WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

b-Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Davalı-karşı davacı erkeğin gerçekleşen ve mahkemece kabul edilen kusurlu davranışları yanında, davacı-karşı davalı kadının da evi terk etmeden önce evdeki eşyaları paramparça ettiği ve erkeğin özürlü kardeşi için ağzından salyalar aktığını söyleyip onu aşağıladığı anlaşılmaktadır. Şu hale göre, mahkemece erkeğin de davasının kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı ise de; davacı-karşı davalı kadının boşanma davası temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kesinleştiğinden, erkeğin boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda erkeğin boşanma davasının esası hakkında bir karar verilemeyecektir....

Tarafların karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesince, kadına “sürekli evi terk ettiği” kusuru, erkeğe de “ilgi ve alaka göstermediği” kusuru eklenerek tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle gerekçenin düzeltilmesine karar verilmiş ise de; Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların evlilik birliğinin kurulduğu tarihten fiili ayrılığın gerçekleştiği tarihe kadar geçen 30 yıllık süre zarfında bağımsız ve müstakil bir konutlarının bulunmadığı, erkeğin ailesinin evinde onlarla birlikte yaşadıkları, erkeğin kadına ilgi ve alaka göstermediği gibi yaşanan son olayda kız kardeşinin çalınan altınları nedeniyle kadının sorumlu tutulmasına kayıtsız kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan vakıaların kadına kusur olarak yüklenilmesi doğru bulunmamıştır....

Davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların müşterek çocuklarının bulunmadığını, davacının evi terk ederken tüm eşyaları beraberinde götürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, boşanma ilamına göre tarafların eşit kusurlu olduğu, yoksulluk nafakasına ilişkin talep bulunmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın kesinleştiği, davacının geliri olmadığı, boşanma ile yoksulluğa düştüğü gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile aylık 500TL yoksulluk nafakasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir. TMK. 175.maddesi hükmü gereğince; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir....

de bulunduğu ve erkeğin müşterek haneden kendi isteğiyle ayrılıp...ya çocuklarının yanına döndüğü, eşinin isteğine rağmen müşterek haneye geri dönmediği hususu dikkate alındığında gerekçede belirtilen eylemlerin kadına kusur olarak yüklenmesine de olanak bulunmadığı, dava dilekçesinde boşanma nedeni olarak ileri sürülen eylemlerin de davacı tarafça ispatlanamadığının anlaşılması karşısında, kadının kusurlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kusur belirlemesi yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davacının yargılamanın devamı sırasında ölmesi nedeniyle ve evlililik birliğinin ölümle sonuçlanması nedeniyle, konusu kalmayan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, kadının kusurlu olmadığının tespitine karar verilmiştir...

Aile Mahkemesinin 2015/700 Esas, 2015/724 Karar sayılı kararı ile feragat nedeniyle reddedildiğini, kararın 29.12.2015 tarihinde kesinleştiğini, tarafların boşanma davasının açılmasından çok önce ayrı yaşamaya başladıklarını, halen taraflar arasında eylemli ayrılığın gerçekleştiğini ve ortak hayatın yeniden kurulmadığını bildirerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesi dördüncü fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin davacının kusurlu davranışları nedeniyle temelinden sarsıldığını, davacının iddialarının asılsız ve gerçek dışı olduğunu bu nedenle açılmış olan davanın reddi ile aksi halde müvekkili yararına aylık 3.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 125.000,00 TL maddî, 125.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. III....

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar vermek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davada zina sebebine dayalı boşanma istemi ile terk hukuki sebebine dayalı boşanma isteminin reddine, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma isteminin kabulüyle tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar verilmiştir....

CEVAP Davalı erkek cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu davacının birlik görevlerini yerine getirmediğini davacının evi terk ettiğini, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davacının çocuğu darp ettiğini ve çocuğa bakmadığını, çocuğun velâyetinin kendisine verilmesini istediğini iddia ederek davacının boşanma dışındaki tüm taleplerinin reddine, müşterek çocuğun velâyetinin tarafına verilmesini talep etmiştir. III....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı-davacı erkeğin aşırı derecede kıskanç olduğu, eşinin aile ve akrabaları ile görüşmesine engel olduğu ve kısıtladığı, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, eşini ve eşinin ailesini tehdit ettiği, davacı-davalı kadına atfı kabil bir kusurun ise ispatlanamadığı anlaşıldığından davacı-davalı kadının davasının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kadına verilmesine, çocuk lehine 800,00 TL iştirak nafakasına, kadın lehine 800,00 TL yoksulluk nafakasına ve 40.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, davalı-davacı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının ise kadının boşanmayı gerektiren bir kusurunun bulunmaması sebebiyle reddine, terk hukuki sebebine dayalı boşanma davası yönünden ise, terk hukuki sebebine dayalı boşanma davası açılabilmesi...

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut dosyada; boşanma davası sürecinde eşlerden biri (erkek) ölmüş olduğundan; evliliğin ölümle sona erdiği, boşanma davasının konusu kalmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre, yargılama devam ederken eşlerden birin vefatı halinde verilecek kararda; eşit, ağır ya da az kusur ibareleri kullanılmaksızın, sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda "kusurlu olup olmadığının tespiti" ile yetinilmesinin gerektiği, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; taraflarca usulüne uygun dilekçeler aşamasında dayanılan ve hükme esas alınan erkeğe yüklenen kusurların somut görgüye dayalı tutarlı tanık anlatımları ve sunulan deliller ile kanıtlanmış olduğu, erkeğin, kadın için öne sürdüğü kusurları ispat edemediği, kadının ortak konutu terk etmeye zorlandığı ve dönmemekte haklı olduğunun sabit olduğu, Mahkemece sadece sağ kalan eşin kusurlu olup olmadığının tespiti ile yetinilmesi gerekirken ölen eşe tam...

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sırasında davacı ... ...'ın vefat etmesi nedeniyle, ...'ın mirasçıları tarafından devam edilen boşanma davası sonunda İlk Derece Mahkemesince Sağ kalan eş davalının kusursuz olduğunun tespitine, boşanma ve fer'îleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı erkek miraçları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek miraçları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....

UYAP Entegrasyonu