WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2015 tarih ve 2014/705-2015/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı ...'nin müvekkilinin pay sahibi olduğu tasfiye halindeki diğer davalı şirkete 24.8.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında tasfiye memuru olarak atandığını, davalı tasfiye memurunun şirketin tasfiye işlemlerinin yürütülmesi sırasında TTK'nın 225. maddesine aykırı davrandığını, davalı şirketin dava dışı ....'...

maddesi gereğince de ortaklar karar vermedikçe tasfiye memurunun şirket mallarını toptan satamayacağını, ortaklar kurulunun şirketin tek taşınmazını satmaya yetki verebilmesi için TTK’nın 388 maddesinin 3. ve 4. fıkralarındaki nisapların şart olduğunu, 05/09/2011 tarihinde alınan kararların toplantının belirtilen yerde yapılmaması, çağrı usulüne uyulmaması, toplantıya davacıların katılmasının engellenmesi, tasfiye memurunun iyiniyetli olmaması gibi nedenlerle geçerli sayılamayacağını ileri sürerek, tasfiye memurunun iyiniyetli davranmayarak görevini kötüye kullanması nedeniyle tasfiye memurunun azlini, yeni bir tasfiye memuru tayin edilmesini, 05/09/2011 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararlar ile şirket mevcudunun ortaklara tasfiye payı olarak dağıtılmasına ilişkin 21/09/2011 tarihli kararın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket tasfiye memuru, davanın reddini istemiştir. Müdahiller vekili, davanın reddini istemiştir....

Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2014 tarih ve 2013/302-2014/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemli açılan davada şirketin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye memurluğuna M.. G..'ün atanmasına karar verildiğini, tasfiye memurunun TTK'da belirlenmiş olan görevlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, tasfiye memuru M.. G..'ün azli ile tasfiye memurluğuna şirket ortağı A.. K..'in atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada davacı vekili davanın kabulünü talep etmiştir. Asıl davada M.....

Şti'nin kurulduğunu, davalı ortağın tasfiye memuru ile işbirliği içerisine girerek tasfiye halindeki şirketin mal stoklarını yeni kurulan şirkete aktardığını, tahsilatlarını yeni kurulan şirket adına yaptığını, giderlerini ise tasfiye halindeki şirkete yükleyerek aktifini azaltıp pasifini artırdığını, ... A.Ş'den tasfiye halindeki ... ... Ltd. Şti. adına mal alışı yapıldığını ve alınan bu malların düşük bir fiyata spota satılmış gibi gösterilerek ... ... Ltd. Şti'ye geçirildiğini ya da satılarak satış bedellerinin ... ... Ltd. Şti. adına tahsil edildiğini, tasfiye memurlarının sadece tasfiye amacına yönelik işlemleri yapabilecekleri halde davalı tasfiye memurunun yetkilerini aştığını belirterek tasfiye memurunun görevine son verilmesine, tasfiye işlemlerinin sonuçlandırılması için yeni tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

V.. tarafından ödenen taşınmaz bedelinin ayrı bir dava konusu yapılabilecek olmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, davalı şirkete ait taşınmazın muvazaalı satışının iptali ile şirket adına tapuya tescili ve tasfiye memurunun azli istemine ilişkindir. Mahkemece tapu iptal-tescil davasının kabulüne, tasfiye memurunun azline yönelik istemin konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, kararda davalı tasfiye memuru S.. V.. lehine vekalet ücretine hükmedildiği gibi, davalı K.. V.. tarafından yapılan yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğine ve reddedilen bir talep olmadığına göre, davalıların yaptığı masrafların kendileri üzerinde bırakılmaması ve davalılardan S.....

Asliye Ticaret Mahkemesince davalı şirkete atanan tasfiye memurunun haklı sebeple azli ve yeni bir tasfiye memurunun atanması ile tedbiren davalı şirketin tasfiye işlemlerinin durdurulması, davalı tasfiye memurunun tasfiye ile ilgili herhangi bir işlem yapmaması ile davacı ...'nun tasfiye memurunun ve/veya tasfiye memuru yardımcısı, aksi halde tasfiye memuru danışmanı seçilmesine yönelik olarak tedbir talebinde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği üzere davalı tasfiye memurunun mahkemece atandığı, HMK'NUN 390/3.maddesi uyarınca iddianın yaklaşık olarak ispata yönelik delil sunulmaması, mevcut delil durumu ve davanın mahiyeti gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara karar usul ve yasaya uygundur....

Esas sayılı dava dosyasında davacılar ... ... ve ... tarafından davalılar ... ve ...ŞTİ aleyhinde tasfiye memurunun azli ve temsil kayyumu atanmasına ilişkin dava açıldığı, söz konusu dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında davalı ...ŞTİ'ne ihtiyati tedbir mahiyetinde olmak üzere Mali Müşavir ...'in yönetim kayyumu olarak ... tarihinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, söz konusu dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda .../.../... tarih .../... Esas - .../... Karar sayılı karar ile asıl dava yönünden davanın kabulüne karar verilerek, ...'in tasfiye memurluğundan azline ve tasfiye memuru olarak ...'un atanmasına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, istinaf aşamasında olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre; mahkememizin .../......

ne satıldığını, satışlardan davacının haberinin bulunduğunu, müvekkilinin dürüst ve basiretli davrandığını, tasfiye memurunun azli için haklı sebebin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ....'nin 06/05/2001 tarihinde yapılan ortaklar kurulu kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, tasfiye memurluğuna ...'nın atandığı, tasfiye memurunun tasfiye işlemleri sırasında aynı iş yerinde .... ünvanını çağrıştıran dava dışı ....'...

in azli için haklı sebepler olup olmadığı, tasfiye memurunun azline karar verilecek olması halinde yerine seçilecek tasfiye memurunun belirlenmesine ilişkin olduğu anlaşıldı. Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ticaret sicil dosyasının onaylı bir suretinin celp edilmiştir. Davacı tarafça tasfiye memuru olan davalı ...'...

nin ana sözleşmesinde, rekabet konusunda izin verildiğine dair maddenin bulunmadığı, bu açıdan davalının anılan şirketteki müdürlük görevinden azli için haklı nedenin oluştuğu, ancak müdürlükten azli istenen şirketin davalı olarak gösterilmediğinden, davanın usulden reddinin gerektiği, davanın "tasfiye memurunun azli" davası olarak kabul edilmesi halinde ise tasfiye memuru olarak davalının azlini gerektiren haklı bir nedenin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete husumet yöneltilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa, şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir....

UYAP Entegrasyonu