WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Borçlunun, takip dayanağı bononun sözleşme nedeniyle verildiğine yönelik başvurusu, İİK'nun 170/a maddesi kapsamında şikayet değil, borca itiraz niteliğinde olup, itiraz hakkında İİK'nun 169/a maddesine göre inceleme yapılması gerekir. Bu durumda olayda İİK'nun 170/a-son maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmadığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru görülmemiştir. Borçlunun itirazının İİK'nun 169/a maddesi gereğince incelenmesinde; Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK’nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 E, 2001/257 K. sayılı ve yine HGK’ nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları). Somut olayda, alacaklı tarafından imza edilen 12/10/2014 tarihli "sözleşme akti" başlıklı belgenin arka sahifesinde; "ön sayfada yer alan sözleşme akdine istinaden ...'...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Takibin iptali Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu vekili şikayet dilekçesinde, davalı alacaklı tarafından kira tespiti ilamına ilişkin olarak müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde stopaj vergisinin mükerrer olarak istendiğini, stopaj parasının kiracı tarafından yatırılmasının yasal zorunluluk olduğunu borçlarının olmadığını, borca ve faize itiraz ettiklerini bildirerek başlatılan takibin iptalini talep etmiş, mahkemece şikayet reddedilmiştir. Takip dayanağı ilam,.........

İstinaf Sebepleri Borcun tamamına yapılan itiraz sonucu 01.11.2021 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, 150.000,00 TL teminat limiti ödenerek bakiye taleplere ilişkin itirazlarının devam ettiğinin İcra Müdürlüğüne bildirildiğini, Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/3 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, alacaklının 150.000,00 TL üzerinden takibe devam edilmesi talebinin icra müdürlüğünce, borca itiraz üzerine takibin durdurulmasından ötürü reddedildiğini, müdürlük işleminin hukuka uygun olduğunu, borca itirazdan vazgeçilmediğini, takibe devam edilmesinin müvekkilinin borçlu olmadığı parayı ödemesi anlamına geleceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir. C....

İİK'nun 170/a maddesi gereğince; icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir. Buna göre, borçlunun İİK'nun 168. maddesinde yazılı yasal 5 günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının ve dolayısıyla alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir....

İİK'nun 170/a maddesi gereğince icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet ve itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını resen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir. Bir diğer anlatımla, borçlunun İİK.nun 168.maddesinde yazılı yasal beş günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü yol ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir....

İİK'nun 170/a maddesi gereğince; icra mahkemesi, müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde, takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir. Buna göre borçlunun İİK'nun 168. maddesinde yazılı yasal 5 günlük sürede borca yada imzaya itiraz etmesi veya zamanaşımı itirazında bulunması durumunda, mahkemece, takip konusu belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığının ve dolayısıyla alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, diğer itiraz nedenleri incelenmeksizin İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptaline karar verilmesi gerekir....

Değerlendirme 1.Borçlunun ileri sürdüğü iddiaların İİK'nın 169/a maddesindeki borca itiraza ilişkin olduğu, borçlu tarafından yasal beş günlük sürede icra hukuk mahkemesine yapılmış bir borca itiraz başvurusunun bulunmadığı da anlaşılmıştır. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlunun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI....

Ancak davalı şirket vekilinin 08.12.2014 tarihli itiraz dilekçesi ile borca itiraz edildiği halde tebligatın usulsüzlüğünden bahsedilmediği gibi bu yönde icra mahkemesine şikayet başvurusunun da bulunduğundan bahsedilmemiştir. Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabın tebligatı öğrenmesi halinde usulsüz tebligatın geçerli hale geleceğine amirdir. Davalı tarafın tebliğe haberdar olmasına rağmen bu yönde şikayet başvurusunun olmaması nedeniyle tebligat mazbatası üstündeki tarihin iflas ödeme emri tebliğ tarihi olarak kabulü gerekir. Dolayısı ile davalı tarafın vaki itirazının süresinde olmadığından hukuki sonuç doğurmayacağı ve iflas takibininkesinleştiğinin kabul edilmesi gerekirken, yerel mahkemece takibin kesinleşmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir....

İTİRAZ VE ŞİKAYET Muteriz borçlu icra mahkemesine başvurusunda; ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunu, öğrenme tarihinin 28.08.2020 olarak düzeltilmesini, alacaklı ile arasında bir hukuki ilişki olmadığından alacaklıya borcu olmadığını, takip dayanağı senedin rakamla yazılı olan miktar kısmında tahrifat yapıldığını, senedin aslında 100.00 TL için düzenlenmesine rağmen sonradan ekleme yapılarak 100.000 TL'ye dönüştürüldüğünü, tahrifat nedeniyle senedin geçersiz olduğunu, borcun tamamı için borca itiraz ettiklerini, alacaklı ile müteahhidin kendisini dolandırdıklarını, aslında alacaklıyken müteahhide kefil sıfatıyla açık senet imzalamak zorunda bırakıldığını, senedin sonradan doldurulduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II....

Takip dosyasının incelenmesinde; borçluya, ödeme emrinin 24.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 12.09.2014 tarihinde icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, 22.09.2014 tarihinde ise icra mahkemesine yaptığı başvuruda mazeretini beyan ederek gecikmiş itirazda bulunduğu görülmüştür. Borçlunun dilekçesinde; gecikmiş itirazdan söz etmesi, HMK'nun 33. maddesi gereğince, hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu haliyle 7201 sayılı Kanunun 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir (HGK. 5.6.1991-1991/12-258 E-344 K.). Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiası, İİK'nun 16.maddesi kapsamında şikayet olup, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede icra mahkemesine yapılmalıdır....

UYAP Entegrasyonu