Temyiz Sebepleri Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasının reddi, nafakalar ile maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında; geçimsizlikte kadının kusurunun bulunup bulunmadığı, kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat ile tedbir nafakası miktarlarının hakkaniyete uygun olup olmadığı, yoksulluk nafakası kabulü şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2....
un 30.01.2022 tarihinde ... olduğu, çocuk lehine hükmedilen tedbir nafakasının ... olduğu tarih itibariyle sona erdiği, çocuğun ... olduğu tarihte boşanma kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle tedbir nafakasının iştirak nafakasına dönüşmeyeceği ve bu nedenle kadının çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasına ÜFE oranında artış talebi olmamasına rağmen bu yönde hüküm kurulmasının sonuca etkili olmadığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dilekçesi ile; davalı ile boşandıklarını, kesinleşen karar gereği müşterek çocukları için kendi isteği doğrultusunda 450,00 TL nafakaya hükmedildiğini, çocuğun kreş masrafları ve diğer masrafları için bu nafakayı bu güne kadar ödediğini, ancak çocuğun kreş eğitimini bitirdiğini ve okula başlayacağını, kendisinin ise yaklaşık iki aydır işsiz olduğunu ve nafakayı ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek 450 TL olan iştirak nafakasının tamamen kaldırılmasını olmadığı takdirde 150TL'ye indirilmesini talep ve dava etmiştir....
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tedbir nafakasının davalı kadın eş yararına hükmedildiği halde hükümde davacı yazılmasının maddi hataya dayalı olduğu ve mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunduğunun (HMK.md.304) anlaşılmasına göre, davacı erkek eşin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir 2-Davacı erkek eş, 07.01.2014 tarihli dilekçe ile boşanma davasından feragat etmiştir. Feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu nedenle Türk Medeni Kanununun 169. maddesi uyarınca, davalı kadın eş ve yanında bulunan müşterek çocuk yararına hükmedilen tedbir nafakalarının feragat tarihinden itibaren kaldırılması gerekirken, kararın kesinleşme tarihine kadar hükmedilmesi doğru olmamıştır....
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere, özellikle davalı-karşı davacı erkeğin her ne kadar 11.07.2015 tarihli dilekçesi ile ortak çocuk yararına tedbir ve işirak nafakasına hükmedilmesine yönelik talebi olduğu halde, mahkemece sosyal ekonomik durumları ile talep olmadığından bahisle tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmemesinde, "Talep olmadığına dair gerekçe" doğru görülmemiş ise de; kadının dosyadaki delillere göre ev hanımı olduğu, kendisine yoksulluk nafakasına hükmedildiği, kendisi yoksul olan kişiden ortak çocuk için tedbir ve iştirak nafakası alınamayacağından çocuk lehine nafakaya hükmedilmemesinin sonucu itibarıyla doğru olduğunun ve ayrıca değişen şartlara göre yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafaka davasının her zaman için açılabileceğinin anlaşılmasına göre, Hukuk Usul Muhakemeleri Kanununun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para...
C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;davalı kadının davacı eşine karşı hakaret etttiği, tartışmalarında tahrik ettiği, eve geç geldiği, bir kaç gün dahi gelmediği, "arkadaşımda kaldım, patronumda kaldım" şeklinde söylediği, evdeki sorumluluklarını yerine getirmekten kaçındığı, buna göre davalı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuk yargılama aşamasında reşit olduğundan velâyet hususunda karar verilmesine yer olmadığına, davalı kadın lehine verilen 300,00 TL tedbir nafakasının 09.07.2020 tarihinden itibaren 250,00 TL arttırılarak, 550,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, davalın kadının maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
İstinaf Sebepleri 1.Davacı kadın vekili istinaf sebepleri olarak; manevî tazminat ile tedbir ve yoksulluk nafakasının miktarına yönelik istinaf buşvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı erkek vekili istinaf sebepleri olarak; kusur tespitine, davacı yararına hükmedilen manevî tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakasına yönelik istinaf buşvurusunda bulunmuştur. C....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2017 tarih, 2016/404 Esas 2017/170 Karar sayılı kararı ile her iki tarafın evlilik birliğinin gerektirdiği yükümlülüklere aykırı davranmakta ortak kusuru olduğu, tanık beyanlarından kadının erkeğe nazaran daha fazla kusurlu olduğu gerekçesi ile asıl davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, karşı davanın kabulü ile ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına 300,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılmasına, kadının yoksulluk nafakası ve tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı-davacı kadın vekili, asıl davanın kabulü, boşanma kararı, kusur belirlemesi, tedbir nafakasının kaldırılması, yoksulluk nafakasının reddi, ziynet alacağı davasında inceleme yapılmaması yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması, tazminatların miktarı yönünden, davalı (koca) tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminatlar, velayet, nafaka ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı kocanın temyiz dilekçesi, davacı vekiline 20.02.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Hükmü temyiz etmemiş tarafın diğer tarafın temyizine cevapla hükme ilişkin itirazlarını bildirmek suretiyle hükmü katılma yolu ile temyizi (HUMK.md.433/2) mümkün ise de bu şekilde yapılan temyiz süresi, temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren on gündür. Bu süreden sonra verilen cevap dilekçesindeki itirazların temyizen incelenmesi artık mümkün değildir....
doğru ve maddî gerçeğe uygun olduğu, davacı kadının düzenli çalışması bulunmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesi ile tedbir ve yoksulluk nafakasının kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilgili hükümlerin kaldırılmasına, davacı lehine hükmedilen 600,00 TL tedbir nafakasının tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar devamına, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren aylık 700,00 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan yıllık ÜFE oranında arttırılmasına karar vermek gerektiği, davacı kadının mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi karşısında maddî tazminat talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yanlış olduğu, kadın lehine hükmedilen manevî tazminatın az olduğu, bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilgili hükümlerin kaldırılmasına,...


