Davalı ..., iddiaların doğru olmadığını, davacı ile boşanırken sözlü olarak mal paylaşımı hususunda anlaştıklarını ve bu mal paylaşımına göre hareket edildiğini, taşınmazın satışının davacının bilgisi dahilinde, muvafakati alınarak yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., davacı ile akraba olduğunu ve davacının satımdan haberi olduğunu, yolu olmayan yeri kendi yerine yakın olduğu için ineklerini satıp eldeki imkanlarla bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın davacı ve davalı ...’in boşanmalarından sonra davalı ...’ye temlik edildiği, bedelin davacıya ödendiğinin ispat edilemediği, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16....
K A R A R Davacı vekili; müvekkilinin eşi olan davalı ...’nin açtığı boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik birliği içinde edinilen ve davalı eş adına tescil edilen aile konutunun boşanma kararı verilmesi halinde ileride mal rejiminden kaynaklanan olası haklarını karşılıksız bırakmak gayesiyle ve danışıklı olarak kızı olan diğer davalı ...’ya devredildiğini, bu süreç içinde taşınmazın muvazaalı olarak 3. kişilere satılması halinde davacının mal rejiminden doğan haklarının tehlikeye gireceğini belirterek, davalılardan...adına olan tapunun iptali ile diğer davalı eş ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar; devrin muvazaalı olmadığını, davacının taşınmazın alınmasında katkısı olmadığı gibi devirden haberinin de olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir....
Mahkemece, taraflar arasındaki boşanma davasının ret ile sonuçlandığı, taraflar evliyken mal paylaşımı ya da tasfiyesi talep edilemeyeceğinden dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilip hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edildikten sonra vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat yetkisi bulunan davacı vekili, 08.01.2015 tarihli usulüne uygun dilekçesiyle temyiz isteğinden ve davadan feragat etmiştir. HMK'nun 310. maddesine göre davadan feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. 311. maddesinde ise feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Karar kesinleşinceye kadar davadan feragatin mümkün olduğuna. Mahkemece, bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı vekili tarafından davadan feragat edildiğine ve bu aşamada feragat hakkında karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna göre, davacı vekilinin davadan feragat beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir....
Vasıflandırmayı “lex fori” ilkesine göre ve mal rejimini tasfiyesinin bir aile hukuku ilişkisi olarak yaptığımızda; Türk Hukuku bakımından karşımıza bir “ön sorun” çıkmaktadır. Bu ön sorun ise evlilik mallarının tasfiyesi için “evliliğin sona ermiş” olmasının (TMK m.225) gerekmesine ve tarafların evliliği yabancı mahkeme boşanma kararıyla sona ermiş olduğundan, “yabancı mahkeme boşanma ilamının tanınması” sorunudur. Ne var ki, yabancı mahkeme boşanma ilamının Türk Mahkemesince tanınması işlemine başvurulmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, yapılacak işlem, HMK 165. madde uyarınca davacıya yabancı mahkeme boşanma ilamının Türk Mahkemesince tanınması için dava açmak üzere süre verilmesi, açıldığında sonucunun “bekletici sorun” yapılması; tanıma ilamı sunulduğunda; evlilik malına tasfiyesine ilişkin yabancı mahkeme kararı bölümünün de tanınmasına karar verilmesi olmalıdır....
Aile Mahkemesinin 2016/474 Esas sayılı dosyası ile boşanma ve mal paylaşımı davası açtığı, davacının iş bu davasından 08.11.2017 tarihinde feragat ettiği, Mahkemece 18.12.2017 tarihinde feragat nedeni ile davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, feragatin davaya son veren bir taraf işlemi olduğu ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu, davacının Antalya 6....
baskı yaparak ve hileli davranışlarda bulunarak neticelerini anlamadığı bu sözleşmeyi müvekkiline imzalattığını; ayrıca, işbu mal ayrılığı sözleşmesinin orantısız olması ve müvekkilinn tamamen aleyhine şartlar içermesi nedeniyle de iptali edilmesi gerektiğini, nitekim bu sözleşme yapılırken davalının müvekkiline herhangi bir taşınmaz, araç vs. vermediğini; davalının mal paylaşımı öncesi sahip olduğu mal varlıklarını elden çıkararak 2009 yılından sonra satıştan elde ettiği paralarla, yeniden taşınmaz satın aldığını, davalının kötüniyetli davranarak tüm mal varlığını sanki mal ayrılığı sözleşmesinden sonra almış gibi gösterdiğini; davalının eşlik ve avukatlık kimliğini kullanarak, hileli davranışları ve baskısı ile, müvekkilenin neticesini anlamadan iradesi fesada uğratılarak imzalamak zorunda bırakıldığı, hukuka aykırı, orantısız mal ayrılığı sözleşmesinin iptali edilerek davalı adına kayıtlı 01.01.2002 - 06.10.2020 tarihleri arası edinilen tüm mal varlığı için müvekkilinin katılma...
Davalı asil, temyiz dilekçesinde, eşi olan müdahil ile aralarındaki boşanma ve mal paylaşımı davası nedeniyle ondan mal kaçırmak için eldeki davayı açtırdığını ve davayı kabul ettiğini ancak asli müdahil ile anlaşmalarına rağmen davacıların davadan feragat etmeyerek davacılar tarafından aldatıldığını, iradesinin fesada uğratıldını ve kabulün gerçek iradeyi yansıtmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Hemen belirtilmelidir ki; davalının davayı kabul etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur (6100 sayılı HMK. nun 311. maddesi). Bu nedenle mahkeme henüz kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermemiş olsa bile davalı kabulden dönemez ( rücu edemez); kabulü ile bağlıdır . Ancak, kabulle ortaya çıkan sonucun buna sebep olan rızayı ifsad eden bir nedenle malül olduğu kanıtlanırsa (6100 sayılı HMK. nun 311. maddesi) , doğurduğu netice bakımından hileye, hataya maruz kalan kimseye talep hakkı bahşedeceği kuşkusuzdur....
Ancak bu yazı boşanma dosyasına sunulmamıştır. Ayrıca davalı taraf boşanma dosyası sırasında yarın boşanma kararı alacağız bana yazı ver diye söyledi. Ben de alkollü olduğum için bu yazıyı verdim....
köydeki evde istirahat ettiğini, evine döndüğünde olayların yatışmadığını, kadının, erkeği küçümser sözleri toplum içinde sürekli söylediğini, davacı-davalının ve kızlarının mal paylaşımı amacıyla yaptıkları davranışlar nedeniyle her gün tartışma çıktığını, kadının yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, erkek yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç bedel arasında misli fark bulunduğu, tapudaki bedel dışındaki ödeme iddiasının ispatlanamadığı, davalı ...’in eşi tarafından aldatıldığını bilmesine rağmen anlaşmalı boşanarak mal paylaşımı talebinde bulunmaması, mevcut geliriyle dava konusu taşınmazı almasının hayatın akışına aykırı olduğu gibi borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufların iptale tabi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar karar verilmiş; hüküm davalılar ..., ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....


