KARŞI OY YAZISI Boşanma davası sonradan ehliyetsiz olduğu anlaşılarak, kısıtlanıp kendisine vasi atanan davacının bizzat kendisi tarafından açılmıştır. Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmış olan kişi tam ehliyetsiz kişi konumundadır. Tam ehliyetsiz kişinin yaptığı işlemler yapıldığı andan itibaren hükümsüzdür. Bu nedenle, tam ehliyetsiz kişinin yaptığı işlemler sonradan yasal temsilcisinin (vasi) icazeti ile sağlıklı (geçerli) hale getirilemez. Aksi halde, yargılamanın belirli bir kesitine kadar işlem yapan, örneğin delil bildiren ehliyetsiz kişinin işlemlerinin geçersizliği veya tek tek icazet durumunun da değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenlerle, işlemin yasal temsilcisi tarafından yeniden yapılması gerekir. Bu bağlamda, (TMK. 462/8) vasinin vesayet makamından dava açma izni alarak yeniden dava açması gerekir. Kısıtlının kendisi tarafından açılan bu davanın da, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca “usulden reddi” gerekir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Evliliğin İptali - Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından her iki dava ve ziynet eşyası alacağının reddi yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacı-davalı kadın tarafından "evlilik birliğinin sarsılması" (... m. 166/1) hukuki sebebine dayalı boşanma davası açılmış, davalı-davacı erkek vasisi tarafından da akıl hastalığı sebebiyle mutlak butlan ile evliliğin iptaline karar verilmesi için dava açılmış, her iki dava birleştirilmiştir....
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi ... başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK m. 166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacı-davalı erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Zira toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davacı-davalı erkeğe “fiziksel şiddet, ... düşürücü ve aşağılayı söz ve davranış, kadının evden gitmesini isteme” vakıalarının kusur olarak yüklenmesi gerekir. Davacı-davalı erkek tam kusurludur. Diğer yandan, davalı-davacı kadının akıl hastalığı nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi gereği kısıtlanarak vasi atanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır....
DAVA Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesinde şiddetli geçimsizliğe dayalı olarak açtıkları boşanma davasının temyiz incelemesi neticesinde davalının akıl hastası olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi bozulduğunu, davalarının ret ile sonuçlandığını, davalının akıl hastası olduğunu, gelen rapordan iyileşme imkanının olmadığının anlaşıldığını, bu durumun müvekkili için hayatı çekilmez kıldığını, müvekkilinin kendisine ve ortak çocuğa bir zarar geleceği korkusu ile yaşadığını belirterek akıl hastalığı nedeni ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 165 ıncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından (6100 s. HMK m.ll4/l-d) olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler (6100 s. HMK m. 115/1). Davada, davalı erkek tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, davacının ruhsal rahatsızlığı olduğu ve Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1866 esas, 2011/337 karar sayılı kararı ile davacı kadının akıl hastalığı nedeniyle vesayet altına alındığı belirtilmiştir....
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen TMK'nın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. 3.3....
TMK 429. maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye bir yasal danışman atanacağı; 431. maddesinde ise, "Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağı." 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceği, hakimin karar vermeden önce kurul raporunu gözönünde tutarak kısıtlanması istenilen kişiyi dinleyebileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, yasal danışman isteminin boşanma dosyasına bakan mahkeme tarafından aldırılan 16.05.2013 tarihli rapora dayalı olduğu ve mahkemece bu raporla yetinilerek yasal danışman atanmasına karar verildiği anlaşılmıştır....
Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı kadın vekili, kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, karşı davada boşanma, nafaka ve tazminat ile çeyiz eşyası talebinin reddi, ziynet eşyalarının kısmen kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2021 tarih ve 2018/2897 Esas, 2021/662 Karar sayılı kararı ile, akıl hastalığı sebebiyle boşanma nispi bir boşanma hali olduğu, bu kapsamda akıl hastalığının boşanma nedeni olabilmesi için bu durumun diğer eş için müşterek hayatı çekilmez hale getirmiş olması, hastalığının geçmesine olanak bulunup bulunmadığının sağlık kurulu raporuyla tespiti zorunlu olduğu, ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, birleşen nafaka davasının kabulü, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki belgelerden, davalı-karşı davacı kadının akıl hastası olduğu ve kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı bir dava bulunmamaktadır (TMK m. 165). Akıl hastası olan kadının hareketleri iradi olmadığından, kendisine kusur yüklenemez. Bu sebeple Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" hukuki sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Aile Mahkemesi TARİHİ :28.06.2013 NUMARASI :Esas no:2010/147 Karar no:2013/537 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, kişisel ilişki ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dava, Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayanan akıl hastalığı sebebiyle boşanma istemine ilişkindir. Davalı 5.3.2012 tarihli rapora dayanılarak "atipik psikoz" tanısı ile vesayet altına alınmıştır....


