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin ön inceleme duruşmasından sonra yapılmış olması nedeni ile yoksulluk nafakası talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde...

Mahkemece, "tarafların fikren ve ruhen uyuşmadıkları, sürekli tartıştıkları, ayrı yaşadıkları, evliliğin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi hususunda davalının gerekli özen ve çabayı sarf etmediği, karşılıklı sevgi ve saygı temeline dayanan evlilik birliğinin davalının ağır kusurlu eylemleri nedeni ile bir daha yeniden kurulamayacak şekilde temelinden sarsıldığı" gerekçesiyle boşanmalarına karar verilmiş ise de; fiili ayrılık boşanma sebebi olmadığı gibi davalı kadından kaynaklanan boşanmayı gerektiren maddi bir vakıa da ispatlanamamıştır. Bu itibarla davanın reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır....

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve red ile sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma nedeni yaratan davacı (kadın)'ın boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanma yüzünden en azından eşinin maddi desteğini yitirdiği gözetilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK md.4, TBK.md.50 ve 52) dikkate alınmak suretiyle Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi gereğince, davalı (koca) yararına uygun miktarda maddi tazminat takdir edilmesi gerekirken, bu yönün dikkate alınmaması da doğru bulunmamıştır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm velayet yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Fiili ayrılık tek başına Türk Medeni Kanununun 166.maddesine dayalı boşanma nedeni olamaz. Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi koşulları da gerçekleşmemiştir. Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi dışında davalının kabulü sonuç doğurmaz (TMK.md.184/3). Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 12.12.2017 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Fiili ayrılık başlı başına boşanma nedeni yapılamaz. Terk nedenine dayalı bir dava da bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Fiili ayrılık başlı başına boşanma nedeni yapılamaz. Terk hukuki nedenine dayalı bir dava bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Mahkemece davalı kadına kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıasına davacı erkek tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulüne uygun şekilde dayanılmamıştır. Usulüne uygun şekilde dayanılmayan bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi mümkün değildir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Fiili ayrılık tek başına boşanma nedeni değildir. *Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm velayet ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi değildir. Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır....

UYAP Entegrasyonu