"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ...; dava konusu 186 ada 64 ve 69 parsellerin muris ... oğlu ...’ten intikalen geldiğini, dolayısıyla diğer mirasçılarla hisseli olduğunu, diğer mirasçılardan ... tarafından noterden verilen muvafakat ile bu yerin davacının babasına ait olduğundan davacı adına kayıt ve tescili istenerek tapunun davacıya geçtiğini, ancak kadastro esnasında her nasılsa davalı ... oğlu ...’in taşınmazların yaklaşık 3000 m2'lik bölümünü kendi adına yazdırdığını, bu nedenle davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile muris ... oğlu ... mirasçıları adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir....
bozucu etki yaratacağı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve dayanağı 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile yapılaşmış parsellere ayrıcalıklı koşullar getirildiği, bu kapsamda dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan notlarının 3.5 sayılı maddesinde, “Meskun konut alanlarında yapılacak ifraz işlemlerinde bu planda ve yönetmelikte belirtilen asgari ifraz şartları aranmaz” hükmü ile mevzuata aykırı yapılaşmaların plan notu ile koruma altına alındığı, bundan sonra yapılacak mevzuata aykırı ifraz işlemleri ve muhtemel yapılaşmaların mümkün hale geldiği, davacılara ait taşınmazdan % 40 oranında düzenleme ortaklık payı (DOP) ve %7.9 oranında kamu ortaklık payı (KOP) kesintisi yapılıp inşaat emsali düşük belirlenir iken, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 4.2.2.2 sayılı plan notu ile, plan tekniğine aykırı biçimde ada parsel numarası belirtilerek, … ada … sayılı parselde … ve … ada … sayılı parselde … yapılaşmasına emsaller verildiği, meskun konut...
vekili tarafından temyiz edilmiş ve davacı ...,...Köyü 214 sayılı parselden ifraz edilen 665, 666 ve 667 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tapuda kayıtlı ise de, 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığını ve orman olduğunu iddia ederek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. -2- 2009/7103-8834 Davacı ... ve arkadaşları, aynı parsellerin hiç bir zaman orman olmadığını ve bu taşınmazlarda yapılan 2/B uygulamasının yok hükmünde olduğunu, çekişmeli parsellerin geldisi olan 214 sayılı parselin Şubat 1947 tarih 34 ve Nisan 1320 tarih 14 nolu tapu kayıtları uygulanarak kadastro tesbitlerinin yapıldığını, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılan yerlerin tapu malikleri adına çıkarılması gerektiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların tapu kaydındaki 2/B şerhinin silinmesi istemi ile açtığı dava, Hazine davası ile birleştirilmiştir....
anılan işlemler kapsamında devredildiği, dava konusu taşınmazların daha sonra da 5393 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı Hazineye devredildiği, dava dilekçesinin içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu bağış işleminin davacılar ile Belediye arasındaki kadastral parseller üzerinde ifraz ve imar uygulamaları yapılması çerçevesinde gerçekleştirilen işlemler olarak değerlendirilmesi gerektiği, özellikle çekişme konusu taşınmazların belediye hizmetlerinde kullanılmak koşulu ile bağışlandığı iddiasının da kanıtlanamadığı gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmadan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir....
anılan işlemler kapsamında devredildiği, dava konusu taşınmazların daha sonra da 5393 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı Hazineye devredildiği, dava dilekçesinin içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu bağış işleminin davacılar ile ... arasındaki kadastral parseller üzerinde ifraz ve imar uygulamaları yapılması çerçevesinde gerçekleştirilen işlemler olarak değerlendirilmesi gerektiği, özellikle çekişme konusu taşınmazların ... hizmetlerinde kullanılmak koşulu ile bağışlandığı iddiasının da kanıtlanamadığı gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmadan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir....
Hukuk Dairesinin 06.02.2018 günlü ve 2015/7114 E, 2018/822 K. sayılı kararında ".... birleştirilen dosyada dava konusu 5219 ve 5218 parsel sayılı taşınmazların Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.04.1981 tarih 1981/122 Esas, 1981/81 Karar sayılı ilamı ile 2842 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluştuğu; anılan davanın ... tarafından ... aleyhine ikame edilmiş tapu iptali ve tescil davası olup, dava dilekçesinde 2842 parsel sayılı taşınmaz üzerine taraflarca ev yapıldığının belirtildiği ve mahalli bilirkişinin keşif sırasında, taşınmaz üzerinde taraflara ait binaların bulunduğunu beyan ettiği; ancak, binaların bilirkişice krokide gösterilmediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davaya konu taşkın binanın ifraz parsellerinin oluşmasından önce mi sonra mı yapıldığının gerekirse taraf tanıkları keşif mahallinde dinlenmek suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir....
Dava, 3402 sayılı Yasa'nın 41. maddesi çerçevesinde Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptali istemine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi gereğince, kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenn'i hatalar ile bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası düzeltilebilir. Düzeltme işlemi ile kadastro tespiti sırasında kesinleşen mülkiyet durumunu değiştirecek şekilde uygulama yapılamaz. Mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm, açılacak olan tapu iptal ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, düzeltme kararının usul ve yasaya uygunluğu ile uygulanma kabiliyeti bulunup bulunmadığını denetlemekten ibaret olup, taraflar arasındaki fiili sınıra göre düzeltme işlemi tesisi değildir....
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.12.1996 tarihinde “Tarla Satış Senedi” başlıklı adi yazılı belgeye göre parasını peşin vermek suretiyle 83 parseldeki 8 dönüm hisseyi satın aldığını ve zilyetliğin kendisine teslim edildiğini, 83 parselin ifraz görerek iki ayrı parsel haline geldiğini, davalı halası Hüsne'nin 16.07.2012 tarihli resmi senet ile dava konusu parsellerdeki hisselerini diğer davalı ...'e devrettiğini, ancak bu satış işleminin muvazaalı olduğunu, bu nedenle öncelikle davalı ... üzerinde kayıtlı hissenin iptali ile adına tescilini, kabul edilmez ise şimdilik 30.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevabında; davacının muvazaa iddiasının 3. kişi konumundaki davalıyı bağlamayacağını, ...'ın dava konusu taşınmazda başka hissesinin de olduğunu, bu nedenle hangisine tekabül eden yeri kullandığının belli olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir....
Davalılar, ...... işlemleri ile ilgilendiklerini, dava konusu taşınmazlarda paydaş olduklarını, davacılar ile davacıların birden fazla dağınık ve küçük paylar ile paydaş oldukları taşınmazları birleştirmek için iş sözleşmesi yaptıklarını, satış işleminin ise davacıların bilgisi ve isteği dahilinde yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü ile 367 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’un payına isabet eden 134,80 m2’lik kısmın ......sunun iptali ile davacılar adına eşit olarak ......ya tesciline, 282 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 4,70 m2’lik kısmın değeri olan 3.525,00 TL’nin davalı ...’dan alınarak davacılara eşit olarak verilmesine, diğer davalılar ve diğer taşınmazlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir....
Mahkemece, yapılan bu saptamalar doğrultusunda bir hükme varılması yerine yazılanlar bir yana bırakılarak dava reddolunduğundan karar bozulmalıdır.SONUÇ : Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 16.06.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi....


