Davalı vekili boşanma kararının henüz kesinleşmediğini, mal paylaşımı davalarının boşanma kararının kesinleşmesinden sonra görülmesi gerektiğini, dava konusu evin müvekkiline ait yüklü miktardaki ziynetlerin satılması ve annesinin maddi yardımı ile alındığını, davacının katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel Mahkemece davacının taşınmazın bedelinin tamamını kendisinin verdiğini iddia etmiş olması nedeniyle taşınmazın herhangi bir duygusal saikle davalı eş adına tescil edilmesinin bağış niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur....
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mal rejiminden kaynaklı olarak katılma payı alacağı davası açmak üzere mahkemece kesin süre verildiğini, açılan davanın ise mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ayni hak talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, bu karar dayanarak muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil istemli davanın da reddine karar verildiğini, davacının davalı eşiyle 1970’li yıllarda evlendiğini, bu yıllarda aralarında herhangi bir mal rejimi belirlemediklerini, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yasal mal rejiminin geçerli olduğunu, taşınmazın 1994 yılında alınmasında da müvekkilimin gerek ziynetiyle gerek emeğiyle katılımı bulunduğunu, davalı ...’in ilk eşi olan davacı ... ...ten mal kaçırmak ve onu konuttan çıkartmak istediğini, boşanma davası, mal paylaşım davası ve diğer davaların bunu aşikar ettiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1....
Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda kural mal rejimi (=yasal mal rejimi) edinilmiş mallara katılma rejimi olarak kabul edilmiştir.Kural mal rejiminde (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) rejim süresince edinilen mallara ilişkin artık değerin paylaşımı ilkesi (= TMK. m. 219 f.I, 236 f.I) ile karşılığı verilerek edinilen mallara ilişkin artık değerin paylaşımı ilkesi (= TMK. m. 219 f.I) geçerlidir. Mal rejiminin tasfiyesi sonunda, yoksulluğa düşen eşin yoksulluğu ortadan kaldıran uygun bir meblağ elde edip edemeyeceği yoksulluk durumu belirlenirken dikkate alınmak zorunda mıdır? Bilimsel öğreti ve İsviçre Hukuku bu konuda benimle aynı görüşü paylaşmaktadır. Şöyle ki; Mal rejiminin tasfiyesi sonunda, yoksulluğa düşen eşin yoksulluğu ortadan kaldıran uygun bir meblağ elde edip edemeyeceği yoksulluk durumu belirlenirken dikkate alınmak zorundadır. (ÖZTAN, s. 503) Kaynak Kanun (=İsviçre) uygulaması da bu yöndedir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar ve vekilleri tarafından imzalanarak dosyaya sunulan 14.01.2015 tarihli protokolün gayrimenkullerin paylaşımı konusu başlığı altında tarafların taşınmazları paylaşımı konusunda anlaştıkları, protokol doğrultusunda davalının 05.02.2015 tarihinde 410 ada 320 ve 321 parsel sayılı taşınmazları davacıya devrettiği, davacının da bu iki taşınmazı 04.01.2016 tarihinde M. T.'...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların anlaşmalı boşanma protokolünde, boşanmanın fer'î unsurları yanında ihtiyari olarak, ziynet ve ev eşyalarının paylaşımı, aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi gibi hususlarda anlaşabilecekleri gibi mal rejiminin tasfiyesi kapsamında yahut bundan bağımsız olarak bir kısım taşınmazın yahut sicile kayıtlı olan taşınırların tescili, taşınırların teslimi, bir miktar paranın ödenmesi, hisse devri ve bunun gibi bir çok hususu anlaşma boşanma protokolünde düzenleyebilecekleri, anlaşmalı boşanma hükmünün kesinleşmesi ile birlikte boşanmanın fer'î niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın taraflara boşanma protokolünde yüklenilen edimlerin artık boşanmanın ayrılmaz bir parçası haline geldiği, boşanma protokolünde taraflara yüklenen edimlerin sebebi de tarafların iradeleri gereği münhasıran boşanma hükmüne bağlı olduğu, bu sebeple boşanma protokolünden kaynaklanan edimlerin yerine getirilmesi aşamasında...
