CEVAP Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu, davacı erkeğin kızlarının müvekkiline hakaret ettiğini, babalarına boşanması için baskı yaptıklarını, davacının bir çok hastalığı olduğunu, her gün içki içtiğini, her sarhoşluğundan sonra komşularını ve davalıyı tehdit ettiğini, geceleri uyanıp insanların üstüne geldiğini, yukarıdan sesler geldiğini, kendisine zarar vereceğini belirttiğini, akıl sağlığından şüphe duyduğunu, müvekkilinin fiziksel şiddete ve hakaretlere maruz kaldığını, davacının kumar oynadığını, 40.000 USD kaybettiğini, davacıya vasi atanmasını talebinin haklı bir sebebe dayandığını, davacının kızının davacının mal varlığını tüketmeye çalıştığını, her ay davacıdan para aldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini boşanma kararı verilmesi halinde müvekkili yararına aylık 8.000,00 TL tedbir nafakası ile 500.000,00 TL maddî ve 250.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. III....
Aile Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2015 NUMARASI : 2014/409-2015/264 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflardan kadının akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasına karşılık, kocanın açmış olduğu evlilik birliğinin temelinden sarsılma sebebine dayalı karşılıklı boşanma davalarında, mahkeme 07.05.2013 tarihli kararı ile; her iki boşanma davasının kabulüne, tarafların tazminat isteklerinin reddine, davacı-davalı kadın lehine 200 TL tedbir nafakası verilmesine, kadının yoksulluk nafakası ile erkeğin nafaka isteklerinin reddine hükmedilmiş, hükmü davalı-davacı erkek kadının boşanma davası, fer'iler ve alacak davası yönünden temyiz etmiş, Dairemizin 17.02.2014 tarihli ilamı ile hüküm kadının tam kusurlu olması nedeniyle erkek lehine manevi tazminata hükmedilmesi (TMK. mad. 174/2) gerektiği, davacı-davalı kadının dava dilekçesinde...
ya karşı nitelikli kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, bozma üzerine verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafinin akıl hastalığı yönünden rapor aldırılmadığına, katılan Bakanlık vekilinin tahrik indirimi yapılmaması gerektiğine, katılan vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanıkla maktulün resmi nikahla evli oldukları, bu evlilikten müşterek bir çocuklarının bulunduğu, olay tarihinden önceki zamanlarda sanığa, maktulün onu aldattığına dair telefonlar geldiği, maktulün sanıkla ortak yaşadıkları konutu terk ederek sanığa boşanma davası açtığı, sanığın da maktule karşı sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaktan dolayı karşı dava açtığı, mahkemeye sunulan delillerden de maktulün sanığı adattığının anlaşıldığı...
Ancak; 1- Temyiz aşamasında sunulan Nazilli Sulh Hukuk Mahkemesinin kısıtlama kararının içeriğine göre, Nazilli Devlet Hastanesinin raporu ile, sanığa madde kötüye kullanımı+maddeye bağımlı psikoz+antisosyal kişilik bozukluğu+impuls kontrol bozukluğu teşhisi konulması sebebiyle, karar tarihinden önce sanığın vesayet altına alındığının anlaşılması karşısında, suç tarihi itibariyle TCK'nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda CMK’nın 74. maddesine göre gözlem altında tutulup usulünce sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın katılan ...'...
