, tarafların delil olarak sunulan fotoğraflardaki tarihler dikkate alındığında tatil zamanına denk gelip, kadının özellikle ortak çocuk ... ile babanın kişisel ilişkisini engellemek istediğinden ortak çocuğun durumu da göz önüne alınarak onunla kişisel ilişki kurmak amacıyla bir araya gelinen zamanlara ilişkin olduğunu, müvekkilinin çocuklarla mecburen davalının da olduğu ortamlarda zaman geçirdiğinden, bu görüntülerin tarafların bir araya gelmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, davanın ispat edildiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bu duruma erkeğin tam kusurlu hareketleri ile sebebiyet verdiği sabit ise de kadının istinaf aşamasında ibraz ettiği dilekçesinde tarafların dört yıllık fiili ayrılık süresinin sonunda evlilik birliğini yeniden tesis etmek üzere bir araya geldiklerini ifade etmesi göz önüne alındığında, kadının erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının...
Hukuk Dairesi’nin 02.05.2019 tarihli ve 2018/1467 E., 2019/799 K. sayılı kararı ile; her iki davanın da TMK'nın 166/4. maddesi uyarınca açılmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince karşı davanın TMK'nın 166/1. maddesine göre kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, ne var ki bu durumun istinaf talebinde ileri sürülmemesi nedeniyle yanılgıya işaret edilmekle yetinildiği, taraflar arasında daha önceden açılarak reddine karar verilen dayanak davadan sonra eşlerin yeniden bir araya gelmedikleri, hâl böyle olunca boşanmaya sebep olan olaylarda, reddedilen boşanma davasını açan kadının az, fiili ayrılık döneminde ... sarsıcı davranışlarda bulunan erkeğin ağır kusurlu olduğu, dolayısıyla erkeğin kusur belirlemesine yönelik istinaf itirazının kabulü ile tarafların kusurlu davranışlarına yönelik gerekçenin düzeltilmesine, tarafların sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 9....
Yoksulluk nafakası şartlarının değerlendirilmesi ve bu kapsamda miktarın belirlenmesi hukukun uygulanması ile ilgili olup bu konudaki direnme gerekçeleri yerinde değildir. Taraflar 05.06.2015 tarihinde evlenmişler, eldeki boşanma davası ise 13.02.2017 tarihinde açılmıştır. Dava dilekçesindeki bilgilere göre fiili ayrılık tarihi 26.12.2016 olup evlilik yaklaşık olarak 1,5 yıl sürmüştür ve tarafların müşterek çocukları bulunmamaktadır. Dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile taraflar hakkında düzenlenen sosyal ve ekonomik durum araştırma raporuna göre davacı kadın üniversite mezunu ve 25 yaşındadır. İşi ve geliri yoktur, anne ve babası ile birlikte kalmaktadır. Fiziksel bir engeli ya da çalışmasını engelleyecek hastalığı yoktur. Üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkul bulunmamaktadır. Davalı erkek Devlet memuru olup aylık 3.800TL-4.000TL geliri bulunmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Retle sonuçlanan boşanma davası 13.9.2002 tarihinde kesinleşmiş fiili ayrılık sebebine dayalı bu dava 25.7.2005 tarihinde açılmıştır.3 yıllık fiili ayrılık süresi dolmadan Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesi doğru değilsede; bu husus temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir. 2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince; Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine...
nın velâyetinin anneye verilmesinde ve anne ile çocuk arasında kurulmuş olan kişisel ilişkinin süresinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı-davalı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalı-davacı erkeğin istinaf başvurusunun ise; tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri, tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü ve tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde manevî tazminatın az olduğu, davacı-davalı kadının davasının reddine karar verilmesi nedeni ile davalı-davacı erkek yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kabulüne karar verilerek, davalı-davacı erkek yararına yasal faizi ile birlikte 10.000,00 TL manevî tazminat ile 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur....
Öncelikle belirtilmelidir ki, TMK’nın “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır” hükmünü içermektedir. Bu madde gereğince alınacak geçici önlemlerden birisi de nafaka olup, hâkim yargılama sırasında talebe bağlı olmaksızın eş ve çocuk için uygun miktarda tedbir nafakasına hükmeder. Boşanma kararının kesinleşmesi ile bu nafakalar koşulları var ise eş için yoksulluk, çocuk için ise iştirak nafakası olarak devam eder. 28. Madde; yasal gerekçesinde de açıklandığı üzere 743 sayılı Medeni Kanun’un 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi ve maddi tazminat yönünden, davalı kadın tarafından ise; 166/son hukuki sebebine dayanan boşanma davası ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek tarafından evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) ve fiili ayrılık (TMK m. 166/son) hukuki sebebine dayanarak boşanma davası açılmış ve mahkemece fiili ayrılık şartları gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir....
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; temyize konu davaya dayanak olan ilk boşanma davasının da davacı erkek tarafından açıldığı, ilk boşanma davasından önce de davacının hasta olduğu ve kızı tarafından bakıldığı ve davanın retle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, vefat eden davacının, ilk boşanma davasını açıp, boşanma sebebi yaratarak, fiili ayrılığa neden olduğu ve fiili ayrılık döneminde kadına kusur olarak yüklenebilecek yeni bir vakıaya dayanmadığı da dikkate alındığında, artık fiili ayrılık döneminde, davacının hastalığıyla ilgilenmediğinden bahisle davalı kadına kusur yüklenemez. Gerçekleşen bu husus gözetilmeden, davalı kadının kusurlu olduğunun kabulü bozmayı gerektirmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadın Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi uyarınca boşanma davası açmış, mahkemece Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi şartlarının gerçekleştiği, kesinleşen önceki mahkeme ilamı ile boşanma davası reddedilen davacının fiili ayrılığın gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğu, fiili ayrılık süresince de davacı tarafından davalıya yüklenebilecek bir kusurun varlığı ispat edilemediği gerekçesiyle...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *fiili ayrılık başlı başına boşanma nedeni olamayacağına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna iş bu kararın tebliğinden iitbaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.05.2007...


