- K A R A R - Davacı vekili, müvekkili kooperatifin davalının 2010 yılında ekmiş olduğu çeltiğin bakım ve sulamasını yaptığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde davalının asıl borç miktarını kabul ederek faize haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, kısmi itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, asıl borç miktarını kabul ettiğini, ancak genel kurulda gecikme cezası alınması kararlaştırılmakla, faizle ilgili bir karar olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir....
Bu durumda, borçlu icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde işlemiş ve işleyecek faize de itirazda bulunup alacaklı da itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğuna göre, anılan talep konusunda Bölge Adliye Mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş olması yukarıda değinilen HMK'nun 297. maddesi hükmüne aykırıdır O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, faize itiraz hakkında, inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sözü edilen istem incelenmeksizin ve bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12....
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-borçlu icra dairesinin yetkisine, borca ve faize itiraz etmiş olup alacaklı 11.09.2009 tarihli dilekçe ile borçlunun borca ve faize yönelik itirazının kaldırılmasını istemeyerek icra dairesinin yetkisiz olduğunu bu tarih itibariyle kabul etmiş olmasına, 1086 sy. HUMK'un 193. (6100 sy. HMK'nın 20.) maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisiz olduğunun kabulünün gerekmesine, 11.09.2009 tarihinden itibaren 10 gün içinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesi istenmediğinden davanın ön şart yokluğu reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 19.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda; Mahkemece faiz alacağı itirazının incelenmesi noktasında itiraz konusu sadece faize itiraz olduğundan asıl alacak yönünden net brüt çevrilmesi yapıldıktan sonra faiz hesabı yapılması doğru isede asıl alacağa yönelik şikayet olmadığı halde bu yönde de karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca yukarıda bildirilen ilkeler ışığında, taraflara banka ismi bildirmeleri için süre verilmesi, her iki tarafın bildirdiği tüm bankalardan faiz oranları getirtilerek bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken alacaklı vekilinin bildirdiği bankalar sorulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir....
itirazının haksız olduğunun anlaşılacağını, davalının tüm bu itirazı, takibi sürüncemede bırakarak, borcu ödemekten kaçınmak amacıyla yaptıklarını ileri sürerek borca ve faize yapılan itirazın iptali ile, haksız itiraz nedeniyle icra inkar tazminatına, muhakeme harç ve masraflarıyla ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
HD'nin 25.12.2017 tarih, 2015/16398 E.-2017/17515 K. sayılı ilamı ile taraflara süre verilerek, bildirdikleri bankalardan, hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve itiraz konusu sadece faize itiraz olduğundan asıl alacak yönünden net brüt çevrilmesi yapılmadan hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması gerektiğinden bozulmuştur. Mahkemece Dairenin bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de; dayanak ilamda brüt olarak belirlenen alacak kalemlerini nete çevirmek suretiyle hesap yapan, bozma sonrası alınan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca kabule göre; davalı alacaklı tarafından, faiz oranlarının ... ve ...'tan sorulmasının istendiği, mahkemece bankalara yazı yazıldığı, ...'ın faiz oranlarını gönderdiği ancak ...'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından 2 adet faturaya dayalı olarak 25.960,00 TL asıl alacak, 4.111,77 TL işlemiş faiz ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren % 15 oranı üzerinden faiziyle tahsili talebiyle genel haciz yoluyla icra takibine başlanıldığı, örnek 7 numaralı ödeme emrine borçlunun yasal sürede icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine ve işlemiş faize itiraz ettiklerini bildirmesi üzerine, alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Faize itiraz Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Borçlu ... vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28.09.2001 tarih 2000/277 Esas - 2001/614 Karar sayılı ilamına dayanılarak ... 2....
İcra Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Borca İtiraz Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı vekili tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine adı geçenin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, Ümraniye İcra Dairelerinin yetkili olduğunu belirterek İstanbul İcra Dairesinin yetkisine, imzaya ve faize itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece öncelikle borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazı hakkında bir karar verilmesi, yetki itirazının yerinde görülmemesi halinde diğer itiraz nedenleri değerlendirilmesi gerekirken, yetki itirazı konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yargılamanın sürdürülerek, sonuçlandırılması ve yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Mahkemece, davalının dosyaya olan borcumu kabul ediyorum dedikten sonra yalnız % 200 oranında faize itiraz ediyorum diyerek kısmi itirazda bulunduğu, davacı vekilinin ana alacağa itiraz edilmediği için faiz ve eklentilerine yapılan itirazın iptali için dava açtığı, davalının icra takibinden önce temerrüde düşmediği, bu nedenle davalı hakkında yürütülen icra takibi nedeni ile birikmiş faiz ve eklentilerine yönelik itirazının yerinde olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren sözleşme gereği %189 oranında temerrüt faizi ve faizin gider vergisi uygulanması gerektiği gerekçesi ile davalının birikmiş faiz ve eklentilerine yönelik itirazının kabulü ile davanın reddine, asıl alacağa itiraz edilmemiş olmakla, 407.843,290 ESKİ TL’ye takip tarihinden sonra % 189 oranında temerrüt faizi ile faizin % 5 gider vergisi uygulanmasına karar verilmiş, mahkeme kararı süresi içinde davalı asil tarafından temyiz edilmiştir....