CEVAP Davalı-davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile karşı davaya cevaba cevap dilekçesinde; kadının erkeğe duygusal ve fiziksel şiddet uyguladığını, en son olayı erkeğin kameraya aldığını, kadının son olaya dair iddialarının doğru olmadığının ispatlandığını, kadının en son olay sonrası erkeğin telefonundan erkeğin annesine erkek aleyhine delil oluşturmak için mesaj gönderdiğini, takıntı, şüphecilik, kurgulama gibi psikolojik sorunları olduğunu, erkeğin ailesine de hakaret edip şiddet uyguladığını, aileyle görüşmek istemediğini, eşine hakaret ettiğini, kovduğunu, aile mahremini çevreye anlattığını ileri sürerek asıl davanın reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile tarafların akıl hastalığı, mümkün olmazsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, çocuk yararına aylık 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile erkek yararına 200.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandığını, eylemlerinin iradi olmaması nedeniyle davalı kadına kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını, davacının akıl hastalığına dayalı bir boşanma davası da bulunmadığını, boşanmaya karar verilebilmesi için tarafların evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması, bu durumun meydana gelmesinde davalının azda olsa kusurunun bulunması gerektiği, kadının kusuru davacı erkek tarafça ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, karar gerekçesinde ve netice kararda hata edilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu; tarafların belirlenen ekonomik ve sosyal durumları itibariyle davacı erkeğin hayvancılık yaptığı, davalı kadının ise ev hanımı olduğu, davalı kadın adına KOSGEB hibeli küçükbaş hayvanlarının bulunduğu ancak bu hayvanların davacının zilyetliğinde bulunduğu,...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline karar verildiğinden davacı kadının boşanmaya ilişkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tarafların evli kaldıkları dönemde davalı erkeğin, eşine ayrı ev açmadığı, şiddet uyguladığı ve davalı erkeğin annesinin, davacı kadını zorla doktora götürdüğü; kadının akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmış olması nedeniyle kendisine kusur isnadı mümkün olmadığı, gerçekleşen olaylara göre erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmakla kadının davasının kabulüne, tarafların evliliği Mahkemenin 2021/259 E....
TMK'nun 369/1. maddesine göre, ev başkanı ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşıldığı gibi, üçüncü kişilere verdikleri zararla ev başkanını sorumluluk altına sokanlar; küçük, kısıtlı ve akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olan kimselerdir. Hukuk düzeni, ev başkanını koruyucu ve güvenilir kişi; küçükleri, kısıtlıları, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanları korunmaya ve gözetime muhtaç kimseler olarak kabul eder. Bu kişiler, küçüklükleri, tecrübesizlikleri, akli yetersizlik ve dengesizlikleri sebebiyle başkaları için tehlike teşkil ettikleri gibi, aynı şekilde başkaları da kendileri için tehlike oluşturabilir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı boşanma davaları iş bu davadan tefrik edilerek, evliliğin iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda; her ne kadar davacı, davalının cinsel ilişkide bulunmasına engel ve akıl sağlığı yönünden hastalıklarının bulunduğunu belirterek evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de, davalı hakkında alınan sağlık kurulu raporlarından davalının cinsel ilişkide bulunmasında fiziksel bir engel olmadığı, yine davalının mental reterdasyon hastalığının bulunduğu, ancak mevcut rahatsızlığı nedeni ile vesayet altına alınmasını gerektirmediği ve evlenmesine engel olmayacağı bildirildiği, tarafların evlenmeden önce nişanlı geçirdikleri süre dikkate alınarak hayatın olağan akışı karşısında davacı kadının davalının rahatsızlığını bildiği kabul edilmiş, başka bir anlatımla davalı kocanın davacının sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığı olmadığı...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin Nizip Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/485 Esas 2019/548 Karar sayılı kararı akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmasına karar verildiği ve kendisine vasi atandığı, 4721 sayılı Kanun'un 165 inci maddesine göre açılmış bir dava bulunmadığı, mevcut durum itibariyle erkeğin davranışlarının iradi olduğundan, dolayısıyla kusurlu olduğundan da söz edilemeyeceği, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre boşanma kararı verilmesinin hatalı olduğu, davanın reddi gerektiği, ancak boşanma hükmünün istinaf konusu yapılmaması nedeniyle bu hataya değinilmekle yetinildiği, erkeğe kusur yüklemesi yapılamayacağından kadın yararına hükmedilen tazminatların kaldırılması gerektiği, dosya kapsamı, SGK kayıtları ve tanık beyanlarından erkeğin çalışmadığı, tanık beyanına göre kadının ise çalışmak zorunda kaldığı belirtildiğinden yoksulluk nafakasının koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile erkeğin vasisinin kusur tespiti...


