İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, erkeğin, kadına fiziksel şiddet uyguladığı, bu durumun Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesi' nin ilgili dosyasında sabit göründüğü, erkek hakkında HAGB kararı verildiği, kararın kesinleştiği, fiziksel şiddet vakıası nedeniyle kadının müşterek konutu terk ettiği, sabun, su kullanımı, soba yakımı, kadının kullandığı odalardaki pimapenlerin değiştirilmemesi cimri davranışları nedeniyle kadına ekonomik şiddet uyguladığı, erkeğin misafirlere karşı ilgisiz ve soğuk davrandığı, geçimsiz ve aksi olduğu, böylelikle duygusal şiddete yönelik eylemlerde bulunduğu ve erkeğin bu nedenlerle tam kusurlu olduğu, erkek tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve terk nedeniyle boşanma davası açıldığı, ilgili davada davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşme tarihinin 19.07.2017 günü olduğu, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıllık sürenin 20.07.2020 günü dolduğu, iş bu dava dosyasının 3...
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- ... 5. Aile Mahkmesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/254 esas, 2016/872 karar sayılı ilamı ile davalı kadının 10 yıldır yatağını ayırdığı, eşi evden ayrıldıktan sonra evin kilidini değiştirdiği, eşinin çamaşırlarını yıkamadığı, eşinin ailesi ile görüşmediği, davacı erkeğin ise sürekli evde olan olayları çevresine ve ailesine anlattığı, eşine hakaret ettiği, ortak evi terk ettiği gerekçesi ile taraflar eşit kusurlu bulunarak boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı karşı davalı eş terk ihtarı çekmekle eşinin ihtar istek tarihinden önceki kusurlu davranışlarını affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamış olduğu, affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olayların boşanma davası için boşanma sebebi olarak kabul edilemediği, ihtar istek tarihinden sonra davacı karşı davalı kadına yüklenebilecek kusurlu bir davranış iddia ve ispat edilemediği, davalı karşı davacı erkeğin terk hukuki sebebine dayalı boşanma davası da olmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi uyarınca boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurunun varlığı gerektiği, davacı karşı davalı kadına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığına, kadın tarafından açılarak feragat ile sonuçlandığı ileri sürülen boşanma davasının 2005 tarihli olduğunun iddia edilmesine, yukarıda özetlenen Turgutlu Aile ve Sulh Ceza Mahkemesi ilamlarına, tanık beyanlarına göre, mahkemece 2005 tarihinden sonra...
Davacı-davalı kadın vekili, temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine yüklenilen kusurların gerçekleşmediğini, güven sarsıcı davranışta bulunduğuna ilişkin yüklenen kusurun hatalı olduğunu dolayısıyla erkeğin boşanma davalarının reddinin gerektiğini ileri sürerek, erkeğin kabul edilen karşı ve birleşen boşanma davaları, kusur belirlemesi ile lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarı yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde; kadın tanıklarının yanlı beyanda bulunmaları sebebiyle kadının boşanma davası hakkında kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, delillerin mahkeme tarafından toplanmadığını, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davası ile fer'î taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatlar ile nafakaların haksız ve miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C....
DAVA Davacı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; tarafların görücü usulü evlendikleri aralarında geçimsizlik baş gösterdiği davalı kadının evi terk ederek oğulunun yanına gittiğini, davalı kadının davacı erkeğin çocuklarının yanında davacıya saygısızlık yaptığını, aşağıladığını, "hacı amca ve dede" diye hitap ettiğini, sosyal medya hesaplarından davacı erkeğin yaşam şekline ters olarak alkollü ve açık kıyafetli fotoğraflar paylaştığını, elinden telefonu düşürmediğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı erkeğin davalı kadına bağımsız bir konut temin etmediği, davalı kadının ise davacı erkeğin kardeşini darp ettiği; erkeğin ağır kusurlu, kadının ise az kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı erkeğin ağır kusurlu davranışları nedeniyle tarafların evliliklerinin temelinden sarsıldığı ve evlilik birliğini devam ettirmelerinin mümkün olmadığı, geçimsizlik sabit ise de tarafların evliliğinin sonlanmasına neden olan olaylarda davacı erkeğin ağır kusurlu olması nedeniyle hiç kimsenin kendi kusurundan yaralanamayacağına ilişkin hukuk genel kuralı uyarınca davacının boşanma talep etme hakkı bulunmadığından davacının davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kadının ölüme terk edecek kadar kasti davranışı olduğu kanaatine varılmasa da erkeği, hastaneye olaydan bir gün sonra çocuklarının götürdüğü, kadının bu süreçte erkeğin yanında olmadığı; kadının da dinlenen tanığının görgüye dayalı beyanında erkeğin,kadına başka erkeklere gitmesi şeklinde söylemlerde bulunarak onur kırıcı davranış sergilediği, her iki tarafın da eşit kusurlu olduğu, asıl ve birleşen boşanma davalarının kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, erkeğin manevî tazminat isteminin reddine, kadının maddî ve manevî tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine, kadın lehine hükmedilen 300 TL tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesine müteakip yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Aile Mahkemesi'nin kararıyla dava reddedilmişse de bu davanın konusunun farklı olması ve kusurlu hareketin de sabit olması nedeniyle erkeğin asıl davasının 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına, erkeğin birleşen boşanma davası yönünden ... 5....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya yüklenen kusurlu davranışların gerçekleştiği, kusur belirlemesinde hata yapılmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile boşanmaya karar verilmesinde ve kusura ilişkin yapılan değerlendirmede, boşanma veya ayrılık davası açılınca geçici önlemleri kendiliğinden alınmak zorunda olduğu, boşanma davasının açıldığı günden, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihe kadar davacı yararına tedbir nafakasına hükmedilmesinde, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, hükmedilen nafakanın miktarında, herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olmayan davacı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, davacının...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; taraflar arasındaki boşanma davasının davacı erkeğin ölümü nedeniyle konusuz kalmış olup kusur tespiti yönünden devam eden davada sağ kalan kadın eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu bir davranışının ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 181 inci maddesi. 3....


