WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

Davalı–karşı davacı vekili iddiaların yersiz olduğunu, kaldı ki affa uğradığını, çocuk Sezen’e 8 Mart 2011 tarihinde beyin sapı tümörü teşhisi konulduğunu, çocuğun tedavisiyle ilgilendiğini, esasen davacının tedaviye ilgisiz kaldığını ve 2012 yılının Mayıs ayı başında Sezen'i de bırakıp annesinin yanına giderek evi terk ettiğini belirterek davacı - karşı davalı tarafından açılan boşanma davasının reddine, karşı boşanma davasının kabulüne karar verilmesini, 27.02.2013 tarihli dilekçe ile de 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir....

İstinaf Sebepleri Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin davalıya karşı sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, evi sıklıkla terk ettiğini, kadının kusurlu olduğuna dair beyanda bulunan tanıkların yanlı ifadelerde bulunduklarını, erkeğin evlenmekteki amacının maddî menfaat elde etmek olduğunu, dosya kapsamında ispatlanan bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek erkeğin kabul edilen boşanma davası ve reddedilen tazminat talepleri yönünden kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. C....

Oysa, davacı erkek tarafından açılan ilk boşanma davası 13.04.2004 tarihinde kesinleşmiş ve kesinleşen bu kararda terk nedeniyle açılan davada eşlerin ortak konutu birlikte seçecekleri, davacı kocanın ev seçimi ve bu eve eşini davette yasal hakkını iyi niyetle kullanmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu davadan sonra tarafların bir araya gelmedikleri ve fiili ayrılık döneminde kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açarak fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi aratan erkeğin boşanmaya neden olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir....

Mahkemece, davalı alacaklı ile davalı borçlunun karı-koca olup alacaklının borçlu hakkında 18.9.2006 tarihinde boşanma davası açtığı, 22.6.2007 tarihinde boşanmalarına ve tazminata hükmedildiği, ayrıca alacaklı tarafından boşanma neticesinde borçlu hakkında açılan katkı payına ilişkin davanın da borçlu aleyhine sonuçlandığı, borçlunun evlilik birliği sırasında yapmış olduğu işlemler nedeni ile alacaklıyı zarara uğrattığı, borçlunun haciz yapılan işyerini 1.2.2003 tarihinden beri işlettiği, boşanma kararından sonra alacağın tahsilini imkansız hale getirmek maksadıyla ticareti terk ettiğini, 27.6.2008 tarihinde ticaret siciline bildirdiği, davacı şirket temsilcisinin borçlunun oğlu olduğu, haczin borçluya ait işyerinde yapılması nedeniyle mülkiyet karinesinin alacaklı yararına bulunduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddi ile, takip teminat karşılığı durdurulduğundan mahcuzların değeri üzerinden hesaplanan %40 oranındaki tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı...

Dosya içerisinde bulunan Mahkemenin 2006/738 Esas sayılı dosyasında; davacı tarafından şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan ve taraflar arasında görülen boşanma davasında, davacının müşterek haneyi babası ile terk etmesi üzerine, davalının Cumhuriyet Savcılığına “ evdeki altınları davacının götürdüğüne, kendisinin bir şikayeti olmadığına, ancak ileride altınlarla ilgili iddialar olabileceğinden, altınları eşinin götürdüğünün tespitine” ilişkin yaptığı ihbarın kendisini sorumluluktan kurtarma amacına yönelik olması, davalının az da olsa kusurunun ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedilerek, evdeki eşyaların davacıya teslimine karar verildiği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından da onanarak kesinleştiği görülmüştür. O halde; bu durumda evlilik birliğini kurma görevi, açtığı boşanma davası reddedilen ve evdeki tüm eşyalar kendisine verilen davacı kadına aittir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kişisel eşyaların iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2008'de evlendiklerini, davalının terk nedeniyle açtığı boşanma davasının reddedildiğini, düğünde takılan 35 adet çeyrek ve 11 adet büyük altını davalının bozdurduğunu ve kendi adına açtığı banka hesabına yatırdığını, yine düğünde takılan 198 gr 9 adet örme bileziğin davalı tarafından araba alınacağı gerekçesiyle bozdurulduğunu, davalının arabayı kendi üzerine tescil ettirdiğini, düğünde takılan ve davalı tarafından bozdurulan bu takıların davacıya iade edilmediğini belirterek, bu ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmaması halinde...

Boşanma sonucu kadın eş en azından eşinin maddi desteğini yitirmiştir. Boşanma ile kadının mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenmiş olup kadın lehine TMK 174/1-2 maddesi şartları oluşmuştur. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumu, hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Davacı erkek dava dilekçelerinde boşanma talebinin yanında davalı kadın ve ortak çocuk yararına bağımsız tedbir nafakası davası nedeniyle hükmedilmiş olan tedbir nafakalarının kaldırılmasını talep etmiştir. Bu istek boşanmanın eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Yatırılan başvurma harcı bu isteği de kapsar....

CEVAP Davalı-davacı kadın vekili, cevap-birleşen dava dilekçesinde özetle; tarafların son 12 yıldır aynı evde iki yabancı gibi yaşadıklarını, davacı kocanın evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemesi, müvekkilimi hakaret, ölümle tehdit etmesi, müvekkile karşı şiddet uygulaması ve davacının konutu terk etmesi nedeniyle tarafların iki yıldan beri ayrı yaşadıklarını,davacı erkeğin kusurlu davranışları nedeni ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, davacının ortak konutu terk ettiğini, tarafların iki yıldır ayrı yaşadıklarını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun)166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuklar ... ve ...'...

CEVAP 1.Davalı erkek dava dilekçesinin 22.04.2019 tarihinde tebliği ile yasal süresi geçtikten sonra 04.09.2019 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının sıklıkla evi terk ettiğini, her seferinde yine evine geri döndüğünü, bu nedenle şiddetli geçimsizlik nedeniyle belirttiği iddiaları affetmiş sayılacağını, kadının eşine saygı göstermediğini iddia ederek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III....

Somut uyuşmazlıkta; toplanan delilerden, kadının, ortak evi terk etmeden önce eşinden habersiz bir şekilde, ortak konut haricinde yeni bir ev kiraladığı, bu ev için su ve elektrik aboneliği yaptırdığı, mobilya aldığı, ayrıca vekiline boşanma davası için vekâletname verdiği görülmektedir. Buna göre kadının, eşlerin birlikte yaşamak, birbirine ... kalmak ve yardımcı olmak yükümlülüğünü ilhal etmek suretiyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu, evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenemeyecek derecede sarsıldığı ve erkeğin dava açmakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, erkek tarafından, kadının başka ev tutmaya yönelik gizli eylemleri nedeniyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu kusuruna dayanılmış ve bu eylemleri ispatlanmış olduğu halde erkeğin davasının ispatlanmadığından bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI....

UYAP Entegrasyonu