İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iki temel iddiası olan zehirlenme ve evi terk hususlarında kesin ve inandırıcı delillerle desteklenmiş kanaat oluşmadığı, davalının davacıyı zehirlemeye kalkıştığı hususunun sabit olmadığı, banyoya sıkılan ilaç yüzünden tarafların birbirlerine çıkışmalarının ise evlilik birliğini sonlandırmayı gerektirecek çekilmez bir hal niteliğinde olmadığı, terk hususunda ise davacı tanıkları davalının evi terk etiğini davalı tanıkları ise davalının tedavi amaçlı evden ayrıldığını ve davacının çocukları tarafından eve gelmemesi istendiği için gitmediğini beyan ettikleri, belirtilen bu sebeplerle toplanan delillere göre boşanma davasının dayandığı olgulara vicdanen kanaat getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Aile Mahkemesinde 2011/743 Esas 2011/1348 Karar sayılı dosyasında terk nedeniyle boşanma davası açtığını, terk konulu ihtarat göndermediğinden davanın reddedildiğini, ancak davalının eve dönmediğini, müvekkilini akrabalarına karşı kötülediğini ve onurunu kırıcı itham ve iftiralarda bulunduğunu ve psikolojik şiddet uyguladığını, kadının karşı davasındaki iddialarının asılsız olduğunu ve kabul etmediklerini, kadının kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliklerinin temelinden sarsıldığını beyanla tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davanın terk hukuki sebebine dayalı olmaması nedeniyle erkeğe evi terk ettiği kusurunun yüklenemeyeceğinin ancak boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI....
Zira kesinleşen olaylara göre boşanma talep eden erkek; başka bir kadınla gayri resmî evlilik hayatı kurmuş, bu sebeple de eşini ve çocuklarını terk etmiştir. Bu olaylar neticesinde boşanmayı kabul etmeyen kadın tarafından; 23.01.2019 tarihinde davalının başka bir kadın ile birlikte yaşadığı, çocukların ve evin ihtiyaçlarını karşılamadığı ileri sürülerek bağımsız tedbir nafakası davası açılmış, bu davaya karşılık erkek eş de 17.06.2019 tarihinde boşanma davası açmıştır....
O halde davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının da kabulü gerekir. Ne var ki, davalı-karşı davacı kadının kabul edilen boşanma davasında verilen boşanma hükmü, erkeğin istinaf kanun yolu başvurusu bulunmaması nedeniyle kesinleştiğinden; davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasında, boşanma isteminin konusu kalmamıştır. Bu durumda mahkemece erkeğin boşanma davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. 3- Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata karar verilemez. Davalı-karşı davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. madde koşulları oluşmamıştır....
Davalı; dava konusu taşınmazı eşi ... ile birlikte aile konutu olarak kullanmakta iken boşanma kararı aldığını ve dava konusu taşınmazı yaklaşık bir yıl önce terk ettiğini, davacının ise durumdan haberdar olduğunu, boşanma davasının ... 1.Aile Mahkemesinin 2015/352 E. Sayılı dosyası ile derdest olduğunu, taşınmazın ... tarafından kullanılmakta olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davanın konusuz kalması nedeni ile esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 4.706-TL. nispi vekalet ücretinin ve davacı tarafından yapılan 99,40-TL mahkeme masrafının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir....
İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki evlilik birliğinin erkeğin ölümü ile sona ermiş olması sebebiyle boşanma davasının konusuz kaldığı, mirasçıların kusur tespiti yönünden davaya devam ettikleri, ne var ki tüm dosya kapsamından sağ kalan kadın eşin kusurunun ispatlanmadığı, taraflar arasında önceden görülen boşanma davasının reddedildiği, bu dava öncesi vakıaların kadına kusur yüklenemeyeceği, bu dava sonrasında da tarafların biraraya gelmediği ve evlilik birliğinin devamı sırasında sadakatsiz davranan ve evi terk eden erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle birliğinin temelinden sarsılmış olduğu gerekçesi ile; boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sağ kalan kadın eşin boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun olmadığının tespitine ve birleşen tedbir nafakası davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, Türk Medeni Kanununun 164. maddesi uyarınca açılan terk hukuki sebebine dayalı boşanma davası olup, mahkemece davalı kadının psikolojik rahatsızlığının bulunduğu, rahatsızlığının henüz şifa bulmadığı bu sebeple sağlık mazereti nedeniyle davalı kadının ortak konuta dönmemekte haklı olduğu gerekçesiyle boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan davalıya ait 15.10.2014 tarihli sağlık kurulu raporunda davalıda doğum sonrası depresyon tanısının mevcut olduğu, remisyon (iyilik) halinde bulunduğu belirtilmiştir. Davalının mevcut rahatsızlığı ortak konuta dönmemesini haklı kılan bir mazeret değildir. İhtar kararı davalıya 25.03.2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş,davalı haklı bir neden olmaksızın iki aylık sürede ortak konuta dönmemiştir. Türk Medeni Kanununun 164. maddesi şartlarının oluştuğu nazara alınmadan davanın reddi doğru olmamıştır....
HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, çekişmeli 17 numaralı bağımsız bölümdeki paylarını davalı gelinlerinin bakım vaadiyle kendilerini kandırarak üzerine aldığını, ancak davalının bakım borcunu yerine getirmediği gibi dava dışı eşine karşı boşanma davası açtığını, taşınmazın daha sonra aile konutu olarak şerh edilmiş olması nedeniyle boşanma davasından sonra evi terk etmek zorunda kaldıklarını, davalı tarafından kandırılarak taşınmazın bedelsiz olarak temlik alındığını ileri sürerek tapu iptali ve payları oranında tescil istemişlerdir. Davalı, dava değerine itiraz etmiş, taşınmazı bedel karşılığında satın aldığını ve iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlikin bakım amacıyla gerçekleştirildiği, hile iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalının yaptığı istinaf başvurusu ......
Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi ile erkek eşin boşanma davası ve ferileri yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C....


