İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 1976 yılında evlendikleri, evlilik birliğinde bir çok olayın yaşandığı, davalının yaklaşık 5 yıl önce evi terk edip gittiği, o tarih itibariyle tarafların ayrı yaşamaya başladıkları, davalının önceden her gün alkol kullandığı ve alkolün de etkisi ile kendini bilmediği ve kadına karşı kötü muamelede bulunduğu zamanlar olduğu, bir kaç kez alkollü araç kullanmaktan dolayı kaza yaptığı ve sakat kaldığı, vakıa olarak dayanılan kadına karşı fiziksel şiddete dair ve erkeğin güven sarsıcı konuşmalarına dair olayların yıllar önce yaşandığı, ayrıca davalının yaklaşık 8 yıl önce de alkolü bıraktığı ve taraflarca evliliğe devam edildiği anlaşılmakla, af kapsamında ya da hoşgörü ile karşılandığı kabul edileceğinden bu eylemlerin kusurda dikkate alınamayacağı, çünkü boşanma davalarında kusur incelemesinin boşanma davaları açılmadan önceki, dava açılmasına sebebiyet veren ve süreklilik arz...
Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının ortak konutu terk etmesi, davacı erkeğin de kendisi ve yakınlarının eşine karşı sözlü ve fiziki şiddet uygulaması nedeniyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de davalı kadının kusurlu bir davranışının varlığı ispat edilemediği, davacı erkeğin de eşine sözlü ve fiziksel şiddet uygulamasından sonra tarafların biraraya geldikleri, evlilik birliğinin devam ettiği, bu tarihten sonra davacı erkeğin kusurlu bir davranışının varlığının ispat edilemediği anlaşılmaktadır.Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma hükmüne esas alınamaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, her iki tarafta kusursuzdur. Bu durumda, davacı erkeğin davasının reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile kabulü ile boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır....
. 2-Mahkemece, karşılıklı hakaret eylemleri nedeniyle eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle tarafların karşılıklı boşanma davalarının (TMK m.166/1) kabulüne ve fer'ilerine karar verilmiş, verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.11.2018 tarih, 2018/2096 esas ve 2018/13479 karar sayılı ilamı ile "....Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kadının kusurlu davranışlarının yanında sık sık evi terk ettiği anlaşılmaktadır....
DAVA Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; 8 ay önce davalı-davacının ortak çocukları ile birlikte evini terk ederek gittiğini, erkeğin çabalarına rağmen kadının evine dönmediğini davacı Ankara'ya kadın ile görüşmek amacıyla gittiğinde ortak çocuklar ve kadının erkeği evden kovduklarını, hatta durumun erkeğe şiddet uygulayacak dereceye de geldiğini, erkeğin 64 yaşında olup, sakatlığı nedeniyle bir kolunu kullanamadığını kadının erkeği köy evinde ölüme terkedercesine bırakıp gittiğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, erkek yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 50.000,00 TL maddî,100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 20 yıllık evli olduklarını, davalının açtığı boşanma davasının redle sonuçlandığını; ancak, hala ayrı yaşadıklarını ileri sürerek; müvekkili davacı kadın için 500 TL nafakaya karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kocanın açtığı (terk nedeniyle) boşanma davası ise, iş bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece; iş bu dosya ile birleşen 2009/97 esas sayılı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, tarafların karşılıklı olarak talepleri gözetilerek maddi ve manevi tazminat ve eşya konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davalı eş için hükmedilen aylık 250,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar davacı ...'dan tahsili ile davalı ... ...'a verilmesine; iş bu dosyamızda talep edilen nafaka talebine yönelik davanın kısmen kabulü ile aylık 400,00 TL yoksulluk nafakasının karar kesinleştikten itibaren davalı ...'dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Tedbir Nafakası-Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi ve lehine hükmedilen tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesine dayalı tedbir nafakası davası, birleşen dava ise erkek tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 166/1 maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukûki nedenine dayalı boşanma davasıdır....
Temyiz Sebepleri Davacı- karşı davalı kadın vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle, erkeğin 13.06.2021 tarihinde vafat ettiğini, evliliğin ölümle sona erdiğini belirterek boşanma hükmü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,karşılıklı boşanma davasında yargılama sırasında erkeğin vefatı üzerine evliliğin ölümle mi yoksa boşanma ile mi sona erdiğinin tespiti noktasında toplanmaktadır. 2....
kararının tümden kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davacı erkeğin boşanma davasının reddine, kadın yararına vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir....
Buna göre davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını veya götürülmesine engel olunduğunu, ispat yükü altındadır. Davacı taraf, iddiasını ispat için, taraflar arasında görülen boşanma davasına delil olarak dayanmıştır. İşbu dava ile aynı gün açılan ve İzmir 13. Aile Mahkemesinde görülen 2013/273 E. 2013/293 K. sayılı boşanma dosyasının incelenmesinde; dinlenilen davacı – karşı davalı kadın tanıkları ..., ....'in, davacı kadının davalı kocasından gördüğü şiddet nedeniyle evden ayrıldığını beyan ettikleri, davalı – karşı davacı koca tanığı ...'...
Yapılan incelemede davacı-davalı kadının dava dilekçesinde mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen vakıalara dayanmadığı, tarafların mizaç farklılığı nedeniyle şiddetli geçimsizliğinden ve fiili olarak uzun süredir ayrı olduklarından bahisle boşanmayı talep ettiği, somut vakıa bildirmediği, ortada terk hukuki sebebine dayalı açılmış bir dava da bulunmadığı, mahkemece dayanılmayan vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğu değerlendirilmekle, davacı-davalı kadının davasının da reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir....


