, karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, kadın lehine aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, aylık 2.000,00 TL yoksulluk nafakasına, 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata, her iki dava nedeniyle kadın yararına ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine karar verilmiştir....
Bu nedenle, davalının kemoterapi ve radyoterapi tedavisinin sonuçlanmasını beklemesinden sonra ayrılmaya karar vererek ortak haneyi terk etmesi ve hemen akabinde boşanma davası açmasının kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği, Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre de boşanma amacıyla ortak haneyi terk etmenin kusur oluşturmayacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmıyorum....
İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli, 2021/372 Esas, 2021/443 Karar sayılı kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararı doğrultusunda kadın tarafından açılan tedbir nafakası dava dosyası ile yine kadın tarafından açılan boşanma dava dosyasının, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunması sebebiyle davaların birleştirilmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin, fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, ortak konutu terk etmekle tehdit ettiği, psikolojik şiddet uyguladığı, cimri olduğu, birlik görevlerini ihmal ettiği, sık sık ortak konutu terk ettiği, cep telefonundan pornografik içerikli görüntüler izlediği bu durumun tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, her ne kadar erkek tarafından kadının kendisine fiziksel şiddet uyguladığı iddia edilmişse de dinlenen tanık beyanları ile bu vakıanın ispatlanamadığı...
nin bu olay sonrası tarafların tartışma yaşadıklarını, bu tartışmada davalının davacıya "embesil, beyinsiz, aptal" ve "beyinsizsin, kadın olsan seni aldatmazdım" şeklinde sözlerle hakaret ettiğini, sonrasında da evi terk ettiğini beyan ettikleri, doğrudan görgü sahibi olan tanık anlatımlarına göre boşanmaya sebep olan son olayın bu şekilde gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği ve davalıya kusur olarak izafe edildiği, davacının evin işlerini yapıp yapmadığı hususunda görgü sahibi olduğunu beyan eden tanık ifadeleri arasında çelişki bulunması nedeniyle bu hususun davacıya kusur olarak izafe edilmediği, tanık A.'...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekmektiği, davacı, davalının evi terk ettiği iddiasında bulunduğunu, oysa dinlenen davacı tanığının beyanları incelendiğinde; bu tanıkların sözlerinin bir kısmının temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olduğu, bir kısım beyanın ise görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı ve bir kısmı ise de, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olduğunu, bazı tanık beyanının ise görgüye dayalı bilgileri olmamakla birlikte davacı erkekten duyduklarını aktarmış olup aktarma beyanlarının görgüye dayalı olmaması nedeniyle hükme esas alınması mümkün olmadığını, affedilen ve hoşgörüyle karşılanan...
da yaşamak istemediğini söylediği, sürekli ortak konutu terk edip ailesinin yanına gittiği, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müşterek çocukların velâyetlerinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki tesisine, davacı erkek yararına yasal faiziyle 1.000,00 TL maddî ve 2.000,00 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının yaşam tarzı ve kusurları nedeniyle velâyetin anneye verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın velâyet yönünden kaldırılarak velâyetin babaya verilmesi istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur. 2....
CEVAP Davalı-davacı erkek vekili cevap ile karşı dava ve cevaba cevap dilekçesinde; kadının davası ile iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, kadının müvekkiline karşı sürekli sevmediğini, kendisine alışamadığını söylediğini, soğuk davrandığını ve yatağını ayırdığını, bu nedenle evlilikten doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, boşanmayı sürekli dile getirdiğini ve bu amaçla 2015 yılında evi terk ettiğini, kadına terk nedeniyle eve dön çağrısı yapıldığını ancak geri dönmediğini, müvekkilinin hep iyi niyetli davrandığını ve ilişkilerinin bitmesinin hiç istemediğini, kadının daha öncede İstanbul 14.Aile Mahkemesinin 2016/443 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkilinin gerek açılan önceki davada gerekse bu dosyanın 27.04.2018 tarihli ilk duruşmasında eşini sevdiğini ve ayrılmak istemediğini dile getirdiğini, ancak evi terk eden, eve dön çağrısına rağmen dönmeyen, müvekkilini sevmediğini söyleyen kadının kusurlu...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalı erkek tarafından daha önce 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanma davası açıldığı, reddedildiği, bu kararın 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, aradan üç yıllık sürenin geçtiği, tarafların ortak hayatı sürdürmek amacıyla yeniden bir araya gelmedikleri, bu durumda 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca asıl davasının kabulüne, karşı dava yönünden ise erkeğin 2006 yılından itibaren eve geç gelmeye, bazen de gelmemeye başladığı, 2009 yılından sonra ise evi tamamen terk ettiği ... yerinde ve annesinin yanında kalmaya başladığı, bu dönemde kendisiyle görüşen kayınpederine "davalı-karşı davacının dört dörtlük bir insan olduğunu, ancak kendisini sevmediğini ve istemediğini" söylediği, boşanma davası açarak evliliğin...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kadının süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, dolayısıyla herhangi bir delile de dayanmadığı, dayanılmayan vakıa ve delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında verilen sürenin sonuç doğurmayacağı, mahkemece davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "fiziki ve psikolojik olarak rahatsız olan çocuklarına bakmayarak davalı kadını terk etme ve uzun süredir çocuklarının ve eşinin ihtiyaçları ile ilgilenmeme" vakıasına yasal süresi içerisinde davalı kadın tarafından dayanılmadığından usulünce dayanılmayan vakıa nedeniyle diğer tarafa kusur yüklenemeyeceği, buna karşın mahkemenin de kabulünde olduğu üzere...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/98 E.sayılı dosyası ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açtığı, avukat ... ...’ın da bu davayı ...’ın vekili olarak takip ettiği, davacının, müvekkili ... tarafından 3.4.2003 tarihinde yazılı olarak verilen “Maddi konularla ilgili ihtilafların çözülmesine kadar boşanma davamın bekletilmesini rica ederim” talimatı gereğince 3.4.2004 tarihli celsede maddi konularla ilgili ihtilafların çözümüne kadar davayı atiye terk ettiklerini bildirdiği, davalının asil olarak 12.6.2003 tarihinde davayı yenileyerek, talebi dışında avukatı tarafından şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davasını 1.8.2003 tarihli dilekçe ile anlaşmalı boşanma olarak ıslah ettiği, 2.6.2003 tarihinde de davacı avukatı “gördüğüm lüzum üzerine” açıklaması ile azlettiği, velayet, nafaka ve tazminat konularında anlaşma sağlandığına ilişkin 19.8.2003 tarihli protokol gereğince 21.8.2003 tarihinde mahkemece tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği, bu arada davalının...