İstinaf Sebepleri Davacı- davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde;boşanmaya neden olan olaylarda davalı- davacı kadının kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığı, eksik ve hatalı bir inceleme ile soyut iddiaların karara gerekçe yapıldığını, davalı- davacı kadının reddedilen karşı davadaki taleplerine rağmen müvekkili lehine yargılama giderleri paylaşımı ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tedbir ve iştirak nafakasının reddinin doğru olmadığını, tarafların ortak iradesi ve ortak paylaşımı ile karşılıklı anlaşmalarına bağlı olarak eşya listesi dağılımı hususunda yargılamaya gerek görülmediğini, kaldı ki söz konusu hususun da bu davada değil, mal paylaşımına yönelik davanın konusu olduğunu, iki tarafın ortak iradesi olan bir hususta iki kere müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı- davacı kadının boşanma ile babasından dolayı ölüm aylığı alacağını, yoksulluk içinde olmadığını, müvekkilinin ekonomik gücünün kötü olduğunu...
Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ------ kurduklarını, davalının ihaneti üzerine tarafların karşılıklı çekişmeli boşanma ve mal paylaşımı davaları açtıklarını, bu davaların halen derdest olduğunu, her iki davada da şirket ortakları karşılıklı birbirlerinden davacı ve davalı olduklarını, şirket ortaklarının birbirine güveni kalmadığından, mevcut hisse durumları ile hisse temsil ve ilzam yetkileri de göz önüne alındığında, şirketin bu hali ile devamının mümkün olmadığını, bu sebeplerle TTK 531. Maddesi gereğince ---- müvekkilinin şirketlerden çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Asıl dosyada davalılar tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür....
Aile Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli ve 2012/860 E., 2013/884 K. sayılı kararı ile; davacı-birleşen davalı kadının, davalı-birleşen davacı erkekten rahatsız olması ve ailenin yaşadığı ekonomik sıkıntıya rağmen tekrar Kuşadası'na gidip orada yaşamasını istediği, taraflar arasında mal paylaşımı sebebiyle tartışma çıktığı, davalı-birleşen davacı erkeğin eşine tehdit içeren sözler sarf ettiği, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda ortak kusurlu olmaları nedeniyle her iki davanın kabulü ile boşanmalarına, tarafların tazminat taleplerinin ve davacı-birleşen davalı kadının nafaka taleplerinin reddine, davalı-birleşen davacı erkeğin 1.000,00TL emekli maaşı ve 1.200,00TL kira gelirine sahip olmasına rağmen üç yıllık kirayı peşin aldığı ve kesintilerden sonra geriye 600,00TL emekli maaşının kaldığı, davacı-birleşen davalı kadının ise yüklü bir mal varlığına sahip olduğu, kira gelirinin 10.000TL'nin üzerinde olduğu, davalı-birleşen davacı erkeğin bu durumunun da geçici olduğu dikkate alınarak...
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad. 222). Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 16.07.2001 tarihinde evlenmiş, 12.04.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad. 202/1)....
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında her ne kadar derdest bir boşanma davası bulunmakta ise de hukuken evli olduklarını, açılan bu davanın da tarafların boşanma davası açılmadan önce yaşamış oldukları mal paylaşımı sorununun bir sonucu olduğunu, boşanma davası açıldıktan sonra taraflar arasında bir protokol metni düzenlenerek tasfiyesi talep edilen şirkete ait ... plaka sayılı aracın satılarak Türkiye İş Bankası Tarsus Şubesi'nden kullanılan taşıt kredisinin kapanması ve davaya konu şirkette bulunan davalı hisselerinin davacıya devri konusunda anlaştıklarını, davaya konu şirket her ne kadar davacı tarafından kurulmuş ise de şirket hisselerinin davacının talebi üzerine davalı tarafa devredildiğini ve devredilen hisse tutarının davacı da %49, müvekkilinde ise %51 olacak şekilde tesis edildiğini, bu devir üzerine müvekkilinin şirket müdürü ve imza yetkilisi olduğunu, ancak hisse devrinin noterde gerçekleştirildiği tarih ile ticaret sicil gazetesindeki yayımlanma tarihi...


