Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuş, davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından 27.01.2021 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat edilmesini müteakip, Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğin istinaf başvurusunun feragat nedeni ile reddine, davacı karşı davalı kadın vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kuralmasına karar verilmiştir....
ile ilgilenmediğini, davacının kullandığı aracın boşanma davası açılmasına rağmen müvekkilinin adına kayıtlı olduğunu ve tüm masraflarının müvekkili tarafından karışlandığını, davacının kullanmış olduğu kredi kartı borcunu da müvekkilinin ödediğini, bu nedenlerden dolayı asıl davanın reddini, karşı davalarının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesini, müvekkili lehine 250.000,00 TL maddî, 250.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir....
in boşandığını, davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeni ile boşanma dışında kalan taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararı: 6. ... 2....
ye ailesinin yanına döndüğünü, bu şekilde müşterek yaşama son verme iradesini evi terk ederek gösterdiğini, erkeğin ailesi ile iyi ilişki içinde olmadığını, eşinden gizli doğum kontrol hapı kullandığını, fiili ayrılıktan sonra da eşine ağır hakaretler içeren mesajlar gönderdiğini, kadının tam kusurlu olduğunu belirterek asıl davanın reddine, karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, müvekkili lehine 75.000,00 TL maddî ve 75.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; tarafların ortak çocuklarının bulunmadığı, evliliklerinin başında kadının ailesinin evinde kiracı olarak oturdukları daha sonra ...'...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı- karşı davacı erkeğin evlilik birliğinin gerektirdiği birlikte yaşama, maddi ve manevi birlik olma yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığı, davacı- karşı davalı kadını evden göndermek istediği ve ayrı bir düzen oluşturmak istediği, davacı- karşı davalı kadının tüm çabalarına rağmen birden fazla kez bu durumun yaşandığı, davacı- karşı davalı kadının çocuğu için evlilik birliğinin devamına çaba gösterdiği, ayrıca davalı-karşı davacı erkeğin fiili ayrılık döneminde ortak çocuğun bakımı ve ihtiyaçları ile de ilgilenmediği hususlarının sabit olduğu, davacı- karşı davalı kadının ise dava açılmadan önceki fiili ayrılık döneminde davalı- karşı davacı baba ile müşterek çocuğun görüşmesine engel olduğu, davalı- karşı davacı erkek hakkında onun ailesine " ben o şerefsizi oğluma unutturmaya çalışıyorum" şeklinde aşağılayıcı sözler söylediği, açıklanan kusurlu davranışları ile davalı-...
09.07.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, fiili ayrılık dönemi içerisinde erkeğin kadına eve dön ihtarı çektiği, terk ihtarının 16.10.2018 tarihli olduğu, bu tarihte dava tarihi olan 07.11.2018 tarihine kadar olan süreçte kadına isnadı mümkün herhangi bir kusurlu davranışın ispatlanamadığı, erkeğin davasının reddi gerektiği, erkeğin ise bağımsız konut temin etmediği gibi hamilelik ve doğum sürecinde de eşiyle ilgilenmediğinin anlaşıldığı, birliğin temelinden sarsılmasında erkeğin tam kusurlu olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü ve 175 inci maddesi uyarınca kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminat verilmesi koşullarının gerçekleştiği, iştirak nafakası miktarının az olduğu, çocuk ile baba arasında hafta sonlarıda yatılı ilişki kurulmasında sakınca bulunmayacağı gerekçesi ile kadının kendi davasının reddi ve karşı davanın kabulüne yönelik istinaf isteminin kabulüne, maddî ve manevî tazminat, yoksulluk ve iştirak nafakasına yönelik istinaf...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki boşanma davasının açıldığı 2018 yılı Ağustos ayı içerisinde bir gün gece yarısı saat 04.00 sularında erkek olan eş ve ailesi tarafından kadın olan eşin ortak konuttan kovulması, kadın olan eşin ortak konuttan kovulması sırasında erkek olan eşin kadın olan eşe seni boşayacağım şeklinde bağırması, erkek olan eşin kadın olan eşe yönelik eşek, hayvan, hayvan oğlu hayvan seni arıyorlar şeklinde sözler söylemesi; kadın olan eşin ise erkek olan eşe hitaben seni boşayacağım, emekli birine varacağım, sana da para yollayacağım şeklinde beyanda bulunması kusurlu davranış olarak kabul edilmiş, tarafların fiili ayrılık tarihinden sonra ve devam eden safhalarda da tarafların tutum ve davranışlarında olumlu yönde bir gelişimin bulunmadığı, taraflar arasındaki evliliğin fiilen sona ermesine götüren olayların ortaya çıkıp büyümesinde erkek olan eşin kusurlu davranışlarının kadın olan eşin kusurlu...
kaldırıldığı, kadının asıl boşanma davasında lehine tedbir nafakası verilmemesine yönelik istinafının olmadığı görülmekle asıl davada kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmediği,birleşen dava açısından, vekâlet ücreti ve yargılama gideri açısından;davalı kadın vekilinin birleşen davadan feragat ettiği ve bu beyanını imzası ile tasdik ettiği, vekâletnamede de feragat yetkisi bulunduğundan birleşen davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru ve yerinde olduğu, birleşen dava da erkek lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de yerinde olduğu anlaşıldığından davalı-davacı kadın vekilinin istinaf talebinin reddine, nafaka davası yönünden kesin olmak üzere karar verilmiştir....
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davanın 21.07.2010 tarihinde açıldığı, davacı muris ile davalı kadının 2010 yılı Mayıs ayında fiilen ayrıldıkları, davadan önce yaşanan fiili ayrılık döneminde davalı kadının muris eşine " eski eşine geri dön de seni tekrar boynuzlasın" şeklinde sözlerle hakaret ettiği, davacı murisin dava dilekçesinde açıkça dayandığı bu vakıanın murisin önceki evliliğinden olan oğlu tanık... ve işletme müdürü tanık...'ın beyanları ile doğrulandığı, bu fiil nedeniyle kadının yargılandığı ceza davasında delil yetersizliği sebebiyle beraat ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarının gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarına dair dosya içerisinde ciddi ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre eşine hakaret eden davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğunun tespitine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir..."...


