şirkete ödeme emrinin 08/06/2012 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekili tarafından 11/06/2012 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği, itirazın süresinde olduğu gerekçesiyle icra takip dosyasında icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, alacaklı tarafından 10/09/2012 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, Konya 1....
itiraz olarak nitelendirilerek yasal süreden sonra yapılan başvurunun süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği görülmektedir....
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın bedelsiz kullanıldığını iddia ettiği senet ile ilgili olarak 20.06.2008 tarihinde icra dairesinde borca itiraz ettiği, akabinde TCK’nın 73. maddesinde düzenlenen 6 aylık hak düşürücü süreyi geçtikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğu anlaşıldığından şikayet süresinin geçirilmesi nedeniyle verilen düşme kararına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ödeme emrinin borçlu şirkete 14/01/2015 tarihinde tebliğ edildiği, Borçlu vekili tarafından 18/01/2015 tarihinde borca itiraz edildiği, takibin durduğu ve henüz takip kesinleşmeden 09/03/2016 tarihinde şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, şikayet tarihi itibariyle kesinleşmiş bir takip bulunmadığından, sanıkların yasal unsurları oluşmayan suçtan beraatlerine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetine kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafiinin, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi...
Mahkemece borçlunun borca itirazında ispat yükü alacaklıda olduğundan, İİK 150/ı maddesinin göndermesi ile İİK 68/b maddesinde yazılı belgelerle alacağın, ispatlanmasının istenmesi, gerektiğinde bu belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, bu yönde bir inceleme yapılmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, İİK 150/ı. maddesindeki şartlar çerçevesinde borca itiraz ile ilgili işin esası incelenerek gerektiğinde, Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İcra takibinin mükerrer olduğu iddiası ise borca itiraz niteliğinde olup İİK.nun 62.maddesi gereğince ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük süre içinde icra dairesine yapılmalıdır. İcra dairesinin yanısıra aynı zamanda icra mahkemesine de itiraz edilmesi bir sonuç doğurmaz. O halde mahkemece belirtilen nedenle mükerrerlik itirazının reddi ile mükerrerlik iddiası dışındaki diğer şikayet nedeni incelenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İİK'nun 147. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanunun 62. maddesi uyarınca, itiraz etmek isteyen borçlunun itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirmesi gereklidir. Somut olayda borçlunun iddiası borca itiraz niteliğinde olup, bu itirazın 7 gün içinde icra dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Borçlunun aynı zamanda icra mahkemesine de başvurması bir hukuki sonuç doğurmaz. O halde mahkemece istemin reddi gerekirken talep de aşılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İcra İflas Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca icra dairelerinin işlemlerine yönelik şikayet ve itirazları bu dairenin bağlı bulunduğu İcra Mahkemesi incelemekle yetkilidir. Bu yetki kuralı kamu düzenine yönelik olup, kesin niteliktedir. Somut olayda, Sarayköy İcra Müdürlüğünde başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçlu, İcra Dairesinin yetkisine, borca ve imzaya itiraz etmiştir. İİK.nun 4. maddesine göre her İcra Mahkemesi kendisine bağlı icra ve iflas dairelerinin muamelelerine yönelik itiraz ve şikayetleri incelemekle yetkili olduğundan uyuşmazlığın Sarayköy İcra Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK.’nun 21. ve 22. maddeleri gereğince Sarayköy İcra Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 11.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliğ edildiği, adı geçenin yasal sürede borca itiraz ettiği, mahkemece istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmüştür. Takip bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takiptir. Bu takipte itiraz ve şikayetler İİK 167 vd maddeleri uyarınca yapılır ve mahkmece incelenir. Borçlu şikayet dilekçesinde hiçbir borcu olmadığını ileri sürmüştür....
İcra Müdürlüğü'nün 2014/1794 esas sayılı takip dosyasında 18/03/2014 tarihinde borca itiraz edildiği, şikayetçi tarafından Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açıldığı, itiraz asıl alacak yönünden kabul edilerek itirazın iptaline karar verildiği, hükmün 05/01/2015 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle şikayet tarihi olan 19.02.2014 günü itibariyle kesinleşmiş bir takip bulunmadığı için suçun yasal unsurları oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken sonuç itibariyle suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi doğru olduğundan şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 30/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


