ın öldürme ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçunun niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; 1- Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 2- Sanık hakkında öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden; a) Dosya içeriğine göre; sanık ile maktülün aralarındaki geçimsizlik nedeniyle 08.05.2008 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları; ancak aralarında mal paylaşımı konusundaki anlaşmazlıkların devam ettiği; sanığın, bir miktar paranın daha kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek maktülün işyerine zaman zaman gelip gittiği; olay günü de emekli...
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 173 F 17169 /16 Esas sayılı 29.09.2017 tarihli kararında (edinilmiş varlıkların değer 100.000 Euro tespit edilmiştir.) hangi malların ne şekilde paylaşıldığı, tarafların somut olarak hangi malları aldığı veya edinilmiş varlıkların değerinin nasıl tespit edildiği; bu malların neler olduğu yönünde herhangi bir beyan, ibare yahut mal varlığı dökümü bulunmadığını, protokolde uzlaşma hüküm altına alınmış olsa da bu protokole hangi malların dahil olduğunun yazılmadığını, davalı vekilinin iddialarının aksine İstanbul'daki taşınmazın uzlaşma protokolüne dahil olmadığını, uzlaşma protokolünde davacının uzlaşma sonucunda kalan hakları açısından ibra veya feragat anlamına gelecek hiçbir ifadesi bulunmadığını, taraf avukatlarının sulh öncesi yazışmalarının tarafları bağlayıcı olmadığını ve ikrar içermediğini, mal paylaşımı davası ile bağlantılı olan Alman mahkemelerinde görülmüş boşanma davasında davalı tarafın avukatı olarak temsil eden tanık Gerhard K. ile davalı arasında...
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 11.05.2017 tarihinde Almanya'da HOF Bölge Mahkemesi Aile İlişkileri Bölümü 002 F 1102/16 sayılı dosyası üzerinden görülen boşanma davası ile boşandıklarını, kararın 27.01.2021 tarihinde kesinleştiğini belirterek davanın kabulü ile tarafların boşanması ile sonuçlanan ve kesinleşen HOF Bölge Mahkemesi Aile İlişkileri Bölümü 002 F 1102/16 sayılı kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yabancı mahkeme yargılamasında davalının mahkemeye çağrılmadığını veya o mahkemede temsil edilmediğini, gıyabında ya da yokluğunda karar verildiğini, bu durumun Türk Hukukuna aykırı olduğunu, kararın tercümesinin noter tarafından onaylanmamış olduğunu, tarafların Almanya'da nafaka ve mal paylaşımı davasının devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilemesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İstanbul Anadolu 23....
Taraflar arasında evlenme tarihi olan 28.01.2000 tarihinden, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 26.03.2007 tarihine kadar başka bir mal rejimini de seçtiklerini (4722 s.K. m.10/1) ileri sürmediklerine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m.202). Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Mahkemece, 31275 ada 8 sayılı parselde bulunan 1 nolu bağımsız bölümün keşfin yapıldığı 04.06.2010 tarihi itibarıyla uzman bilirkişi tarafından 67.000,00 TL olarak saptanmış, dosyanın keşfin yapılmasından sonra tomarı ile birlikte hukukçu bilirkişiye verilmesi üzerine 2010 yılı yeniden değerlendirme oranı olan % 7,7 artış esas alınarak 2011 yılı için toplam değer, 72.159,00 TL olarak hesaplanmıştır....
Yasal bir yıllık süre içerisinde eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre eşler arasında evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten boşanma davasının açıldığı 15.10.2004 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK. m. 202) Taraflar arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 15.10.2004 tarihinde sona ermiştir. (TMK. m.225/2) Taraflar; TMK.nun 6 ve 222/1. fıkra ve maddeleri gereğince iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Mal rejiminin tasfiyesine ve temyize konu yapılan 6271 ada 17 sayılı parselde bulunan 5 nolu bağımsız bölüm dosya arasında bulunan 22.2.1994 tarihli daire satış sözleşmesi ile ...tarafından davalı-karşı davacı ...’ın babasına satıldığı anlaşılmıştır....
