tarafından davalı kadına kusur olarak yüklenip boşanma sebebi olarak ileri sürülemeyeceği, dolayısıyla davacı koca tarafından davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının ispatlanamadığı, terk hukuki sebebine dayalı olarak açılmış bir boşanma davası da bulunmadığı, davanın evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olup bu düzenlemeye göre boşanmaya karar vermek için davalının az da olsa kusurlu olduğunun ispatlanması gerektiği, davalı kadının herhangi bir kusurunun ispatlanamadığı, fiili ayrılığın tek başına boşanma sebebi olmadığı, her ne kadar davacı tanıkları ... ve ...'...
, karar kesinleştiğinde aylık 600,00 TL yoksulluk nafakasının davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, boşanma nedeniyle davacı kadının beklenen ve mevcut maddî menfaatlerinin ortadan kalktığı, ayrıca kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile 30.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminatın davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmiştir....
KARAR Davacı, davalı ile 20.6.2008 tarihinde evlendiklerini, kendisini yaşlı bir insan olduğunu, davalının “sen yaşlısın, ben sana ölünceye kadar bakacağım, sende bunun karşılığında 100.000 TL vereceksin” demesi üzerine kendisine ölünceye kadar bakılacağı inancıyla davalıya 14.7.2008 tarihinde elden 100.000 TL verdiğini, ancak davalının daha sonra kendisini terk ettiğini, davalı aleyhine açtığı boşanma davasının devam ettiğini ileri sürerek 100.000 TL den şimdilik 10.000 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı, davacının kendisine gösterdiği özenden etkilendiğini ve kendisinin ölümü halinde ileride kimseye muhtaç olmaması için bir miktar parasal yardımda bulunduğunu, ancak davacının çocuklarının bunu duyunca kendisini evden kovduklarını, BK'nın 511 ve 512. maddeleri uyarınca sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerektiğini, davacının tek taraflı iradesiyle karşılıksız olarak parayı verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının başka kadınla yaşamak için evi terk ettiğini, davacının asgari ücretle çalışırken işten çıktığını, kira ödediğini belirterek davacı kadın için 500 TL; müşterek çocuk ... için 500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevabında, davalının maaşının az olduğunu beyan etmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı kadın için 80 TL, çocuk için 150 TL tedbir nafakasının dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.Tarafların 2006 yılında evlendikleri, 2007 yılında çocukları olduğu ve 2009 yılında görülen boşanma davası sonucunda davacı kocanın başka kadınla evlilik hazırlığı içinde olması nedeniyle kusurlu olduğundan davanın reddine karar verildiği ve evi terk ettiği anlaşılmaktadır....
Tazminata konu olan olayla da tarafların kusur durumlarına gelince: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Psikiyatri Anabilim Dalı Baş-kanlığının 29.08.2005 tarihli yazısı, 29.08.2005 ve 21.11.2005 tarihli müşahede raporlarından ve davacı tanık beyanlarından; davacının, 07.04.2006 evi terk tarihinden önce davalı eşini alkol tedavisi için iki kez doktora götürdüğü, davacının bu gayret ve desteklerine rağmen davalı kocanın alkol alışkanlığını bırakmadığı ve sorumsuz davranışlarına devam ederek, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan ve tazminat gerektiren olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı eşin kendi isteği ile alkol tedavisi için hastaneye yatarak tedavi görmesi, ancak olumlu bir sonuç alamaması olayı, davacının 07.04.2006 tarihinde davalının kusuru nedeniyle evi terk etmesinden sonra gerçekleştiğinden, bu aşamada davacının kocasının rahatsızlığı ile ilgilenmemekten kaynaklanan bir kusuru olduğunun kabulü mümkün değildir....
DAVA Davacı- karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının eve ve eşine ilgisiz olduğunu, çocukla ilgilenmediğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri üsrerek tarafların zina (TMK md. 161), terk (TMK md. 164) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166/1,2) nedeniyle boşanmalarına, velâyetin babaya verilmesine, aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
DAVA Davacı-davalı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının sürekli alkol kullandığını, davacıya küfür ve hakaret ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, bu hareketi nedeniyle davacının toplum içinde rencide olduğunu, davalının alkollüyken davacıyı boğmaya kalktığını bunun üzerine davacının kök ailesinin yanına döndüğü, davalının bakım, gözetim, hoşgörü ve sadakat yükümlülüklerini yerine getirmediğini, gazino alışkanlığının olduğunu, iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata, karşı davanın reddine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kadının boşanma davasının reddinin; erkeğin boşanma davasının kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi, 174 üncü maddesi, 175 inci maddesi. 3....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin, kadına karşı hakaret ve küfür ettiği, fiziksel şiddet uyguladığı, sorumsuz davranarak evin ihtiyaçlarını karşılamadığı ve eviyle ilgilenmediği, ortak evi terk ettiği, kadının boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu bir davranışının ispat edilemediği, erkeğin ise tam kusurlu olduğu, taraflar arasında evlilik birliğinin devamında korumaya değer bir faydanın kalmadığı, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen, boşanmaya yol açan eylemler nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın lehine, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak maddî ve manevî tazminat verilmesi gerektiği gerekçesi ile kadının davasının kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721...
in kızı olan tanık Dilek ile evli olup olay tarihinden 6 ay önce Dilek'in mağdurla birlikte yaşadığı evi terk edip sanığın evinde kalmaya başladığı, mağdurun boşanma davası açması ve bu dava kapsamında polisin sosyal araştırma yapması nedeniyle sanık ...'...


