İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarih ve 2018/794 Esas, 2020/276 Karar sayılı kararı ile kadının davasının kabulüne, tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, çocuk ile babası arasında kişisel ilişki kurulmasına, aylık 300,00 TL tedbir-iştirak, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasına, 13.000,00 TL maddî, 12.000,00 TL manevî tazminata, davalı-karşı davacının akıl hastalığı nedeniyle açmış olduğu davanın reddine karar verilmiştir. B....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanarak erkeğe vasi atandığı, akıl hastalığı bulunan erkeğin davranışlarının iradi olmaması nedeniyle erkeğe kusur yüklenemeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu gibi kadına atfı kabil bir kusur bulunmadığı, tarafların her ikisinin de kusursuz olması nedeniyle her iki davanın da reddedilmesi gerektiği, ortak çocuk ...'...
Davacı-davalı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde; kadının erkeğin rahatsızlığını ileri derece akıl hastalığı gibi algılayıp eşini sarsan hareketler yaptığını, eşinin iyileşmesi için destek olmak yerine onu üzdüğünü, tedaviye destek olmadığını, çevreye erkeğin şizofren olduğunu söylediğini ileri sürerek erkek yararına 20.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı-davacı kadın vekili 12.11.2012 havale tarihli cevap dilekçesi ile; dava dilekçesindeki hususları kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2....
GEREKÇE Sanık tarafından, temyiz aşamasında sunulan sağlık raporlarında sanığa “Bipolar affektif bozukluk.” tanısı konulmuş olduğu ve 16 yıldır bu tanıyla takip edildiğinin belirtildiği anlaşılmakla, sanığın suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca “Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiillerin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış ya da önemli derecede azalmış olup olmadığı.” konusunda yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle karar hukuka aykırı görülmüştür. V....
DAVA 1.... erkek vekili dava dilekçesinde; erkeğin önceden açtığı boşanma davasının reddedildiğini, kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, saygısız davrandığını, hakaret ettiğini, eşini yüzüstü bırakıp kendi ailesinin bakımı ile ilgilendiğini, erkeğin bakıcı tutmak zorunda kaldığını, kadının çevreye bakıcıyı kastederek erkek hakkında sadakatsizlik ithamında bulunduğunu iddia ederek; tarafların onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmalarına ve erkek yararına 10.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. 2.... erkek Sındırgı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.01.2022 tarihli ve 2021/430 Esas, 2022/56 Karar sayılı kararıyla akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmıştır. ... erkek vasisi vekili Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararından sonra 09.03.2022 tarihli duruşmada davayı ıslah ettiklerini ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. 3.... erkek Bölge...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ortak çocuğun velâyeti anneye verilmiş ise de annenin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanıp vesayet altına alındığı, bu nedenle velayetin anneye verilemeyeceği, babanın ise ağır sakatlığı nedeniyle başkasının bakımına muhtaç olduğu, bu durumda velâyetin kısıtlanıp vesayet altına alınan babaya da verilemeyeceği, bu nedenle velâyete ilişkin kararın kaldırılması gerektiği, karar kesinleştiğinde çocuğa vasi atanması gerektiği; kadının akıl hastalığı nedeni ile kısıtlanması sebebi ile davranışlarının iradi olmadığı ve kendisine kusur yüklenemeyeceği, erkeğin ise 4721 sayılı Kanun'un 408 inci maddesi uyarınca ağır sakatlığı nedeni ile kısıtlandığı, kendisine yüklenen kusurlu davranışların gerçekleştiği, kusur belirlemesinde isabetsizlik bulunmadığı; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından erkek yararına nafaka ve tazminat miktarları yönünden usulü...
de Şişli Etfal Hastanesinin 04.12.2007 tarihli raporu ile hafif derecede mental retardasyon mevcut olduğu, hak ve fiil ehliyetinin olmadığı, akıl hastalığı nedeni ile ...'ün kısıtlanmasına karar verildiği, babası ...'...
CEVAP Davalı - davacı erkek vekili 07.12.2020 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; kadının akıl hastalığı olduğunu bilmediğini, tedavi olması için uğraştığını, beden temizliğini ve ev temizliğini yapmadığını, eşyalara zarar verdiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, ailesine saldırdığını, ruhsal sıkıntı nedeniyle cinsel birliktelik yaşayamadıklarını belirterek öncelikle 4721 sayılı Kanun’un 165 inci maddesi gereğince olmadığı takdirde 166 ncı maddesine göre davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, 150.000,00 TL maddî, 150.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. III....
"Ayırtım gücü" eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek aynı Kanunun 13. maddesinde "yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir" denilmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu kanun ile öteki kanunların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanunun 15. maddesinde ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı 11.06.1941 tarih 4/21)....
Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu Türk Ceza Kanununun 98. maddesinde “(1)Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2)Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı suç 765 sayılı TCK'nın 476. maddesinde “Bir kimse yedi yaşından aşağı bir sabiyi veya müptela olduğu akıl veya beden hastalığından dolayı kendini idare edemeyen bir kimseyi terkedilmiş bulupta derhal ait olduğu daireye veya Hükümet memurlarına malumat vermekte ihmal ederse beş liradan elli liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır....


