Yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için boşanma yüzünden yoksulluğa düşme durumunun kesin olarak belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan davacının sürekli ve düzenli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, böyle bir işten ayrılmışsa işten ayrılış nedeni kesin olarak belirlenmelidir....
Yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için boşanma yüzünden yoksulluğa düşme durumunun kesin olarak belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan davacının sürekli ve düzenli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, böyle bir işten ayrılmışsa işten ayrılış nedeni kesin olarak belirlenmelidir....
in velâyetinin babasına bırakılmasına karar verildiği, diğer ortak çocuk ... yönünden ise; her ne kadar mümkün olduğunca kardeşlerin bir arada bulundurulmasına dikkat edilmesi gerekmekte ve ortak çocuk fiili ayrılık döneminin bir kısmında davacı babasıyla birlikte yaşamış ise de, çocuğun karar tarihine kadar olan süreçte kendi isteğiyle davalı annesiyle yaşamaya devam ettiği, bakımı, gözetimi ve sağlığı açısından annenin bir ihmaline yahut velâyeti üstlenmesine engel bir duruma ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı bu kapsamda ortak çocuk ...'nın velâyetinin annesine bırakılmasına karar verildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, tarafların ortak çocuğu ...'in velâyetinin davacı babaya, ...'...
kendi yakınlarının özel günlerine katılmadığı, yakınlarının müşterek haneye ziyaretlerinde çekimser kalmalarına sebep olması nedeniyle de erkeğin kusurlu olduğu, erkeğe isnat edilen bir yakınının düğününe katıldığında boynunda berelenmeler ile tanıklarca gözlemlenmesi ile cevap dilekçesinde kadına isnat edilen bir başkası ile görüşmesi olayından sonra tarafların fiili beraberliklerinin devam ettiği karşılıklı beyanlardan ve tanık beyanlarından sabit olmakla bu olaylar barışma ile sonuçlandığından ve bu aşamadan sonra bu yönde olayların varlığı hususu ileri sürülmediğinden bu hususlar kusur değerlendirilmesinde hükümde değerlendirilmediği, kadının ayrılık döneminde asgari ücretli olarak çalışma hayatına başladığı, kirada çocukları ile birlikte kaldığı, emekli olan ve ticari hayatı olan erkeğin ekonomik ve sosyal durumu karşısında kadının daha zayıf olduğu, boşanmak ile yoksul duruma düşeceği, çocukların yaşları ve eğitim durumları göz önüne alınarak velâyetin annede kalması gerektiği gerekçesiyle...
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı kadının 1.015,00 TL emekli maaşı aldığı, TRT ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlara konser organizasyonları gerçekleştirdiği ve tanıklarının beyanlarına göre bu organizasyonlardan gelir elde ettiği, davacı-karşı davalı ile ortak oldukları ve davacı-karşı davalı erkek lehine intifa hakkı tanınan toplam değeri 4.900.000,00 TL olarak belirlenen iki adet işyerinde ½ şer payının bulunduğu, değeri bilirkişi tarafından 1.900.000,00 USD olarak belirlenen tarafların fiili ayrılık öncesi birlikte oturdukları konutta da ½ oranında payının bulunduğu, belirlenen bu duruma göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul 11....
Davalı-birleşen davacı vekili 23.05.2016 tarihli birleşen dava dilekçesinde; tarafların 31.10.2013 tarihinde evlendiklerini, ortak bir çocuklarının bulunduğunu, severek evlenen eşlerin ilk iki yıl çok mutlu olduklarını, bu arada kadın eşin yalnız olduğu zamanlarda evde dolaşan birilerinin olduğundan bahsederek müvekkiline yalnız kalmaktan korktuğunu söylediğini, bu rahatsızlığı nedeniyle tedaviye başlandığını, evlendikten sonra ailesi ile görüşmeyen kadın eşin hamilelik ve yeni doğum sürecinde ailesi ile görüşmeye başladığını, bundan sonra eşine karşı olan tavırlarının değiştiğini, ortak konutu ihmal ederek ailesinin yanında yaşamaya başladığını, evlilik süresince eşinin ailesinin müşterek haneye gelmesine izin vermediğini, ev işlerini müvekkiline yaptırdığını, eşini sürekli aşağıladığını, haklı bir sebep olmaksızın evi terk ederek ailesinin yanına gittiğini, fiili ayrılık döneminde ortak çocuğu babasına göstermediğini, 03.05.2016 tarihinde tarafların hastanede karşılaştıkları bir anda...
Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. 14. Söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki “birlik artık sarsılmıştır” diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir....
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, müvekkilinin davacıdan ayrı olmasına rağmen gerek evinin gerekse çocuğunun bütün ihtiyaçlarını karşıladığını, tarafların görücü usulü ile evlendiklerini, bu sebeple birbirlerini iyi tanıyamadıklarını, evliliğin ilk aylarından itibaren tartışmalar yaşandığını, bu tartışmaların gece geç saatlere kadar sürdüğünü, birbirlerini daha fazla yıpratmamak amacıyla davalının geçici süre ile evden ayrıldığını, fiili ayrılık döneminde bir kadınla tanıştığını ve evlilik düşündüğünü, davacının hukuka aykırı şekilde elde ettiği resim ve görüntüleri kullanarak zina sebebiyle davalı aleyhine İstanbul Anadolu 6....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1.Tarafların boşanma davalarının değerlendirilmesinde; dinlenen taraf tanık beyanlarında erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak başka bir kadını kaçırıp onunla birlikte yaşadığı, bu kadından çocukları olduğu halen bu kadınla birlikte yaşamaya devam ettiğinin anlaşıldığı, dinlenen taraf tanık beyanlarından görgüye dayalı beyanları nazara alınarak kadına yüklenecek herhangi bir kusurun tespit edilemediği, erkeğin tam kusurlu olduğu, taraflar arasında görülen redle sonuçlanan ve 10.02.2016 tarihinde kesinleşen karar tarihinden iş bu boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 3 yıllık fiili ayrılık süresinin geçmesine rağmen dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere tarafların evlilik birliğini devam ettirmek amacıyla tekrar bir araya gelmedikleri, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, erkeğin davasının yasal şartlarının gerçekleştiği, ortak çocuğun taraflar ayrıldığından...
Aile Mahkemesi nezdinde boşanma davası açtığı, anılan Mahkemece 27.11.2014 tarihinde sanık ile katılanın boşanmalarına karar verildiği, İddianameye konu olan yazışmaların boşanma davasında delil olarak kullanıldığına ilişkin dosyaya yansıyan bilgi ya da belgenin bulunmadığı, Anlaşılmaktadır....


