Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucu; GEREKÇE : Dava, tasfiye memurunun azli talebine ilişkindir. Davacı taraf, müvekkilinin davaya konu ve tasfiye sürecine girmiş olan şirket '' ... Şirketi (...) 'nin % 50 hissesine sahip olduğunu, davalı müdürünün Ticaret sicil gazetesine şirket müdürü, eşi olan ortağı ile yapmış olduğu bir genel kurul toplantısını sunmuş ve şirkette tasfiyeye gittiğini, 03 Ocak 2024 tarihinde tasfiyeye ilişkin 3. İlanın yayınlandığını, şirketin feshinin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil edilmesi halinde şirketin Tüzel Kişiliğinin sona ereceğini ve müvekkilinin tüm haklarından mahrum kalacağını, davalı şirket müdürünün TMK 2....
Temyiz Sebepleri Davacı asilin temyiz dilekçesinde özetle, davalı tasfiye memuru tarafından şirkete ait taşınmazların değerinin çok altında cüzi bir bedelle muvazaalı olarak satışının gerçekleştirildiğini, bu şekilde gerek şirket gerekse de ortakları zarar uğrattığını, ...'den borç olarak alındığı iddia edilen 76 bin Türk Lirasının borç ilişkisi davalı transferine yönelik muvazaalı bir borç ilişkisi niteliğinde olduğunu, davalının tasfiye memuru olarak tasfiye ile ilgili olarak şeffaf olma, pay sahiplerini bilgilendirme ve şirkete ait kanuni defterleri gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tasfiye memurunun tasfiye işlemlerini makul sürede bitirmediği gibi bundan sonra da bitirme olanağının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket yöneticilerinin azli istemine ilişkindir. 2....
Somut olayda; istemin tasfiye memurunun azline ilişkin olduğu, azil davasının azli istenen tasfiye memuruna yöneltilmesi yeterli olduğu anlaşılmakla şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı tasfiye memuru hakkında açılan davada davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu göz önüne alınarak yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığı, anılan mahkemece verilen 15.12.2005 tarihli esasa ilişkin kararın kesinleştiği, verilen kararın kesinleşmesi sonrasında davalı-karşı davacılar ..., ..., ... ve ... tarafından mahkemece atanmış tasfiye memurunun azli için temyize konu 25.01.2019 havale tarihli dilekçeyle talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır....
nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan şirketteki müdürlük görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın usulden reddinin gerektiği, davanın "tasfiye memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise tasfiye memuru olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerinde Dairemizce bozulmuştur. Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir....
Noterliği .269 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, inceleme yaptırılmaktan kaçınıldığı ve mali müşavirin bürosunda bulunmadığı, incelemenin engellendiği ve bu hususun tutanakla da sabit olduğu belirtilerek, belirtilen hususlarda inceleme yapılmasına izin verilmesi bir kez daha şirketten talep edildiğini, tasfiye memurunun azline yönelik derdest dava bulunmaktayken şirketin tasfiyesinin gerçekleştirildiğini, tüm bu nedenlerle tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücretinden muaf tutulmasına dair hiçbir kanun hükmü bulunmadığından, tasfiyenin usulüne uygun şekilde tamamlanmaması, kendilerinin bilgi alma ve inceleme hakkının usulüne uygun şekilde kullandırılmaması, tasfiye memurunun azli talebi ile ikame edilen derdest dava bulunmakta iken tasfiye işlemlerinin tamamlanması nedeniyle hükmün yargılama giderinin davacı yan üzerine bırakması ve tasfiye memurunun vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması şeklindeki kısmının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın...
nun 353(1)b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, davalı ... yönünden konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava şirket müdürünün azli davasıdır. Davalı ...’in şirket müdürü olduğu, Mer Zemin Kaplama Ltd. Şti.’nin fesih ve tasfiyesine karar verilip şirkete tasfiye memuru atandığı anlaşılmaktadır....
Şu kadar ki, hâl ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkeme altı ay geçmeden de dağıtmaya izin verebilir.Davalı şirket malvarlığına dahil üç adet taşınmazın, davalı şirketin dava dışı diğer ortağına ait bulunan şirkete satıldığı ve satıştan elde edilen gelirin, henüz TTK'nun 542 maddesi uyarınca kesin bilanço düzenlenmeden payları oranında ortaklara dağıtıldığı davalı tasfiye memurunun da kabulünde olup, mahkemece davalı tasfiye memurunun tasfiye usulüne uygun davranmaması nedeniyle tarafsızlığına gölge düştüğünden bahisle tasfiye memurunun görevden alınmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı tasfiye memurunun aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca...
için şirketin ayakta tutulmasını gerektirecek ekonomik verilerinde mevcut olmadığı sonucuna varılarak davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak re'sen daha önce yönetim kayyımı olarak atanan ------ seçilmesine, tasfiye memurunun yapacağı işlemler için aylık --------ücret takdirine, karar kesinleştiğinde tasfiye memuruna tebligat yapılarak görevin tevdiine, tasfiye memuru için kararlaştırılan ücretin davacı tarafından karşılanmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir....
Davacının tasfiye memurluğu derneğin tasfiye memuru olarak seçilmesi üzerine dernek tarafından bildirilen gerçek kişi sıfatıyla başlamamıştır. Davacının tasfiye memurluğu doğrudan davalı A.Ş'de alınan kararla kendisinin tasfiye memuru olarak atanması ile başlamıştır. Bu durumda davalı derneğin eldeki davada taraf ehliyeti bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu davalı yönünden davanın husumetten reddi gerekir. Davacı dava açılmazdan evvel Ticaret Sicil Memurluğuna başvurmuş, ticaret sicil müdürülüğü tarafından da TTK 33.maddesi uyarınca davalı şirketin tescile davet edilmiş, buna icabet edilmeyince Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/92 esas sayılı dosyasında dava açılmıştır. Bu davada davanın reddine karar verilmiştir. İlgili dava yeni tasfiye memurunun bildirilmesine ilişkindir. Eldeki davada davacının istifasının tesciline karar verilmesini istemesi , tasfiye memurunun belirleme sürecine ilişkin Bursa 3.asliye Ticaret Mahkemesi dosyasından bağımsızdır....


