Mahkemece, borçlanma talebi yönünden, davacının izinle Türk vatandaşlığından çıkmadan önceki ve 18 yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren, Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik sürelerini talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine yönelik infazında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde Türk Vatandaşlığını kaybettiği ve tekrar Türk Vatandaşlığına alındığı dönem yönünden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; mülga Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre Türk Vatandaşlığı'na alınmada ilgili tarafından yalan beyan verildiği veya önemli hususların gizlendiği sonradan anlaşılmış olsa bile vatandaşlığın kazanımından itibaren 5 yıl geçmiş ise artık kazanılan vatandaşlığın iptal edilemediği, olayda her ne kadar davacının, annesi … Türk vatandaşlığını kazanma tarihinden önce dünyaya gelmiş olmasına ve Türk vatandaşlığına alınmak için mülga 403 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde aranan şartları taşımamasına rağmen idarenin hatasından mı yoksa ilgilinin hile veya önemli bilgileri gizlemesinden kaynaklı olarak mı davacının nüfusa kayıt edildiğine dair idarece herhangi bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığı ve açıklama yapılmadığı, ilgilinin yalan beyan verdiğinin veya önemli hususları gizlediğinin sonradan anlaşılması üzerine iptal edilmesi mümkün ise de, davacının Türk Vatandaşı olduğu 08/01/1992 tarihinden itibaren geçen 5 yıllık sürenin bitimi...
KARŞI OY (X) : Uyuşmazlıkta, davacının evlilik birliği ile bağdaşmayacak faaliyette bulunduğundan bahisle davalı idare tarafından davaya konu işlem tesis edilmiş ise de; davacıya isnat edilen suç iddiasının evlilik birliği kurulmadan önceki döneme ait olduğu, evlilik birliği kurulduktan sonra evlilik müessesesine uygun olarak eşi ile birlikte yaşadığı ve iki çocuk sahibi olduğu, evlilik birliği süresince evlilikle bağdaşmayacak herhangi bir faaliyetinin ortaya konulamadığı, bu durumun yapılan araştırma ve inceleme sonuçları ile sabit olduğu, davacının Türk vatandaşlığını kazanma talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından davanın reddine ilişkin mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum....
Davalılar vekili, taşınmazların muris ...’dan kaldığını, davacının Türk vatandaşlığını kaybettiğini, tek mirasçı olması nedeniyle tapuda yapılan satış ve devirle ...’ın o tarihte tek mirasçısı bulunan davalı ...’a intikalinin sağlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, isteğin ne olduğunun belli olmadığı, olayın karışık olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin gösterdiği gerekçe yasal ve Anayasal dayanaktan yoksundur. Uyuşmazlık konusu yapılan parsellerin kadastro tespitleri 1975 yılında yapılmış olup, 14.9.1982 tarihinde kesinleşmesiyle muris ... adına tapu kayıtları oluşmuştur. Muris ...’ın 9.10.1985 tarihinde ölümü ile alınan veraset ilamıyla 10.2.1986 tarihinde davalı ...’a miras yoluyla intikal etmiştir. Davacı, 2.2.1984 tarihinde T.C....
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının “... ile .... oğlu, 01.05.1928 doğumlu, .... T.C. numarası ile ....” adı ile ..., ... ilçesi, .... mahallesi nüfusuna kayıtlı iken 21.11.2000'de Türk vatandaşlığını kaybettiği, 2009 yılında ise Türk Vatandaşlığı Kanununun değişik 5. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığını kazanarak ... ili, ... ilçesi, .... mahallesi, ... T.C. numarası ile “... ile ... oğlu, 01.05.1928 doğumlu ...” olarak nüfusa kaydedildiği, aynı zamanda .... vatandaşı da olduğu, çekişme konusu 599 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümün ... oğlu Bedrettin ... adına satış suretiyle 31.08.1989 tarihinde tescilli olduğu, aynı tarihli akit tablosunun incelenmesinde, alıcının ... ile ... oğlu, 1928 doğumlu, ... ili, ... ilçesi, Kürkçü mahallesi nüfusuna kayıtlı ... ... olarak yer aldığı görülmektedir....
D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/14043 Karar No : 2021/2977 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Romanya vatandaşı olup Türk vatandaşı ile 22/09/2007 tarihinde evlenen davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .......
Mahkemece adın, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu ve adın değiştirilmesinin MK’nın 27. maddesinde düzenlendiği, adın değiştirilmesinin ancak haklı sebebe dayanılarak istenebileceği, Bakanlar Kurulunca, davacının Hatice ismi ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verildiği ve 27.10.1995 tarihinden bu yana Avusturya vatandaşı olarak yaşadığı, bu işlemler sırasında da isminin nüfusta Hadice olmasına karşın Hatice olarak değerlendirildiği ve işlemlerin bu şekilde yapıldığı, pasaportunun ve yeni ülkesinde vatandaşlık belgesinin Hatice ismi ile düzenlendiği, her ne kadar nüfus kaydında davacının ismi Hadice olarak yazılmış ise de açıkça bir yazım hatasının bulunduğu, ismin aslının Hatice olduğu, davacının resmi kayıtlara müdahale etmesinin mümkün olmadığı, resmi makamlar tarafından verilen belgelere itibar edildiği, davacının nüfus kaydındaki isminin Hadice olmasının mağduriyete yol açtığı, doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış olan davacının izinle vatandaşlıktan çıktığı, ancak vatandaşlıktan...
Yurtiçi çalışmaları ve sigortalılık tescili bulunmayan 10.08.1965 doğumlu davacının, 30.04.2012 günlü 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma başvurusu, borçlanma talep tarihi itibarıyla Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle red edilmiştir. Dosyada yer alan nüfus kayıt bilgilerine göre de davacı, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 20.maddesine göre izinle çıkma sonucu 07.12.1999 tarihi itibarıyla Türk Vatandaşlığını kaybetmiş; aynı yasanın 8.maddesine göre 24.11.2000 tarihi itibarıyla yeniden Türk Vatandaşlığına alınmış; yine aynı yasanın 20.maddesine göre izinle çıkma sonucu 04.04.2007 tarihi itibarıyla Türk Vatandaşlığını kaybetmiştir....
K A R A R 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2- Dava, davalı Kurum işleminin iptali ve davacının yurt dışı hizmetlerinin borçlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 02/09/1974-22/11/1982 ile 01/01/1983-31/06/1989 tarihleri arasında Bulgaristan'da çalıştığı, 16/06/1989 tarihinde ... göç ettiği, 07/08/1990 tarihinde evlenerek ... Cumhuriyeti vatandaşlığını kazandığı, ......
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1987-1991 tarihleri arası 1.069 gün SSK'lı çalışması bulunan, 21.03.2002 tarihi itibarıyla izinle çıkarak Türk Vatandaşlığını kaybeden ve 22.03.1993 tarihinden itibaren borçlanmaya konu yapılabilecek yurtdışı süreleri bulunan davacının, 04.01.2013 günlü borçlanma başvurusunun talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle reddi üzerine eldeki bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, yurt dışında Türk Vatandaşlığı döneminde geçen borçlanmaya esas süreleri 3201 sayılı Yasa uyarınca ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde borçlanabileceği ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabileceğinin tespitini istemiştir.Bilahare ikinci istemini atiye terk etmiştir....


