e devrettiğini ileri sürerek, 21.4.2011 tarihinde eldeki davayı açtığı; davacı ile davalı ...' in eldeki davanın açıldığı tarihte evli oldukları, mahkemenin, 2008/339 esas, 2009/4 karar sayılı boşanma dava dosyasının içeriğinden; davacı ...'in tapuda adına kayıtlı dava konusu edilen 3 adet bağımsız bölümü boşanmak amacıyla ve aralarındaki sözlü anlaşma doğrultusunda vekili ... aracılığıyla davalı ...' e devrettiği, davacı ...'in, 05/09/2008 tarihinde davalı ... aleyhine açtığı anlaşmalı boşanma davasının, tarafların malların paylaşımı konusunda anlaşamamaları nedeniyle çekişmeli boşanma davasına dönüştüğü, şiddetli geçimsizlik iddiası kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve temyiz edilmeksizin 30/06/2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır....
Davalı vekili, davaya konu edilen 8 ve 9 nolu dairelerin, davacı ile dava dışı eşi arasındaki boşanma ve mal paylaşımı davalarında konulan tedbirler nedeniyle kiraya verilemediği gibi satılamadığını, bu nedenle müvekkilinin 8 nolu dairenin bir bölümünü 2009 yılı mayıs ayından sonra davacının bilgisi ve rızası dahilinde kullanmaya başladığını, ancak 9 nolu dairenin ise kimse tarafından kullanılmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, 28.02.2012 tarihli dilekçesi ile ecrimisil isteminin 5 yıllık süre dışında kalan kısmının zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.Mahkemece; davaya konu daireleri işyeri olarak kullanan davalının, davacıya kendi payını kullanması için izin vermediği, buna göre davacı tarafın (29.04.2004 ila 22.03.2010 tarihleri arasındaki dönemde) talep edebileceği ecrimisil miktarının bilirkişi raporu ile belirlenen 35.789,68 TL olduğu gerekçesiyle davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara,...
Eşler, 05.07.1990 tarihinde evlenmiş, 17.01.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 14.06.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın 10, TMK 202. maddeler). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). Dava konusu mesken kooperatif üyeliği yoluyla edinildiğinden kooperatife yapılan ödemeler ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle tarafların alacaklarının belirleneceği kuşkusuzdur....
CEVAP Davalı kadın cevap ve cevaba cevap dilekçelerinde; davanın temsilci atanan Mehmet Erden' e verilen yetki ile açıldığını, oysa bu yetkinin ancak vasiye verilebileceğini, temsilciye verilen yetkinin kanuna aykırı olduğunu, davacının dava ehliyeti olmadığından dava şartının bulunmadığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu ve kabul etmediklerini, davacının demans hastası ve %73 engelli olduğunu, akıl sağlığının yerinde olmadığından beyanlarına itibar edilemeyeceğini, müvekkilinin, akıl sağlığı yerinde olmayan davacıyı korumak için aldığı tedbirlerin boşanma sebebi sayılamayacağını, davacının çocuklarının mallarını ele geçirmeye çalıştığını, meselenin mal paylaşımı ve miras olduğunu, davacının karakoldaki ifadesinde, müvekkilinin hakaret ve tehdit etmediğini, darp uygulamadığının beyan edildiğini, yine raporda darp ve cebir izi bulunmadığının belirtildiğini, soruşturmanın ise takipsizlikle sonuçlandığını beyanla davanın reddine, müvekkili lehine 5.000,00 TL tedbir nafakasına...
ı 26.06.2008 tarihinde azlettiği, her ne kadar boşanma davasına ilişkin dosya içerisinde mal paylaşımı ile ilgili protokol ibraz edilmiş ise de, boşanma davasında davacı kadın tarafından verilen dilekçelerde bu protokoldeki imzaya itiraz edildiği, davalı ... azilnamenin tebliğ edilmediğini bildirmiş ise de, davalı ...'ın bir dönem sekreteri olan ...'ın azilnameden haberdar olduğu açıktır. Hâl böyle olunca, 29 nolu bağımsız bölüm bakımından HMK'nin 125. maddesinin uygulanması, 48 nolu bağımsız bölüm bakımından ise davalı ...'ın azilnameden haberdar olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, azilnameden haberdar ise taşınmazları temlik ettiği davalı ... ile akraba olması ve alıcı davalı ...'nin bu ilişkiyi bilebilecek konumda olması nedeniyle 48 nolu bağımsız bölüm bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir....
İstinaf Nedenleri Görevsizlik itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, Mahkemenin bu malların boşanma protokolünde mal paylaşımına dahil edilmediğine ilşkin tespitin doğru olmadığını, bu malların boşanma protokolünde geçmemesi halinde katılma alacağı davası açılması gerektiğini, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, boşanma protokolündeki “…Mal paylaşımı bu şekilde olup, taraflar bu paylaşıma riayet edeceklerini ve birbirlerinden bunun dışında hiçbir hak ve alacak talep etmeyeceklerini, tüm haklarından feragat ettiklerini….”...
ın velâyetinin davacı anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenmesine, çocuk ... yararına kararın kesinleşmesinden itibaren aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, nafaka her yıl ÜFE oranında artırılmasına, taraflar tüm ev eşyalarının paylaşımı ve altın ve ziynet konusunda anlaştıklarından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, tarafların birbirlerinden tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, mal rejiminden kaynaklanan herhangi bir hak ve talepleri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesi kararı taraflarca kanun yoluna başvurulmadığından 08.09.2023 tarihinde kesinleşmiştir. B....
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ile arasında inançlı işleme ilişkin herhangi bir bilgi ve delil sunulmadığı, paraların dava dışı ... tarafından hesaptan çekildiği, bu paranın dava dışı ... tarafından davalıya verilmesinin tek başına muvazaaya veya nâm-ı müsteara delil olarak kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını ispatlar başka bir delil de sunmadığı, davacının gönderdiği paraya ilişkin Aile Mahkemesinde görülen boşanma davasında mal paylaşımı konusunda talepte bulunması gerektiği, davalı yönünden tapu iptalini gerektirir derecede iddiayı kanıtlayıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2....
DAVA Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının otoriter bir tavır sergilediğini, müvekkilinin evlilik öncesi sosyal bir hayat yaşadığını, evlendikten sonra arkadaşlarıyla olan görüşmelerinin kısıtlandığını, evliliği boyunca kadının psikolojik şiddetine maruz kaldığını, maddî zora sokacak isteklerde bulunduğunu, sık sık ortak konutu terk ettiğini, evlilik birliğini kurtarmaya yönelik çaba göstermediğini belirterek tarafların boşanmalarına, mal paylaşımı ve tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1) Sanığın suçlamaları kabul etmemesi ve müştekinin aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunması karşısında; müştekinin soruşturma aşamasındaki ifadesinde geçen Tevrat Akbulut'un tanık sıfatı ile beyanı alınmasından sonra, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi; 2) Mahkemece, sanık hakkında tehdit suçundan TCK'nın 106/1, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuş, ancak gerekçeli kararda; "toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ile müştekinin bir süre evli kaldıktan sonra boşandıkları, boşanma sürecinde ve sonrasında, mal varlıklarının paylaşımı konusunda aralarında uyuşmazlıklar olduğu, sanığın bu uyuşmazlıklar kapsamında görüşmek için zaman zaman müştekiyi aradığı anlaşılmış ise de, bu aramalar sırasında sanık ile müştekinin tartıştığı, sanığın tehdit içeren...