KARAR Davacı ... vekili, tarafların 2010 yılında boşandıklarını, davacının mal paylaşımı için ... ... Mahkemesine başvurarak dava açtığını ve sonucunda davacının talebi haklı görülerek ... ... İlçe Mahkemesinin 30/03/2011 tarihli ilamının 1 ve 2 nolu bentlerinde davalı eski eş ...'nın Türkiye'de bulunan iki adet taşınmazını davacıya devretmesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, alacağın tahsili ve infaz edilmesi için mal rejiminin tasfiyesine ilişkin yabancı mahkeme kararının 1 ve 2 nolu bentleriyle sınırlı olmak üzere tenfizine ve diğer davalı ... tarafından muvazaalı şekilde davaya konu taşınmazlar üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili ve davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır....
Davacı vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire'nin 2013/1752 Esas ve 2013/12778 Karar sayılı ilamı ile somut olayda boşanma dosyası içeriğindeki protokol ve beyanlarla tarafların aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri kabul edilemeyeceğine işaret edilerek evlilik süresinde davacı adına tescil edilen malvarlığı bulunup bulunmadığının araştırılması, protokol içeriği dikkate alınarak mal paylaşımı yapılmış ise davacıya hangi mallar ve değerlerin düştüğü üzerinde durulması, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi yönünden hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen ikinci kararda davanın kabulü ile 69.560,00 TL'nin karar tarihinden itibaren başlayacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir....
Bağışlama sözleşmesinin konusunu her türlü mal varlığı değeri ve hak oluşturur. Buradaki mal varlığı değeri maddi bir mal olabileceği gibi, gayri maddi bir mal da olabilir. Maddi mallara menkul ve gayrimenkul mallar ile para örnek olarak gösterilirken gayri maddi mallara ise ayni haklar, alacak hakları, fikri ve sınai haklar ve bu haklardan elde edilebilecek gelirler örnek olarak gösterilebilir. Bağışlama sözleşmesinin şeklini Kanun’daki düzenlemeye uygun olarak elden bağışlama ve bağışlama taahhüdü ayrımına göre incelemek gerekir. 818 sayılı BK’nın 237/1’inci (6098 sayılı TBK’nın 289’uncu) maddesi gereğince elden bağışlama, bağışlayanın bir şeyi bağışlanana teslimiyle vücut bulur. Elden bağışlama borç doğuran bir sözleşme olup, bunun kurulmasıyla ifası aynı anda gerçekleşir. Elden bağışlama sadece menkullerin ve alacakların bağışlanmasında söz konusu olup, tapuya kayıtlı gayrimenkuller ve bunlar üzerindeki ayni haklar elden bağışlamaya konu olmazlar....
ün ise Almanya'da olduğunu, paranın havale ile gönderildiğine ilişkin dekont sunulmadığını, murisin, boşanma davasında parayı borçlanma gerekçesi olarak taşınmaz alımı nedeniyle bankadan çektiği kredi olarak gösterdiğini, murisin senedin düzenlenme tarihinde Ziraat -/- Bankası'nda 977.597,00 TL nakit mevduatı olduğunu, paranın vadesinin dolmasından sonra kredinin bu hesaptan ödendiğini, murisin, davalı ...'e borçlanma ihtiyacı içerisinde olmadığını, takibe konu bononun, boşanma ve mal paylaşımı davasında murisin kendisini borçlu göstermek için kardeşlerine güvenerek düzenlediği bir senet olduğunu, murisin ölümünden sonra yapılan görüşmelerde böyle bir senet olmadığının davalı ... tarafından defalarca davacılara ikrar edildiğini, davalı ... tarafından davacılar 23.10.2015 tarihli ibra içerikli belgenin imzalanıp verildiğini, alacaklı olup alacağını ...'e devrettiği iddia edilen ...'...
Dava kural olarak, evlilik birliği içerisinde edinilen tüm menkul ve gayrimenkullerin paylaşımı isteğine ilişkindir. Mahkemece, her ne kadar yazılı gerekçeyle ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedellerinin iadesine ve tarafların ikisinin de çalışmış bulunması nedeniyle evlilik birliği içerisinde elde ettikleri tüm gelirlerinin toplamının ½’sinin davacıya ait olması nedeniyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de; mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmadığı gibi gerekçesi de dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Her şeyden önce yukarıda zincirleme bir biçimde belirtildiği gibi, davacı vekili tarafından harç yatırmak suretiyle yöntemine uygun bir biçimde açılmış bir alacak davası olmadığı gibi mal paylaşımıyla ilgili olarak harcı yatırılarak açılmış bir dava da söz konusu değildir. Boşanma davasında verilen mallarla ilgili tüm dilekçeler harçlandırılmamıştır....


